if you could see me now etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
if you could see me now etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2009 Pazar

kitap kurdu


Haftalardır ertelediğim en sevdiğim 5 kitap mim'ini yazmaya kıyabiliyorum sonunda. Söz konusu kitaplar olunca benim için akan sular duruyor. Ankara'daki minicik odamıza zar zor sığarken bir duvarı yerden tavana, boydan boya kitaplık yaptırmıştı Zerrincim ama sonra o yetmedi, bir mini kitaplık daha aldık, o da yetmedi anneannemin odasındaki dolabın gözlerini doldurdum, sonra hiçbir şekilde kimselere vermeye kıyamadıklarımız evin deposuna indi ama hala ve hala yeterince yer yok kitaplar için...

Çocukken en büyük hayalim bi şekilde hapse girip orda bol bol kitap okuyabilmekti. E çocukken işte, adı üstünde hayal bu... Öyle sanıyordum o zamanlar, o zamanlar daha okumamıştım gözaltında tecavüz öykülerini ve işkence yöntemlerini, daha bilmiyordum betona su döküp çıplak ayak bastırdıkları yere elektrik verdiklerini, gözlerini bağlayıp hortumlarla dövdüklerini insanları... Hayran olduğum bir diğer şey de evimizin karşısındaki gazete büfesiydi. Ne kadar erken kalkarsam kalkayım o büfenin nasıl açıldığına şahit olamamıştım bi türlü, her sabah ben kalktığımda o büfeci amca gazetelerini dizmiş, minik kulübesinde oturuyor oluyordu. Ve benim bir diğer hayalim de o büfeci amcanın yanında çırak olmaktı. Düşünsene minicik bi yer bile olsa her yanın gazete dergi dolu, gün boyu bi dolu insan gelip senden gazete alıyor, sen veriyorsun onlara dünyanın haberlerini, bir süre sonra biliyorsun sabahları gelen kırmızı montlu kadın Milliyet alır, siyah ceketli adam Cumhuriyet, akşam üstü uğrayan tonton amca Hürriyet ve Sabah alır çünkü kupon biriktirir.. İnsanların özelini merak etmem, aksine fazla özeli bilmek istemem çoğu zaman. Ama bu sanki özellerinden öte, çok daha farklı ve çok daha güzel bişiydi benim için... Ve sonra, bu hayallerimden çok yıllar sonra ilk yazımın çıktığı gazeteyi o büfeden aldım, ilk yazımın çıktığı dergiyi, yayınlanan ilk makalemi... Sonra ahbap olduk o büfeciyle, artık her gördüğünde soruyor "çıktın mı uzaya" diye, e naapsın eskisi kadar sık göremeyince sonunda uzaya çıktım sanıyor heralde =)

Lafı fazla dolandırdım, gelelim listemize. Mim'e uygun şekilde ilk 5'i yazdım, dayanamadım 10'a tamamladım ama hala daha değinmem gerekenler vardı, aklıma geldiği kadar yazdım gitti...

1- İç kitabı, E. Temelkuran: O kadar iyi ve güzel anlatıyor ki... Sen geliştikçe; içini, içindeki, aklını ve düşünce şeklini değiştirkçe anlamı da seninle birlikte evrimleşen eşsiz bir kitap benim için. Bundan 4 yıl önce de en sevdiğim idi, hala da en sevdiğim. Ama o zamanlar aldığım tat ile şimdiki o kadar farklı ki.. O zamanki anlamı ile üstünden geçen yıllarla kendime kattığım tecrübeler, sevinçler, mutluluklar, hüzünler, üzüntüler, çılgınlıklar, çığlıklar, krizler ve heyecanlardan sonra, o kadar farklı ki şimdiki ben için... Yeni türkü'nün bir şarkısı vardır ya hani: "anlatır eski beni şimdiki bana" o geldi aklıma. Ama bu kitap öyle değil, her seferinde şimdiki beni anlatıyor bana, her seferinde okuduktan sonrak ile önceki daha farklı oluyor... Sen değiştikçe o da değişiyor, her okuduğunda daha da anlıyorsun, daha da, ve daha da...

2- Ütopya, T. More: İlk sırayı buna mı vermeliyim acaba diye düşündüm ama hayal kurmaktan öte düşünen ve hisseden birisi olduğum için hayallerimin kitabı olan Ütopya'yı ikinci sıraya bıraktım. OnurCUK'un deyişiyle, benim de fikriyatım çizginin hafiften soluna düştüğü için, birçokları gibi benim de ütopyam işte bu..

