14 Nisan 2009 Salı

Keep


Hani bilirsin ya bazen, yaptıklarının bi anlamı yoktur ama yapmamak daha da anlamsızdır... Sen ne yaparsan yap, bir zaman gelir ve senden tamamen ilintisiz bir şekilde gelişir herşey. Sen bunun olacağını bile bile, ama sanki böyle olmayacakmış gibi...devam edersin...sanki olacakları değiştirebilecekmişsin gibi...sanki......gibi...

Witch of Portobello'dan alıntılamıştık ya hani;
"Keep bicycle moving, because if you stop pedaling, you will fall off." (P/198)

Öyle işte...

Huzur .


Sancılar oluyor tabii zaman zaman, olacaktır da zaten, tomurcuk da çiçek açarken hiç sızısız değildir, kelebek de kozadan bi anda çıkmaz zaten...
ama sancılarına rağmen, huzurun yanı başında yaşamak...sancılarına rağmen, burnunu huzura sokabilmek...huzuru koklayabilmek, huzura dokunabilmek...elbette ödenecek bedelleri vardır; belki ödemişimdir çoktan, belki ödenecektir acıta acıta çığlık çığlığa...ama huzur bu, başka şeye benzemez...yağmurun kokusu gibi veya hanımeli kokusu veya papatya tarlası veya gözünün içine düşse de kafanı göğe kaldırıp eşsiz bir büyüyle karın yağmasını izlemek gibi...huzur...

ama... ama'sı var işte...kar hep yağmaz, hanımeli hep öyle güzel kokmaz, kelebekler ilelebet yaşamaz...huzur ama...şimdiki biraz...önünü göremediğin, ilerisini düşünmekten kaçındığın, düşündükçe korkup gözlerini kapattığın...yine de huzur işte...ne yazık ki sonrasını düşünmeden tadını çıkarmak gerek...keşke ilerisini de düşünüp sonsuzluğuna kadar tadını çıkarabilsek, tabii ki aksilikler çıkabilir ama şimdilik ilerisi de tamamdır bu görünüşe göre, diyebilsek...olsun...yine de huzur işte...

13 Nisan 2009 Pazartesi


Ata binmek istiyorum. Nereye gittiğini kendisi de bilmeyen, sürekli hızlanan, tek derdi ışık hızına yetişebilmek olan bir ata binmek istiyorum. Adımlarını attıkça, üstümde hissetmek istiyorum ivmeyi ve yerdeki taşlı çakıllı toprağı. Ata binip Güneş'in doğunuşu kovalamak istiyorum. Güneş doğamasın bi türlü, bi türlü yetişemesin bana; bu gece sabaha varmadan, ben huzura erişmeden doğmasın Güneş istiyorum.

Ha bi de merak ediyorum, kilimi dokurken, daha ilk sıralarda yaptığın bir hatayı görmezden gelip de kalanını çok daha düzgün ve itinalı bir şekilde örmeye devam edersen, sonunda o hatalı satır/lar hoş bir anı olarak mı kalır yoksa kilimin değerini düşürür mü, yoksa o hatalı satırları farkeder etmez çözmek bozmak mı gerekir kilimi?

12 Nisan 2009 Pazar

tuzlu sular donunca


Bazen,
bilirsin ki başka bir zamanda olsaydı,
başka şartlar altında,
gözlerinin altından
veya belki de kenarlarından gelen
o minicik damarlarda biriken tuzlu su damlaları
kirpiklerin arasından yol bulup
yanakların üzerinde çizeceklerdi
sevgilinin haritasını
ama
şimdi
o damarlar
veya işte
her ne ise o tuzlu suları taşıyan incecik kanalların adları,
donmuşlar!

Bir nehir donarsa ne olur bilir misin?
Buzluğa koyduğun pet şişeyi orda unutursan ne olur?
Çatlarsa tuzlu su taşıyan o minik kanallar soğuktan, ne olur?
Bir minik çatlak yol olursa içindeki kocaman ama incecik zarla kaplı kalbin üzerine,
Çatlak büyür uzar genişler de kalbin üzerindeki zarı da çatlatırsa
ve
kalbin de o zarla birlikte incecik seslerle çatlarsa, yol yol...ne olur?
Kıymıkları ciğerine batar mı mesela?
Sen istemesen de, ve yapmadan ne kadar uzun durabilirim denemeleriyle bu zorunluluğu hayatından çıkarmaya çalışsan da mesela, zoraki nefes alış verişlerinde acıtır mı o kıymıklar?

mecburi sükunet

Geldiğimden beridir, yoruldum terledim üşüdüm rüzgar çarptı vs. derken önce boğazım kaşınmaya başladı, sonra yutkunurken canım acıdı ve artık sesimi büyük miktarda kaybetmiş durumdayım. "Bi sus be kadıııın" diyenlerin gözü aydın. Konuşamıyorum ve yutkunamıyorum da. Ballı şekerli ılık zencefil içtim ama bi halta yaramıyor işte. Gecenin bu vakti de olsa yutkunamayınca insan uyuyamıyor da... Canım acıyo yaaaa :...(