Yahu son yazıdaki görüntü görünmüyor, hiç sesiniz çıkmadı(OnurCUMu tenzih ediyorum). Hadi onu geçtim, bu kız Güney Afrika'ya gitti de dönmedi mi, öldü mü oralarda, yamyamlar mı yedi bunu, ne oldu diye hiç mi merak etmezsiniz yahu? Alacağınız olsun... Kırdınız kalbimi.
Ölmedim lan, hayattayım işte, Güney Afrika notlarımı da yazıcam ilk fırsatta.
Şimdilerde 3 Haziran'da sunumunu yapacağım, en geç 3 Mayıs'ta teslim edeceğim "differentiation report" bi tür doktora yeterlilik raporu ile uğraşmakta olduğumdan mütevellit aşırı bir yoğunluk içindeyim ama yazıcam.
Ve hatta yakın zamanda yeni bir blogda daha yazmaya başlıyorum, neresi olduğu şimdilik gizli kalsın.
Öyle işte.
18 Nisan 2011 Pazartesi
28 Mart 2011 Pazartesi
22 Şubat 2011 Salı
rüya hayal plan tasarı
rüyalardan nefret ediyorum çoğu zaman. beni uzun zamandır özlediğim bir zamana taşıdıklarında da, asla erişemeyeceğim hayalleri yaşattıklarında da. ben sevmem hayal kurmayı. ne gelecek hayalleri ne tatil hayali, sevmem. kendimi kandırmak gibi gelir. sanki asla ulaşamayacağımı bilmenin çaresizliğiyle kendimi hayallerle avutuyorum gibi. ben son yıllarda gelecek planı yapmayı bile bıraktım değil hayal kurmak. 1 yıldan uzun vadeli planım yok. 1 yıl bile uzun bence. şimdiki en uzun vadeli gelecek planım Mart ortasında gideceğim Güney Afika gözlemi, o kadar. yazın başka güzel şeyler de olsun diye çabalıyorum ama plan değil onlar, hayal de değil, şimdilik sadece taslak. taslaklar gerçekleşmeyebilir ve bu sorun olmaz benim için. ama hayaller başka. hayalleri de sevmem, beni kendimden alıp götüren rüyaları da. rüyalarda sıkışıp kalıyorum bazen. bu sabah da öyle oldu. iyi değilim o yüzden.
21 Şubat 2011 Pazartesi
Haberler
Efenim diyetimiz mutlu sona erdi. Yaklaşık 4,5 - 5 kilocuktan kurtuldu cadınız. Zorlanmadım, sadece 6. ve 7. gün (haftasonunda yani evde olduğum günlerde) ne atıştırsam diye kapıları kemirecektim. Bir de son iki gün, bitti artık nasılsa diye bi rahatlığa erişip 4-5 tane fıstık atıştırmış olabilirim, evet. Ama geri kalan kısımlarda gayet usluydum, hatta çok sık olmasa da spor bile yaptık. E o zaman nerde o vaadedilen 7-20 kilo derseniz, seksen kere dedim hala soruyorsunuz yahu benim metabolizmam çooook yavaş, olmuyor öyle kolay kolay bu işler. Neyse, şimdilik gayet mutluyum. 6-7 ay sonra yeniden yapabilir miyim bilmiyorum, sanırım Eylül'de yapabilirim tekrar. Bi 5 kg da o zaman gitse artık sevdicek bana her kızdığında alıp havada iki tur attırıp geri bırakabilir sanırım.
