5 Şubat 2009 Perşembe

...

Çünkü ben artık hepinizden çok yoruldum...
çünkü ben artık hep sevişten
çünkü ben artık hep verişten
çünkü ben artık hep bir umutla bekleyişten
çok
yoruldum

çünkü ben artık hepinizden
çünkü ben artık hepinizden
çünkü ben artık hepinizden çok yoruldum

çünkü ben artık umutlardan
çünkü ben artık hayallerden
çünkü ben artık gözlerimdeki yağmurlardan çok yoruldum

ama sırf bu yüzden, incelikler yüzünden
ben artık çok yoruldum...

çünkü ben artık hepinizden çok yoruldum

çünkü beklemekten, çünkü anlamaktan, çünkü kırılmaktan çok yoruldum
çünkü sandım ki ben
ben ne kadar veririsem
sen o kadar seversen
hep daha güzel olacak

çünkü sandım ki ben
ben söylersem istediklerimi
sen anlarsan bunları
biliyorsan sevildiğini
neden beni mutlu etmek istemeyesin ki?

işte ben artık yoruldum
bin verip bir almaktan
düşünüp kaybolmaktan
kaybolup bulunamamaktan
yoruldum

yoruldum anlaşılmayı beklemekten
çekindim açık açık bişiyler istemekten
utandum sırf ben istiyorum diye yapılan şeylerden
üzüldüm içten gelmeyenleri ummaktan

Sandım ki ben ne kadar verirsem, ben verirsem elimde kalbimde ne varsa, görürse bunu insanlar, anlarar ne kadar sevildiklerini, anlarlar değerli olduklarını ve 'değerlinin en ufak bir çiziği, en derin yarıktan daha çok acıtır diye canı' daha dikkat ederler, çok dikkat ederler...

Hep aynı, herşey aynı, herkes aynı... Cesur yüreklilikle içimdekileri koyuyorsam ortaya bu benim salaklığımdan değil dürüstlüğümden, bu benim içimi içimde tutamayışımdandır; bilemediler. Açıkça gösteriyorsam değer verdiğimi, bu "bakalım daha ne kadar verecek" diye sınanayım diye değil, "nasıl olsa elimin altında" sanılayım diye değil, kimseye muhtaç olduğumdan değil, sadece sevgiyi paylaşınca güzelliğini hissettiğimden, sevgiyi verdiğim kadar alınca tadına vardığımdan... Sanıyorlar ki salaklığımdan şımartıyorum insanları, sanıyorlar ki salaklığımdan feda ediyorum bişiyleri, sanıyorlar ki salaklığımdan yapıyorum herşeyi. Oysa... oysa ben hep düşünüyorum ki, benim kalbim benim için nasıl kıymetliyse, sizler de öyle kıymetlidir sizin için. Benim kalbimi nasıl sıcacık yapın istiyorsam ben, sizlerinkini de ben öyle yapayım istedim. Ama hala inatla, yıllar geçti işte hala inatla, öğrenmedim insanların böyle istemediğini. Öğrenmedim insanların sadece sevilmeyi sevdiğini, öğrenmedim insanların sevildikçe sevmeyi bilmediklerini ama yüz vermedikçe beni kıymetli sandıklarını öğrenmedim işte. İnat ettim de öğrenmedim; kaçmayı, gösterip vermemeyi, numaralar yapıp peşimden koşturmayı inat ettim de öğrenmedim. Ve hep ve herkes, sandı ki, kaçarlarsa kovarım... Halbuki ben kovalamadım... Ben sadece onlar kaçsa da verebileceğim kadar verdim sevgimi, ve sonunda o sevgiyi beslemek yerine kaçtıkları için zamanla tükenince sevgim, bıraktım sevmeyi de, durdum en son kaldığım yerde. Sonra dönüp arkalarına baktılar ki yok kimse peşlerinde. Dönüp iyice uzaıp baktılar ki hiç kovalanmamışlar meğer. Meğer peşlerinde sandıkları sadece yanlarında olmak istermiş, meğer sadece sevilmek istermiş sevdiği gibi, sevdiği kadar... Anlayıp geri dönen oldu, baştan başlamak için, durumu kurtarmak için, bu defa kovalamacalar olmadan, oyunlara saklanmadan sevmek için..ama bilmediler ki kovalanmak için attıkları her kaçış adımında azalttılar sevgiyi, ve sonunda kalmadı yeniden başlamak için... Kiminin yüzü olmadı gerçeği anladığında, ne bir daha selam verebildi, ne bir daha karşıma çıkabildi...

Her kaçan kovalanmaz, bunu bilmek gerek. Kovalamak isteyen varsa kaçın, eyvallah; ama bi bakın hele önce, kaçtığınız sizi kovalıyor mu gerçekten? Gerçekten sabrı var mı sizin oyunlarınızın bitip sıranın sevgiye gelmesini beklemeye... Boş yere tüketmeyin sevgileri, dostlukları, arkadaşlıkları, aşkları...

Yoksa yorulur insan gün gelir herkesten ve herşeyden, ve o zaman elinizdekinin hepsini verseniz bile yetmez, önceden verseniz taşacak olan o kalbe...

Sevilmenin kıymetini bilin bence. Size maskeler takmadan gelen insanların, en acı doğruların bile yalanlardan daha az can yakacağını bilen dostların, tüm insanlığınızla sizi seven yüreklerin kıymetini, kaybetmeden bilin bence. Çünkü sonra çok geç oluyor..sizin için.. ve çok yazık oluyor tükettiğiniz o sevgileri içinde besleyen yürekler için...

5 yorum:

  1. ne güzel yazmıssın canm ya, karsımızdaki hep anlasa keske ne kadar değerli olduğunu!

    YanıtlayınSil
  2. okuyucu olarak ben anlatmak istediğini bi çırpıda anlayıverdim senin.
    umarım anlamasını istediğin diğerleri de anlayabilirler seni.

    YanıtlayınSil
  3. Teşekkür ederim Camilla'cım, gerçekten anlasa insanlar değerli olmanın, sevilmenin getirdiği sorumluğu. Belki bundan korkup kaçıyorlardır bilmiyorum.

    Perişte'cim, bir kişi için yazılmış bişiy değil aslında bu. Hayatımın son 6 ayından biriken bi dolu şeyin bi anda artık içimde durmak istemeyişi. Umarım herkes anlar, umarım en çok da beni tanıyanlar anlar...

    YanıtlayınSil
  4. Gökyüzüyünün bulutuyla bile tadını, toprağının çorağıyla bile kokusunu, yağmurunun mavisini sevdiysek eğer yüreğimizi ısıtanlarla bu. Ama yüreğimizi ısıtanları çok sevdiğimizden, çabuk burkuluyor belki içimiz.
    İnişleri çıkışlarıyla; çok dipleri boylayıp çok tepelere çıkışlarıyla; yaşamak güzel şey kardeşim!
    Biraz daha çok sevmek gerek belki de, beraberinde hoşgörü de ısıtsın diye.
    Nietsche der ki, "uçurumları sevenlerin kanatları olmalı"
    Seni çok ama çok seviyorum!
    Belki de kanatlarım olduğun için. İyi ki varsın! Sensiz uçamazdım!

    YanıtlayınSil
  5. oofhhhhh....
    ne güzel dile getirmişsin ya ://

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.