9 Haziran 2012 Cumartesi

Güney Kore'ye Nasıl Gittik?


Aslında herşey benim dangalak danışmanımın canımı sıkmasıyla başlamıştı. Aylardan ya Haziran ya da Temmuz ve ben zavallısı Murtaza'nın aklı sıra motive etmek amaçlı yaptığı mallıklardan bunalmış durumdayım. Her zamanki gibi ekranda onbeş saniye analizler onbeş saniye twitter onbeş saniye de facebook döngüsü. Derken TürkHavaYolları'nın bir oyununu gördüm. Koca bir resimde belirli birkaç ŞANSLI PİKSELe tıklarsan ödül kazanıyormuşssun. Amaaan dedim manyak mısınız ya, kim o birkaç pikseli bulmaya uğraşır bir plaj topu veya model uçak için? Derken günler günleri kovaladı ben hala Murtaza'nın istediği işi bitirebilmiş değilim. İş bitmedikçe bendeki gerginlik de artıyor tabii, ve haliyle ekran döngüsünün dönemi kısalıyor 15 saniyeden 5 saniyeye. Biraz analiz, biraz twitter, biraz facebook derken karşımda yine aynı oyunun reklamı. "Şanslı pikseli bulan kişiye bu defa uçak bileti veriyoruz." Hee dedim içimden, oldu canım, herşey bitti uçak biletini alacak şanslı ben olurmuşum. Neyse taş attık da kolumuz mu yoruldu, zaten sıkıntıdan çatlıyorum bari piksel piksel tıklayayım şu resme. Hmm bak ipucu da vermişler; bugünki resim THY uçaklarından biri ve şanslı piksel de kanatlardaymış. Hadi bakalım. tık, tık, tık, tık, derken erkanda bir anlık da olsa adımın yazdığını gördüm. Şanslı piksele senden önce tıklayan olmamışsa senin adın o piksele etiketleniyormuş. Derken birkaç tık tık tık tık tık tık daha, birinin adı daha çıktı yine çok kısa bir süreliğine ve yine tık tık tık… Uf aman sıkıldım, işe döneyim biraz. 


Aylardan Ekim, haftasonunda bir gün, bu defa evdeyiz. Evde film izlenilmiş, kedilerle oynanılmış, biraz kitap okunmuş, tembellik edilmiş ve sıra facebook kurcalamaya gelmiş. Ama her zamanki gibi çabucak sıkılıyorum. Derken mesajlar kısmında birşey ilişti gözüme, "diğer mesajlar" ve karşısında da okunmamış bilmemkaç mesaj sayısı.  Nasıl yani? Bi normal mesaj var bi de diğer mesaj mı var? O ne ola ki dedim ve tıkladım. Meğer çeşitli uygulamalardan ve arkadaş listemizde olmayanlardan gelen mesajlar oraya geliyormuş. Uhuuuu bi dolu mesaj. En sonuncusu THY'den gelmiş. Hatta sondan bir önceki de yine THY'den. 


Yarışma sonuçları açıklanmıştır, gidin de bakın hele kimler kazanmış diyorlar. Amaan dedim büyük bir uyuşuklukla, bi bakalım hele belki tanıdık birinin adını görürüz. Kazananlar da zaten model uçak, plaj topu falan fıstık. Derken ne görsem beğenirsiniz? Sizin adınızı görsem eminim beğenirsiniz ama ben kendi adımı gördüm tabii ki! Ne kazanmışım? Uçak bileti! Toplam kazanan sayısı 45, uçak bileti kazanan sayısı ise 12. Ve ben de o 12 kişiden biriyim! Tabii ki bir şey kazanmış olmak güzel ama ben yine de fazla sevinmedim. Kesin sekizyüz tane kuralı vardır o biletin. E bir de adamlar tee Ağustos'ta açıklamışlar, kazanan listesinde adınız varsa bizimle iletşime geçin demişler ve ben bunu Ekim'de farkediyorum, kesin geç kaldınız diyecekler diye düşünerek mail attım. Dedim ki "ben kazanmışım ama nasıl oluyor şimdi bu bi diyin hele bana", onlar da "siz rezervasyonunuzu yaptırıp bize rezervasyon kodunuzu verin, gerisini biz hallederiz." dedi. Nassı yani? dedim tabii içimden. "Teşekkür ederim de, kısıtlamaları nedir bu biletin? Ne zamana kadar kullanmam gerek? Sadece yurtiçi uçuş mu yoksa yurtdışı da olabilir mi? İlla Türkiye çıkışlı olması gerekiyor mu? Tek yön mü yoksa gidiş dönüş olabilir mi?" gibi zilyon tane soru sordum adamlara. Ve aldığım cevap "Biletinizin hiçbir kısıtlaması yoktur, istediğiniz yerden istediğiniz yere gidiş dönüş biletinizi ayırtıp bilgilerinizi bize iletmeniz yeterlidir." !!!! İşte şimdi heycanlandım! Ve hoooop dünya haritasını açtım karşıma. 

Gidebileceğim ennn uzak ve vize işlemleriyle uğraşmam gerekemeyecek yer neresi? Sevdiceğin de mutlu olacaği bir yer olması açısından ilk akla gelen tabii ki Japonya oldu! Ama azcık araştırmayla öğrendim ki orda hayat fazla pahallıymış ve bizim zaten olmayan bütçemizle pek de birşey yapamazmışız. E o zaman dedim ben de Singapur var, Tayvan var, Hong Kong var, Filipinler var, Kore var… Var tabii var olmasına ama insan yine de bir bildik dal arıyor kendine. Uzun uzun düşünüp binbir hayaller kurduktan sonra sonunda Güney Kore'de karar kıldık. Hem St.Ziza daha önce oraya gitmiş olduğu için bize fikir verebilirdi hem de gözlemevinden bir arkadaşımız artık Güney Kore'de yaşıyordu ve ciddi bir sıkıntı yaşarsak bize yardımcı olacak birisi vardı. Tabii bunlar normal insan düşünceleri. Benim aklımdaki asıl şey ise Morning Glory ve Barunson'un Kore markaları olmasıydı. Bir kırtasiye delisi olarak bu gerçeği göz ardı etmem beklenemezdi zaten değil mi? Hele ki Armagh gibi avuç içi kadar bir kasabada ve Kuzey İrlanda gibi kırtasiyeden nasibi almamış bir ülkede yaşarken!!! Kim bilir belki Morning Glory'nin fabrikasına bile gidebilirdim? Hem hani hayat orda çok ucuz ya, kırtasiye de belki ucuzdur di mi ama?

İşte böylece Güney Kore maceramız başlamış oldu!

3 yorum:

  1. Cok guzel olmus bu cekilis. İyi ki vazgecmemis devam etmissin pikselleri taramaya. Bu arada okurken milli piyango cingili kulaklarimdaydi :-) enteresan.

    YanıtlayınSil
  2. =) daha sonra bır bedava bılet daha kazandım THY'den, onunla da bu yaz Barselona'ya gidicez inşallah bir aksilik çıkmazsa. Facebook ve twitter üzerinden takip etmek gerek bu firmaları ;)

    YanıtlayınSil
  3. Oooo süper : D O zaman şansımı denemek için ben de takip edeceğim.

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.