Neyse bugünkü derdim o değil. Şimdi benim sevgili patronum şunu yap, bunu yap, bunu da yap, e hadi bu ne zaman bitcek diye yakama yapıştığı zaman ben bu adama bi zaman çizelgesi vermiştim ya hani, al işte şu günde şu bu günde bunu yapıyor olacağım, bunlar da bu zamana bitmiş olacak tamam mı canım diyerek. Ha işte o çizelge yalan oldu dostlar. Çünkü ben bu analizleri daha önce hiç yapmamış olduğum için hangi süreç ne kadar sürer bilmeden kafama göre yazmıştım, ikincisi arada atladığım süreçler varmış. Ama asıl sıkıntılı yanı şu ki sanırım 1 hafta on gün içinde raporu yazmayı bitirmem gerek ama ben daha başlamadım bile. İşin daha da kötüsü yazmak istemiyorum =( Hangi makaleyi okusam, "ha tamam işte bu süpermiş" diyorum, sonra da ne zaman bişiy yazmaya kalksam sanki okuduklarımdan birebir kopya çekiyormuşum gibi hissediyorum. Rapor Türkçe olsa sorun değildi, İngilizce okuyup anladığını yazarsın Türkçe ama İngilizce okuyup da İngilizce yazarken aynı değil işte.
Şimdi ben paniklemeyi kenara bırakıp, zaman çizelgesine göre geride kalan analizlerin bir kısmını daha yapıp biraz sakinleşip rapor yazmaya başlamak için kendime 1-2 gün daha vereyim mi, yoksa bir an önce şu raporu yazmak için kastırayım mı? Bence birincisi ama içimden bir ses de ikincisini savunuyor. Of bilemedim! Siz söyleyin.
Bi de şu hatunun şu yazısını okuyun mutlaka; bayıldım! Benzer konuyla ilgili bambaşka bir yazı var aklımda yaklaşık 2 haftadır, umarım onu da yazıcam yakında ama önce bunu okuyun.
Bak bi de dün ben bunu yaptım, bugün gözlemevine getirdim millet yesin diye. Çünkü aslında önceki hafta..ha sahi önceki haftayı anlatmayı unuttum. Benim gibi 1. sınıf öğrencilerine sunum yapma tecrübesi olsun diye ünlü bir astrofizikçinin hayatını anlatın denildi. Ben de gittim mal gibi Alan Guth ve Enflasyon Teorisini seçtim. Haftasonu gayet cool takılıp pazartesi ve salı yusuf yusuf moduna girdim ama sonunda çok şükür Çarşamba günü iyi bir sunum yapıp atlattım. Sunumun her sayfasına da çok sevimli cupcake resimleri koydum çünkü planım bi de cupcake yapıp millete vermekti. Böylece ağızları dolu olduğu için soru soramayacaklardı ve yedikleri tatlının mutluluğula sunumumun da çok güzel olduğunu zannedecekleri (yok lan yalan, bu kadar plan yapmadım hiç hayatımda. Alt tarafı bol bol cupcake yapıp süsleyip eğlenmeme bahane olsun diye düşünmüştüm) ne var ki yusuf yusuf modunda sunuma hazırlanırken cupcake falan yapamadım. Sonra pazar günü yaptım bi miktar ki o da ayrı bir olay, neyse bi ara yazıcam zaten yaptığım tatlılarla ilgili bişiyler, onu da o zaman anlatırım. Neyse neyse, yaptıklarımı ofise getirsem mi derken sevdicek ben yerim bunları ya götürme dedi, ben de inandım, niyeyse, o cupcakeler duruyo hala evde, ve her geçen gün biraz daha sertleşip yenmez hale geliyorlar.
Ha bu arada, yarın kurum içi eğitim var. Çarşamba günü 3 günlük Fortan kursunun ilk günü, genel bir giriş yapılacak. Ancak ben ikinci gün Belfast'ta olacağım, ki ikinci gün işin temelleri anlatılacak Fortan'da. Bu da salak bişey oldu ya nasıl olacak bakalım. Cuma günü Fortan kursunun üçündü günü. Cumartesi gözlemevine misafirler gelecek orda görevliyim, Pazar günü de bir yürüyüş turuna katılıcaz. Tanrım ne hafta yaaa! Ha bi de pazar günü Eşkiya'mın doğumgünü, tanımazsınız onu kendisi kuzenim olur, YGS mi ÖSS mi ne haltsa işte ona hazırlanıyor, tee buralardan ona ne süprüz yapılır fikir verirseniz sevinirim.