3- Portobello Cadısı, P.Coelho: Henüz hala okumakta olduğum için bu kadar etkilemiş de olabilir tabii ki, kitabın bir kısmının analizini daha önce şurada yapmıştım zaten. Birçok alıntılar, altını çizdiğim yerler ve bana hatırlattıkları ve düşündürdükleri ile birlikte, kısa zamanda kitabın ikinci yarısı için de birşeyler yazacağım..

4- Erguvan Kapısı, O.Baydar: İlk olarak Kedi Mektupları'nı okuyarak tanıdım Oya Baydar'ı, sonra Ece'nin bir yerde bahsetmesinin üzerine bunu da buldum okudum, içime işleyen, bitmesin diye okumaya kıyamadığım kitaplardan birisi oldu. Bitirdikten sonra 3-4 ay bir başka kitabı okumak istemedim. İstemedim aklımdaki hiçbir detayın silinmesini, o okuduklarımı unutup kendi dünyama dönmek, yeni kitaplar okuyup başka dünyalara geçmek istemedim. Okurken ve okuduktan sonra uzunca bir süre içinde yaşanması gereken, gözardı ettiğimiz bir dünya. Anlayamadığımız ve yargıladığımız insanları daha iyi anlayabilmek için okumamız gereken bir kitap bence.

5- Küçük Prens, A.de S.Exupery: Son sıraya bıraktığım için üzgünüm aslında, ama okuyan her yetişkinin anlayabilmesini beklemediğim için, birisi olur da benim listemdekileri okumak istersen bundan başlamasın diyedir belki... İç kitabı gibi, Küçük prens de dönüp dönüp okuduğum kitaplardan birisi. Keşke herkes okusa dediğim bir kitap...

6- Hayvan çiftliği, G. Orwell
7- Yıldız tozu, N.Gaiman
8- Kuvayı Milliye, N.H.Ran
9- Beşbindörtyüzotuzdört, Y.Yunak
(insan çocukken de olsa, beceriksizce de olsa, komik de yapmiş olsa yine de kapak tasarmını yaptığı kitabı ilk 10 a koymazsa ayıp olur sanırım =) )
10- If you could see me now, C.Ahern

ve diğerleri...
Mutluluk (Z.Livaneli), Benim adım kırımızı (O.Pamuk), Empati (A.Fawer), Simyacı (P.Coelho), Ana (M.Gorki), Fareler ve insanlar (J.Steinbeck), Sineklerin Tanrısı (W.Golding), İnce memed (Y.Kemal), Dönüşüm (F.Kafka), Contact (C.Sagan), Açlık (K.Hamsun), ...


Topu aslında eloy'a atcaktım ama kendisi ilk ve son mime bişiy yazmayı redettiği için onun neler okuduğunu merak etmeme rağmen onu katmıyorum işin içine. Voodoo girl'e, stZiza'ya ve SuperHero'ya gitsin sıradaki şarkı: haydi söööyyylleeeeee....

3 Aralık 2008 Çarşamba

pembe saçlı kız .


Pembe saçlı bir kız çocuğunun upuzun saçları arasında yaşayan ve hayattaki tek işi ne zaman bir gökkuşağı çıksa pembe saçlı kızın saçlarını çekmek olan bir cüce olsaydım...ben yine de kırmızı olmak isterdim ama saçlarının arasında saklanmam kolay olsun diye en fazla eflatun olmama izin verirlerdi herhalde. Uyurken çıkarıp başucuna koyduğu tokasının üstüne uyurdum ben de geceleri. Uykum kaçtığında rüya perileriyle arkadaşlık ederdim. Hatta rüya perilerinin geldiğini görmeden uyumazdım belki de pembe saçlı kızı yalnız bırakmamak için. Ama pembe saçlı kız hiç bilmezdi saçları arasında eflatun bir cücenin hep onu kolladığını ve ancak uyku perileri geldiği zaman kendisini perilere emanet edip uyuduğunu. Pembe saçlı kız ağladığında cüce panik içinde, pembe saç telleri arasında, bir o yana bir bu yana telaşta koşuşturur, her an bir gökkuşağı haberi alıp pembe saçlı kıza yetiştirmek için can atardı herhalde...

Song of the day: Doris Day -
Perhaps, perhaps, perhaps
Color of the day: Pink
Adj. of the day: Dreamy
Smiley of the day:

29 Kasım 2008 Cumartesi

Jinny Joe

"You know, Elizabeth, a dandelion is also known as a love herb. Some say that blowing the seeds upon the winds will carry your love to your lover. Others say that if you blow the puff ball while making a wish and succeed in blowing off all the seeds, your wish will come true."

If you could see me now - Cecillia Ahern