büyümek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyümek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2009 Çarşamba

sihir, sabır ve an meselesi


Sabredemiyorum her zamanki gibi. Suyun bir girdap oluşturup süzüle süzüle delikten akıp gitmesini izlemeye tahammül edemiyorum. Herşey bir anda olmalı. Su bir anda kaynamalı mesela, veya buzlar bir anda çözülmeli, bir anda açmalı çiçekler, bir anda ölmeli ölecek olan, bir anda çekip çıkarmalı bıçağı sapandığı yerden ve bir anda yok olmalı, bir anda var olmalı. Sihir olmalı her yerde ve herşeyde. Hepsi bir anda olmalı, en kuvvetli sihir gibi! Sihirlerim bir anda işlemediği zaman, zamanla gerçekleşecek olan sihirler uyguladığım zaman, işte böyle zaman zaman zaman... Dayanamıyorum ben zamana! Düşünüyorum da bazen, çocuğum olsa adını asla zaman koymam, zaten 9 ay da bekleyemem ben herhalde, çocuk da bi anda olmalı! =)

30 Kasım 2008 Pazar

Hayat bir sirk(!) değildir(?)


"Hayat bir sirk değildir" demiş Harper Lee, sanırım Bülbülü Öldürmek adlı eserinde. Kitabı okumadım ama K Dergi'de ilgili bir yazı okudum, ordan biliyorum. Ne var ki hayat tam da bir sirktir bence. Bir daldan bir dala atlayan akrobatlar, santimetrelere bağlı hayatlar, anlık farkların yaşamlara mal olacağını akla getirmeden, koca bir toz bulutu oluşturarak havada tutuşan eller... En yükseklerdeki ipler üstünde yürüyen sessiz adımlar... Demir kafesin içinde dörtdönen motorlar ve ortada durup ellerini iki yana açmış bir kadın.. Hayat tam da böyle bir sirktir işte... ve arada Popov gibi yıllanmış palyaçoların çıktığı, ve insanların sirkte olduklarının farkında olmayacakları kadar insanı içine çeken bir sirk... Dışarıdan bakınca eğlenceli gelen, heycan verici, merak uyandırıcı..sahnedeyken ise riskli ama alkışları duymak pahasına cesur, para kazanabilmek uğruna gözükara... Asıl mesele bu sirkin içinde büyüyüp de ağlamayı ve gülmeyi, neyi ne zaman yapacağını doğru bilmekte. "Büyümek, acıya sızlanmadan katlanmayı öğrenmek ve katlanırken mücadele etmektir" demiş... Hala kar taneleri görünce çığlık atacak kadar sevinmeyi, elma şekeri yemeyi, avaz avaz şarkı söylemeyi, çimenlerde takla atmayı, kara çıplak ayak basmayı ve hatta dolabın içinde nefesimi tutarak annemden saklanıp odaya girdiğinde onu korkutmayı seviyorum. Ama büyümüyorum demek değil bu. Keza her gün biraz daha iyi öğreniyorum sızlanmadan katlanırken mücadele etmekten vazgeçmemeyi...