Biz taa bi zamanlar bizim köşkün bi videosunu çekmiştik, hala upload edemedim, yazıklar olsun bana. E bari siz bana ne yapcağımı söyleyene kadar ben de o videoları upload etmeye çalışayım =)
Aaa bi dakka yaa, bunu nasıl unuturum! Geçen sonbahar Kayseri'de St.Ziza, Onurcum ve Oblivisci Flamen ile birlikte çektiğimiz kısa filmimiz "Başkalarının rüyaları" ODTÜ Kısa Fim Festivali'nde gösterime girecek. OFF 23-26 Şubat tarihleri arasında ODTÜ'de. ODTÜ'ye girişte kolaylık olması için ihtiyaç duyacağınız ücretsiz davetiyelerinizi İmge kitabevi'nden alabilirmişsiniz. Bizim filmin gösterileceği kesin gün ve saat henüz belli değil, belli olunca haber veririm. Gidin ve beyaz perdede izleyin beni, yönetmenimle tanışın ve hatta imza isteyin. Bundan 5-10 yıl sonra çok değerli olacak o imza, benden size söylemesi!
9 Şubat 2011 Çarşamba
Neye niyet neye diyet
Lisedeyken anneannem yapışmıştı yakama çok şişkosun diye. Tam da o sıralarda Milliyet'te bir diyet görmüştüm, e deneyelim bakalım demiş, sayesinde 5 kilocuk vermiştim. Sonra üniversite 3. sınıfta yine uygulamış bu defa 7 kilocuk vermiştim. Ondan beridir herşey yolundaydı, taa ki Bonn'da olduğum zamanlar kendimi fark etmeden enerji içeceğine adayana kadar. Ben onu gazoz zannediyordum, ne biliyim işte salaklığıma doymiyim, o minnacık yazıları okuma ihtiyacı duymamıştım. Ve fakat kıyafetlerime sığmamak bi yana, artık hamile elbiseleri almaya başladığımda ve diğer taraftan da günboyu hiçbişiy yemeden sadece gazoz(!) içtiğimde hala daha kilo almakta olduğumu farkedince ayıldım! O zaman gerçekten gördüm ki kilo almıyor, şişiyordum balon gibi. Gazozumu(!) bırakınca neyse ki kendiliğinden normale döndüm biraz ama sonrasında diyet yapmaya fırsatım olmadı; ancak sabah koşularına başladım ki o da epeyce keyifliydi nehir kenarında, ördekler falan..
E sonrasında sevdicek ve onun gibi süper yemekler yapan iki delikanlı ile aynı eve çıkınca... Evde ha bire bulgur pilavları, kızartmalar, peynir tavalamalar ve daha nice eşsiz über lezzetli yemekler yapılınca... Ve bi de ben geceyarısı yemeklerine alışıp tüm gün kıçımı evden çıkarmayıp öylece oturunca... Pek de kilo veremedim, aksine daha da aldım.
Yaz geldi, koşturmaca İzmir-Ankara-Kayseri-Rize-Artvin-Kayseri-Ankara-İstanbul-Ankara-İzmir ve benzer döngüler seksen kere daha tekrarlandı ve yemek düzeni de kalmadı haliyle. Onca koşuşturmaca arasında neden kilo veremediğimi bilmiyorum. Sanırım zaten yavaş olan metabolizmam yaş ilerledikçe daha da yavaşlıyor. Kayseri'deki son vakitlerde bi rejim denemem olmuştu ama hayatın diğer gerginlikleri arasında kaynayıp gitmişti.
Düşünsene yahu, tosun gibi gelin oldum bu arada. Tüm sülale o fotoğraflara bakacak ömür boyu. Ama avantajını düşünmek lazım. Bundan 10 sene sonra "bak işte bu da bizim nikah fotoğrafımız" dediğim zaman insanlar "aa hic değişmemişsin şekerim aynısın valla" derken dışlarından içlerinden "oha lan dal gibi kız ne hale gelmiş" demeyecekler. Belki aksini söylerler, bilemiyciim =)
Şimdi de geldik elin Kuzey İrlanda'sına, çok şükür az biraz günlük hayatımız yoluna girdi. Yılbaşından beri bir de spor salonuna kaydolduk. Ama yine de eve akşamın 10'unda gidip homini gırtlak birer pizza yiyip pufidi yatak uyuyunca yaptığın spor da ancak mevcut durumu korumana yardımcı oluyor.
