6 Ocak 2009 Salı

Neler oldu Türkiye'de!

Bir kısmını daha önce de yazmış olabilitem mevcut olsa da yine de bi toparlıyım istedim.

Varışımın ertesi günü Kayseri maceramı benden, Ziza'dan ve OnurCUK'tan milyon defa dinlediğiniz için artık bişiy eklemeyeceğim sanırım. Ama Türkiye'de geçirdiğim en güzel gün olduğunu belirtmem gerek. Düşününce bi atraksiyon yok gibi geliyo belki ama doğallığı, içtenliği, samimiliği, sıcaklığı..herşeyiyle mükemmeldi işte.

Kayseri'nin 3 gün sonrasındaki İstanbul çıkartmamda beni sabahın köründe karşılamaya geldiği için en önemli kişi olarak Çiko'cumu ilan ediyorum. Çikocum Mesut, Erasmus öğrencisi olarak gelmişti Bonn'a, aynı yurtta kalma şansına sahip olduk, çok güzel bir arkadaşlığımız oldu, 6 ay boyunca yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi desek yeridir.İstanbul'a kimseye haber vermeden gidecek kadar manyaklığım tutmuşken nazımı çekecek bi o vardı, üstelik bir önceki gün babası ameliyat olmuşken ve hala hastanedeyken o geldi beni karşıladı, kahvaltı yaptık birlikte, biraz gezdik biraz hediye aldık Bonn'dakilere... Sonra Mr. Rude ile buluştuk, yüzbin yıl sürmüş gibi gelen hasretten sonra karşılaşınca ne küslük kaldı ne tribal enfeksiyon. Ama küslükten kalma izler yüzünden benim kalışımı ayarlamamıştık, çünkü benim İstanbul'a gidişim iptal olmuştu güya =))) böyle olunca peder beyde kaldım, kısa günün karı bir MacBookAir'im oldu, epeyi de sinirlendim ve bir daha İstanbul'a gidersem asla peder beyde kalmama, bu kadar samimi olmama kararı aldım. Haftasonu biterken de tuttum Mr.Rude'un kolundan hoooop Ankara'ya! Tabii ilk gün durum hoş ama aslında sorunlar aynı sorunlar naapsak neetsek dedik, çıkamadık içinden, çook sonra benim dönme vaktim gelince gördük ki yanyana durup da iletişebilince pek bi sorun yok aslında. Ben söz verdim daha az huysuz olmaya, o da söz verdi. Bi de aslında şunu da kabul ettim ki tamam adam ukala ama benim abarttığım kadar da değil hani. Ben taktım mı kafama bişeyi, ondan vazgeçirebilene bravo. Mr.Rude'un ukalalığı da böyle abartılmış biraz benim tarafımdan. Şimdi görücez bakalım yine hüzünlere bölündü saatler, yine filmi başa sarmayız umarım. Ama çok güzel, öncekinden çok çok güzel zaman geçirdik birlikte, o kadar kolay huysuzlaşmayız, o kadar kolay yanlış anlamayız birbirimizi diye düşünüyorum.

Ankara'da mutlaka görülmesi gerekenlerden birisi, Zerrincim'in arkadaşı Zerrin'di =) Geçen seferden kalma bir balık borcu vardı bana, yaptığı güzelim hamsiler ve eşsiz minik soğanlarla beni benden aldı yine. Bu defa bulmuşken bırakmadım Aykut Abi'yi, dA'daki fotoğraflarımı gösterdim kendisini esir alarak, kimilerini çok başarılı bulduğunu ve beklediğinden iyi olduğunu söyledi ama ne kadarı kibarlıktan ne kadarı doğru bilemiyorum artık =)

Yüzbinyıldır göremediğim ilk kız arkadaşım(girl firend manasında kız sefgilim yani) Pucca'cım İtalya'dan gelmiş olunca, buluştuk, içtik içtik, kendimizden geçtik, güzel ama hüzünlü bi akşam oldu benim için. Ona yeterince vakit ayırmamış olduğumu farkettim, kızdım kendime, bol bol öptüm sarıldım, yedim nerdeyse ama yine doyamadım.

