9 Şubat 2010 Salı

keşke geçememişsek

Hatırlayamadım yine. Geçen gün ona Antalya'dan, gittiğim en güzel yaz tatilinden aldığım küpelerini takmıştı, bugün de ona aldığım pembe şemsiyesi elindeydi. Ama o günkü gibi bugün de hatırlayamadım. Elinde şemsiyesi, göreyim, hatırlayayım diye baktı durdu gözümün içine ama hatırlayamadım. Dayanamayıp sordu sonunda. Sorunca biraz garip oldu sorduğuna, sonra dalgaya vurdu hemen. 

Eve gelince düşünmeye çalıştım, ne kadar çabaladımsa da hatırlayamadım. İnsanın geçmişini unutması ne garip. Sadece kötüleri değil ya da sadece iyileri. Herşeyi unutup sadece genel bir intiba hatırlamak geçmişe dair..insanlara ve yıllara ve mekanlara dair genel düşüncelerle kalakalmak... geçmişten kurtulmak için büyük güzellik bu belki de. Ama pek de öyle gelmiyor işte insana... Hatırlamaya çalıştım geçmişi. Eski defterlerimi çıkarıp okudum, eski mektupları. Yazdığım mektupların fotokopisini alırdım göndermeden önce, onları okudum, bana yazılanları da... Altlarında tarih olmadıkça bilemedim bile ne zaman verildiklerini. 
üstlerinde tarih olmasına rağmen sanki ilk defa okuyormuşum gibi...

Bugünü beğenmiyorsan geçmişin hayalinde yaşamak nasıl bir çözüm olur acaba? Sessizce ve hiç şikayet etmeden bugünden, kendine bile çaktırmadan bu kandırmacayı, geçmişte yaşamak mümkün mü acaba acı verir mi geçmişi özlemek kadar?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.