29 Eylül 2017 Cuma

Aşk olsun

Sonra soracak, tıpkı diğerleri gibi, 'neden' diye. Bile bile sorarlar. En kibar halinle cevap verdiğinde mutlaka bir 'ama' vardır diyecekleri. Aklından geçeni olduğu gibi söylesen 'gaddar' olursun, can acıtacağını bilsen bile, hak etse de karşındaki, içine sinmez. Kimseye yaranılmayan zamanlar vardır hayatta. Ne kendi içine siner söylediklerin, ne de karşındaki hak verir sana. Sen kibar olmaya çalıştıkça onlar 'hadi vursana vursana' der, sen yine de 'yok yahu ne gerek var' dersin. Nihayetinde, er ya da geç, mutlak ki bir saygısızlık ederler, zorlarlar senin de ar damarını. Kimi zaman çatlar, içine akar zehrin, kimi zaman çatlar etrafa saçılır da utanırsın insanlığından. Ama beyhude. Sen de öyle ya da böyle insan olduğunu kabul etmek zorundasın aslında. Böylesi anlarda kendi sığlığını görüp başkalarına yüksek baktığın durumlar için utanırsın. Hak etmişsindir biraz, ama öte yandan nedir ki çaresi yani? Nasıl olsa o ar damarı muhakkak bir şekilde çatlayacak diye iyice salıvermek de olmaz ki, senin içine sinmez ki.

Ne yapmalı böyle zamanlarda? Soğukkanlılığını koruyup, kibarlığı elden bırakmadan, üzecek ve acıtacak da olsa doğruyu olabildiğince çıplak söylemek gerek aslında. Ama zor. Çok zor. Bakalım... Hayrolsun derdim, hayır deme dedi bir arkadaşım. O zaman aşk olsun diyorum. Her zaman, mutlaka, bol bol olsun.

Aşk olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.