25 Aralık 2010 Cumartesi

Yaz okulu




Pazartesi, yaz okulunun ilk günü. Daha geçen yıl öğrenci olarak kahrını çektiğim, çok sevdiğim halde lanetler okumama neden olan mal kafalı insanlar yüzünden depresyonlara girdiğim biricik yere gidiyoruz, Max-Planck Institut für Radioastronomie! Heycanlıyım. O bina, oraya giderken bindiğim otobüs hattı, otobüsteki mekanik kadın sesinin durakları söylemesi, durak adlarını sırasıyla ezbere bilmem...hepsi buğulu hatıralar..aptal ilaçların bıraktığı sis perdesinin ardından hayal meyal hatırladığım garip günler..belki de Ankara'da her an anneannemin sıcacık kucağına koşabileceğimi bilmenin verdiği cesaretle, hayata karşı efelenmelerimin, o sıcaklıktan uzaktayken hakkını verebilecek hale gelmek..hayatın stajından aslına terfi etmek... bol acılı adana yemek gibi; acı, harbici acı, hem şimdi hem de sonrasında acı ama yiyorsun işte, seviyorsun, yine olsa yine yersin...

Kapıya yaklaştıkça kalbim çarpıyor. Geldik işte, sekreter açtı kapıyı bize, o bina, o koku.. ilk sunum çoktan başlamış, iki yıl Almanya'da yaşamış olan ben tam anlamıyla olmasa da biraz öğrenmişim dakik olmayı ama OnurCUM için aynısını söylemek güç. Girdik içeri, yerimizi aldık. Gözlerim tanıdık var mı diye aranıyor bir yandan, bir yandan da neler kaçırmışız diye bakınıyorum. Kayboluyoruz dersler arasında...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.