İşin aslı, hiç de öyle günde 3 kere yemek yemek isteyen bir bünyem yok. Sabah kahvaltısı denen şeyi oldum olası sevmedim zaten. Normal bir günde acıktığım ilk vakit genellikle 3,5-4 suları oluyor. Ne var ki göz ardı edilen kocaman bir gerçek var ki artık yalnız değilim. "Öğünleri atlamamak lazım" diye tepemde dikilen bir canavar var hayatımda ve yemek yaptığı zaman yememek veya az yemek söz konusu olamıyor ne yazık ki. Evet, yemeği keyiften yiyen biri olunca insan, taze fasulyeyi suyuna ekmek bandırmadan, menemeni tavadan ekmekle yemeden yaşaması pek keyifli olmuyor. Ortada fasülye veya menemen olmasa sorun da yok aslında ama bunlar yetmezmiş gibi bir de uyanır uyanmaz kahvaltı yapmazsa midesi bulanan bir canavarım var benim. Hayatta en sevmediğim şeylerden biridir, birisini yalnız başına sofrada bırakmak. Zerrin'cim işten çok geç geldiği zamanlar bazen ben anneannem ve dedemle yemiş olurdum akşam yemeğimi. Ama mutlaka onunla birlikte sofrada otururdum, o yerken ben anlatırdım; sonrasında o bulaşık yıkarken bir yandan da çayın demlenmesini beklediğimiz zamanlarda da o.. özledim...
Neyse işte, sonunda sağlam bir diyet yapmaya karar verdim. Döndüm lisedeki diyetimi buldum. İnternetten okuduklarıma göre çoğu kimseye öğünler az gelmiş, ama bende sorun olmuyor bu. Tek derdim çalışırken atıştırmaya alıştığım kuru üzümlerime ve böğürtlen çaylarına ara vermem gerekmesi. Ama bunu da canım bişiyler atıştırmak istediği zaman ılık su içerek hallediyorum. Ilık suyun tadı harbiden çok rezalet. Onu içince insan yaklaşık yarım saat hiçbirşey koymak istemiyor ağzına. Yarım saat sonra yine bir yudum ılık su =) aslında bol bol su içilmesi gereğini de düşünürsek hiç de fena birşey sayılmaz bu.
Bu kadar anlattıktan sonra diyeti yazmazsam olmaz sanırım. Ama bazı uyarılar var, dikkat! 35 yaş üstü kişilerin ve sağlık problemi olanların bu diyeti yapmamaları gerektiği belirtiliyor, ona göre. Eğer böylesi bir diyeti daha önce yapmadınızsa en sağlıklısı mutlaka bir diyetisyene gitmeniz. Sonra açlıktan gözüm karardı, mahfoldum, ayıldım bayıldım demeyin, sorumluluk kabul etmem ona göre.
Diyette 13 günün sonunda 7-15 kilo arası verebileceğiniz iddia ediliyor. Ben 7'den fazla veremedim hiç ama bir yandan spor yapmak önemli bir etken olacaktır mutlaka, bir de benim metabolizmam harbiden çok yavaş. Yine de alt sınırı tutturmuşum. Diyetin güzel yanı, verdiğiniz kiloları hemen sonrasında zırt diye almıyor oluşunuz. 2 yıl geri almak yok demişler ama ipin ucunu kaçırırsanız da yapcak bişiy yok tabii.
