yaz okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2010 Cumartesi

Yaz okulu - ii


Derslere girip çıkıyoruz sürekli. Aralarda çay, kahve, meyvesuyu, kurabiye, meyve, meyveliyoğurt depoluyoruz. Öğle yemekleri devasa yemek tepsilerinde geliyor, öğle arasında bile öğrencilerin dışarı çıkmasına gerek kalmayacak şekilde tasarlanmış herşey ama unuttukları birşey var. Dersler bitip de dışarı çıktığımızda tüm dükkanlar kapanmış oluyor. E o zaman ben ne zaman gideceğim enstitünün çaprazındaki ucuzcu dükkana? Ne zaman merkezdeki ucuzcu kırtasiyede dolaşacağım aylak aylak? Nasıl alışverişe gidip Türkiye'den getiremediğim aklımda kalan kazaklarımdan alacağım C&A'den, Nivea şampuan depolayacağım ya K.İrlanda'da yoksa diye, sevdiğim ajandadan bulacağım 2011 için, kendime doğumgünü hediyesi olarak aldığım Kayseri'de kırılan kupanın aynısını arayacağım..ha nasıl? Tabii ki öğle yemeklerinden fedakarlık edip yemek öncesi ve sonrası dersleri asarak! Dersler zaten az çok bildiğim şeyler yahu, diyerek ilk iki gün biraz aylaklık ettim, kabul. Ama üçüncü gün olan şeyin üzerine artık aylaklık hakkım kalmadı.

Böylesi yaz okulu, kış okulu vb. etkinliklere öğrenci olarak başvurduğun zaman genellikle katılım ücreti ödememe ve yol masraflarının karşılanması veya konaklamanın halledilmesi gibi kıyaklar yaparlar öğrencilere. Bunda da olsun diye çok debelendik ama başvuruyu geç yaptığımız için çoktaan başka öğrenciler kapmıştı bunu. Katılım için ikimiz de 150€ verdik, bunun dışında zaten konaklamamız bedava, bir tek yol masrafı vardı ki o da zaten K.İrlanda'ya gitmemiz için ara duraklardan biri olacaktı. Katılım ücreti için verilen parayı da uzun zamandan beri zaten almanya'ya gidebilmek için saklamakta olduğumdan fazla dert etmedim ben.

Okulun üçüncü günü bir bayan geldi yanıma, sekreter seni görmek istiyor dedi. Gittim sekreterin yanına, bir zarf var üstünde adım yazan. ??? Meğer toplantı desteği alan öğrencilerden birisi habersizce toplantıya gelmekten vazgeçmiş. Üçüncü günün sonunda bunu kabullenen toplantı ekibi, parayı sıradaki öğrenciye, yani bana vermeye karar vermiş. Al sana 300€! Hehee! Bir de önceki yazıda anlatmayı unuttuğum bir 20€ vardı yerde bulduğum; Bonn beni gerçekten çok özlemiş sanırım!

Yaz okulu




Pazartesi, yaz okulunun ilk günü. Daha geçen yıl öğrenci olarak kahrını çektiğim, çok sevdiğim halde lanetler okumama neden olan mal kafalı insanlar yüzünden depresyonlara girdiğim biricik yere gidiyoruz, Max-Planck Institut für Radioastronomie! Heycanlıyım. O bina, oraya giderken bindiğim otobüs hattı, otobüsteki mekanik kadın sesinin durakları söylemesi, durak adlarını sırasıyla ezbere bilmem...hepsi buğulu hatıralar..aptal ilaçların bıraktığı sis perdesinin ardından hayal meyal hatırladığım garip günler..belki de Ankara'da her an anneannemin sıcacık kucağına koşabileceğimi bilmenin verdiği cesaretle, hayata karşı efelenmelerimin, o sıcaklıktan uzaktayken hakkını verebilecek hale gelmek..hayatın stajından aslına terfi etmek... bol acılı adana yemek gibi; acı, harbici acı, hem şimdi hem de sonrasında acı ama yiyorsun işte, seviyorsun, yine olsa yine yersin...

Kapıya yaklaştıkça kalbim çarpıyor. Geldik işte, sekreter açtı kapıyı bize, o bina, o koku.. ilk sunum çoktan başlamış, iki yıl Almanya'da yaşamış olan ben tam anlamıyla olmasa da biraz öğrenmişim dakik olmayı ama OnurCUM için aynısını söylemek güç. Girdik içeri, yerimizi aldık. Gözlerim tanıdık var mı diye aranıyor bir yandan, bir yandan da neler kaçırmışız diye bakınıyorum. Kayboluyoruz dersler arasında...