"Hayatını dolu dolu yaşamış, risk almaktan, kaybetmekten, yeni yollar denemekten ve aşık olmaktan hiç korkmamış"ım. Dürüstlük her zaman yumuşak karnım olmuş, uğruna ne fırsatlar kaçırmış, ne kalpler kırmış, ne yaralar almışım.
6 farklı ülkede 3 farklı kıtada, 5 kere baştan kurmuşum hayatımı. En beklemediğim anda yalnız kalıp, vaz geçiyorum dedikten sonra ayağa kalkmışım. Değil sarılacak, konuşacak, telefon edecek kimsemin bile olmadığı kapkaranlık ve ıslak günler gecelere karışmışken bazen insanların hayallerini süsleyen imkanları elimin tersiyle itmişim. Yanlış adamların kalbini teslim alıp, kimisini bölüşmek, kimisi için bölünmek zorunda kalmışım ama aşktan hiç vaz geçmemiş, aşka hiç küsmemişim. Hala özür borçlu olduğum bir kaç kadın kalmış ama her fırtınadan bir çıkış bulmuş, her düşüşte kalkmışım.
Ve şimdi, tüm bunlardan sonra, tüm bunlara rağmen, tüm zırhlarımı tek tek usul usul yerinden edip, derisi soyulmuş çırılçıplak göğsümden, kendini bir arada tutmasına yardım edecek ufacık bir zarı bile kalmamış kalbime, upuzun, sipsivri, semsert bir hançer saplanınca gözlerimin içine baka baka, her şeyden vazgeçip bu diyardan gitmeme bile imkan tanınmayan bir zamandayım.
Şimdi oyunun tersine döndüğü, maskelerin en sağlamının takılıp, geri dönüşü olmayan o yola girildiği an geldi. Bir de böyle oynayalım bakalım.
Bakalım bu sefer kimler neler diyecek arkamdan, kimler gözüme bakabilecek her şeyin bu hale gelişinin müsebbibi olduğunu bile bile, kimler hala beni suçlayacak utanmadan yalanlarla, kimler bencilliğin tanımını baştan yazacak, kimler kendinden vaz geçecek ufacık bir tebessüm ihtimali yaratabilmek için; göreceğiz.
İnsanların 20 yılda geldikleri bu iğrenç hale 42 yıl direnmek olsun benim madalyam da. Buraya kadarmış. Bundan sonrası tribünler için artık.
Perde!