Sonracııımaaa... Axes kızı Sevda'ya gittik Zerrin'cimle, ama Tabu oynayamadık. Çünkü bunun üstün zekalı taze kocası geçen defa "belki" gelebiliriz dediğimizde internetten TABU satın almış, sonra da biz gitmeyince oturup tek tek yırtmış onları. Söylemişlerdi de şaka sanmıştık, bunun ciddi olduğunu öğrenince ben epeyi sinirlendim. Sinirlenince hırsını eşyalardan çıkartan insanlara çok sinirleniyorum ve benim sinirim sevincim herşeyim hemen belli olduğu için insanlar hemen anlıyor durumu, yine öyle oldu, Sevda şaşırdı napıcağını, taze kocası da öyle. Ama çoook güzel Arnavut ciğeri ve köstebek pasta yapmış Sevda'cım benim için, onlara odaklandım, iyi geldi =) Arnavut ciğerinin tarifini öğrendim, ilk fırsatta deniycem, köstebek pasta şimdilik beni aşar gibi ama çok güzeldi. E yiyip içime faslı bitince, oynayacak da tabumuz olmayınca yeni yapılan teleferikle mini yenimahalle turu atalım dedik, epeyi güzeldi. Ama çok korktuk çok! =P


Dönüşe 2 kala Pucca bir güle güle organizasyonu düzenledi, o da benim gib pazartesi günü binip uçağına gidecekti İtalya'ya; hüzün dolu ama güzeldi, hatta eve dönüşümde bi kere popomun üstüne, bi kere de kafa üstü düşmüş olmam olayın güzelliğine güzellik kattı diyebilirim.

Anlatacak tabii bi dolu şey oldu ama özetin özeti böyle. Bol bol sinemaya gitme hayalim yarıda kalmış bir Avustralya ve Issız Adam'dan ibaret oldu, filmcime gidip cd bile kopyalatamadım. Zeynep'cimle görüşemedim, Kahraman Serkan'la doya doya sohbet edemedim, Bilimlilerle buluşamadım, Feryal'e ve Alp'e çikolatalarını bile veremedim, berelerimi bulamadım, Zerrincimle istediğim kadar vakit geçiremedim... Ama... Doya doya mandalina ve hamsi yedim, çok özlediğim birçok arkadaşımı gördüm, Zerrincim'e sarılıp uyudum, e daha ne olsun!

5 yorum:

  1. hehe cok sevindim canim senin adina:D
    güzel gecmis.
    macbook airine de ayri bir sevindim:D
    artik birsey anlamayinca (air degil ama benimki) sana sorarim eger kendi isletim sistemini kullaniyorsan.

    YanıtlayınSil
  2. Mac alırken ilk sen geldin zaten aklıma, takılırsam pilli cadıma sorarım nasıl olsa diye sana güvenerek aldım biraz da =))

    windows ile unix sistemi aynı anda kullanaya izin veren bi yazılım varmış refit adında ama kurmadım, şimdilik iyi anlaşıyoruz gibi unixle, tek derdim kısayolları öğrenmek, şu sağ tıkı bulana kadar da çok sinir oldum çok!

    YanıtlayınSil
  3. kntrl+tık:)

    "Türkiye'de geçirdiğim en güzel gün" Diğer arkadaşlardan özür dileriz:pPpP :))

    MacBookAir diyo ya gıcık:PpPpPpPp

    Ben de alacam; bi tutturiim lotoyu.

    bu kadar. başka bişi yazmak istemiyorum Mac muhabbetinin üstüne. Hıh.

    YanıtlayınSil
  4. bana iyi davranırsan Mart'ta geldiğimde bi kez tıklamana belki izin veririm (ama belki) =)))

    YanıtlayınSil
  5. canim bilmedigin kisayollari sor ben söylerim eger biliyorsam:)

    bir de merak ettim sormasi ayip ne kadar aldin:)

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.