Her diyette olduğu gibi bunda da ayrıca çay, kahve ve meşrubat içmek yok. Günde en az 2 litre su içmek var! Diyeti ancak 6. günde bırakabileceğiniz ve en fazla 13 gün sürdürebileceğiniz yazılmış. En fazla 13 gün kısmı tamam da en az 6 gün kısmını anlamadım. Ama zaten yarıda bırakacaksanız başlamayın hiçbir işe, çok ayıp! Cık cık cık! Ve bır de aynı gün içinde öğle ve akşam yemeklerinin yerini değiştirilebilirsiniz. Ayrıca brokoli bulamazsanız karnıbahar yiyebilirsiniz. Kolesterolü yüksek olanlar yumurtanın akını yiyebilir demişler ama kolesterolü yüksek olan bu diyeti değil diyetisyen tavsiyesine göre bir diyet uygulamalı bence. Neyse diyetin bir diğer güzel yanı, yine çoğu diyette olduğu gibi, ölçü ve miktar belirtilmeyen yiyecekleri abartmamak koşuluyla istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz. Bir de diyet ağır gelirse 6. günde kesip 3 ay sonra 6 gün daha uygulamak mümkün demişler, ben diyenlerin yalancısıyım.
Bunca şeyden sonra hala merak edenler için buyrun günlük listemiz:
1. gün
Sabah: 1 Fincan kahve, 1 Kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 porsiyon haşlanmış ıspanak, 1 domates
Akşam: 1 biftek(200 gram,) zeytinyağlı ve limonlu yeşil salata
2. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 1 dilim salam, 100 gram yoğurt
Akşam: 1 biftek (200 gram), yeşil salata, 1 meyve
3. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: Haşlanmış ıspanak, 1 Domates, 1 meyve
Akşam: 2 katı yumurta, 1 dilim salam, yeşil salata
4. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: 1 katı yumurta, 1 rendelenmiş havuç, 250 gram yağsız beyaz peynir
Akşam: 2 dilim portakalın suyu, 100 gram yoğurt
5. gün
Sabah: 1 büyük rendelenmis havuç (limonlu)
Öğle: Haşlanmış yağsız balık (200 gram, limonlu ve tereyağlı)
Akşam: 1 biftek (200 gram), salata ve brokoli
6. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 büyük rendelenmiş havuç
Akşam: Derisi alınmiş tavuk (200 gram), salata
7. gün
Sabah: Şekersiz çay
Öğle: Izgara et (200 gram), taze meyve
Akşam: Hiçbir şey
8. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme seker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 porsiyon haslanmış ıspanak, 1 domates
Akşam: 1 biftek(200 gram), zeytinyaglı ve limonlu yeşil salata
9. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 1 dilim salam, 100 gram yoğurt
Akşam: 1 biftek (200 gram), yeşil salata, 1 meyve
10. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: Haşlanmış ıspanak, 1 domates, 1 meyve
Akşam: 2 katı yumurta, 1 dilim salam, yeşil salata
11. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle: 1 katı yumurta, 1 rendelenmiş havuç, 250 gram yağsız beyaz peynir
Akşam: 2 dilim portakalın suyu, 100 gram yoğurt
12. gün
Sabah: 1 büyük rendelenmis havuç (limonlu)
Öğle: Haşlanmış yağsız balık (200 gram, limonlu ve tereyağlı)
Akşam: 1 biftek (200 gram), salata ve brokoli
13. gün
Sabah: 1 fincan kahve, 1 kesme şeker
Öğle: 2 katı yumurta, 1 büyük rendelenmiş havuç
Akşam: Derisi alınmiş tavuk (200 gram), salata
Şimdilik 2. gündeyim. Üstüne bir de yüzmeye gittik bu akşam; çok değil yarım saat yüzdük geri geldik iş yerine ama hiç yoktan iyidir bence.
Bi de, hayatımda ilk defa 'diyet yapıyorum ve bunu diğer insanlara söylüyorum'. Genellikle sessizce yapardım ben bunu, bu defa aştım kendimi! Gerçi yine de günlük hayatta sevdicek ve Zerrin'cim dışında kimse bilmiyor. İnsanların nasılsın sorusunun üstüne diyet nasıl gidiyor demeleriyle, benim için gün içinde sürekli hatırlanacak, üzerine konuşulacak bir şey değilken gündem haline gelmesini sevmiyorum bu işin. Kayda değer bir gelişme olursa size haber veririm zaten =)
Şişko cadınız sizi öper, artık işine döner!
Labels:
imkansız,
inanılmazı başardım,
vallahi delirmedim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








