11 Nisan 2013 Perşembe

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet


Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Nisan 2013 Çarşamba

30 yıl




Ben 30 oldum, geçtiğimiz Perşembe. ve düşündüm bu geçen 30 yılda neler oldu hayatımda diye.

Gezdim! Çok gezdim! İlk gittiğim ülke Almanya oldu, sonra İtalya, İsrail, İngiltere, Kuzey İrlanda, İrlanda Cumhuriyeti, Güney Afrika, İskoçya, Güney Kore, İspanya...

Kazandım! Hem alnımın akıyla para kazandım, hem kalemimin gücüyle ülke çapında derece kazandım edebiyatta, hem de şanslı günlerimde seyahatler t-shirtler kazandım.

Kaybettim! Dedemi kaybettim. DAT'ı kaybettim. İnsanlara inancımı kaybettim.

Öğrendim! Sadece yazıları değil insanları da okumayı öğrendim. Düşüp düşüp kalkmayı öğrendim. Güvenmeyi öğrendim. Ne olursa olsun kendinden kaçamayacağını, kendini tanıman ve eğitmen gerektiğini, kendin gibi olmanın cesaret gerektirdiğini öğrendim. İngilizce öğrendim, almanca, azcık fransızca, bir iki kelime korece, işaret dilini ve yıldızların dilini öğrendim yıllarca. Ama en zoru, sabretmeyi öğrendim, zamana inanmayı.

Öğrettim! Sevmeyi öğrettim en çok. Ve bir o kadar da saygıyı ve samimiyeti. Yıldızları da öğrettim, kimi zaman matematiği, ingilizceyi ve hatta dans etmeyi de.

Kızdım! O kadar kızdım ki bardakları tabakları kırdım. Hırpaladım. Hırpalandım. Bağırdım avaz avaz. Ağladım deliler gibi. Kavga ettim. Yumruk attım ama tokat atmadım kimseye. Çok değil ama birkaç ismin üstünü de çizdim, defterden de sildim.

Fark ettim! İnsanların en çok sevgiye hasret olduğunu, sevginin gücünü.

Hastalandım! Hastaneye kaldırıldım; Almanya'da, K.İrlanda'da, Türkiye'de... Endoskopi oldum, MRI çektirdim, LP yaptırdım... Migrenim oldu, Reynauld's fenomenim oldu, depresyonum da oldu, reflüm de... ama sonunda hep iyileştim.

Sabrettim! Çok değil ama sabrettiğim günler de oldu, evet, zor oldu ama sabrettim ben de.

Sevdim! Çok sevdim! Sevdiğim kadar sevildim. Seviştim. Aldatıldım. Aldattım. Terk ettim. Aşka hep inandım. Aşk, hayatımın hep en önemli ve en büyük kısmı oldu. Ve sonunda evlendim!

Yaşlandığımı sanmıyorum ama içimdeki çocuk az da olsa büyüdü sanırım. 

22 Mart 2013 Cuma

Mır miyav günaydın

Türkiye'den döndüğümüzden beri hala geçmedi kedilerime olan hasretim, şu anda bile özlüyorum. Tüm gün aklımda onlar, eve gitsem de kedilerime sarılıp kitap okusam... Ama son 1 haftadır Güllaç hanım deli ediyor beni. Her sabah saat 8 oldu mu başlıyor, hatta kimi zaman 7!


Evet işte halim aynen böyle! Başta çok sevimliydi ama gittikçe uyku düzenimi iyice karıştırmaya başladı. Ben fazla uyuyunca ve anlamadığım bir şekil var ki o şekilde uyandırılınca uyanamıyorum, kalkamıyorum. Gece 1'den önce uyursam, sabah kafam küfe gibi oluyor, hem de içi lahana dolu ağır bir küfe. Ama yok saat 1,5-2 olmuş da öyle uyumuşsam sabah 7'de cin gibi kalkıyorum, uykumu almış ve dinç bir şekilde. Ne var ki Güllaç hanımın kaç gündür beni dürtük dürtük uyandırması yüzünden sanırım ki 1 haftadır sersem oluyorum sabahları. Güneş doğdu mu, hanfendi uyandı mı başlıyor sürtünmeye, mırıldanmaya. O kafa illa benim elimin altına girecek. O burun illa benim yanağıma değecek. Dahası, o koca poposuyla suratıma oturmaya kalkışması! Eh yuh artık yani! Bir süre sonra da mirrr miirrrr mirrrr başlıyo ki o zaman artık zombi modda kalkıp yemek verme bahanesiyle banyoya kapatmak zorunda kalıyorum. Ha yataktan kalkmış oluyorum ama uyanmış olmuyorum ki. O şekilde uyandırılınca baş ağrısı gibi... baş ağırlığı sanırım, evet evet baş ağırlığı yaşıyorum, kafam ağır geliyo ve huooopp yastığa! 

Sanırım gece onlarla uyuyup, sabah onların yumuş yumuşluğuyla uyumak ayrı bir zevk verse de, yeniden yataklarımızı ayırmanın vakti geldi sanırım...

17 Mart 2013 Pazar

geçmiş gün


Limon, delgeç, soğuk kahve, ılık kola, highlighter falan işte.
Ekranım çok parlak biliyorum, ama göremiyorum, seçemiyorum yazıları 4 gündür.

14 Mart 2013 Perşembe

VEA

Verimliliğim üstümde bugün ama çalışacak verilerim yok elimde. Aslında kendime gidecek düzgün bir toplantı arayabilirim, bankayla iletişime geçip adresimi güncelleyebilirim ki ehliyet için gerekli olacak - evet TR ehliyetim burda geçmiyor ve baştan sınava girmem gerek, neyse bu başka bir konu. Ama ben işimi yapmak istiyorum. Ha yüksek lisans tezimin makalesini bitirebilirim ama metin yazacak bir konsantrasyon kafası yok şu anda bende, ben analizlerime devam etmek istiyorum deli gibi. Bilim aşkım depreşti resmen. Bir de her zamanki gibi şimdi yazmaya başlarsam rahat bi 3-4 saat aralıksız çalışırım, ama o kadar çalışabilecek miyim kesintisiz emin değilim falan diyerek erteliyorum başlamayı. Zaten benim en büyük sorunum başlamak. Neyse içimdeki bu coşku kaybolmazsa başlarım inşallah az sonra. Öyle işte, iki satır olsun yazayım size istedim. 

Decode: Verim - Enerji - Aktivite