huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2009 Salı

Huzur .


Sancılar oluyor tabii zaman zaman, olacaktır da zaten, tomurcuk da çiçek açarken hiç sızısız değildir, kelebek de kozadan bi anda çıkmaz zaten...
ama sancılarına rağmen, huzurun yanı başında yaşamak...sancılarına rağmen, burnunu huzura sokabilmek...huzuru koklayabilmek, huzura dokunabilmek...elbette ödenecek bedelleri vardır; belki ödemişimdir çoktan, belki ödenecektir acıta acıta çığlık çığlığa...ama huzur bu, başka şeye benzemez...yağmurun kokusu gibi veya hanımeli kokusu veya papatya tarlası veya gözünün içine düşse de kafanı göğe kaldırıp eşsiz bir büyüyle karın yağmasını izlemek gibi...huzur...

ama... ama'sı var işte...kar hep yağmaz, hanımeli hep öyle güzel kokmaz, kelebekler ilelebet yaşamaz...huzur ama...şimdiki biraz...önünü göremediğin, ilerisini düşünmekten kaçındığın, düşündükçe korkup gözlerini kapattığın...yine de huzur işte...ne yazık ki sonrasını düşünmeden tadını çıkarmak gerek...keşke ilerisini de düşünüp sonsuzluğuna kadar tadını çıkarabilsek, tabii ki aksilikler çıkabilir ama şimdilik ilerisi de tamamdır bu görünüşe göre, diyebilsek...olsun...yine de huzur işte...

19 Şubat 2009 Perşembe

uyku perileri


uyurken aldığın nefeslere kondursunlar diye
minik perilerle gönderiyorum öpücüklerimi
ve uyurken verdiğin nefesleri
acil anlarda diri kalabileyim diye
minik yıldız keselerine doldurtuyorum

her gece yarısı
önceki gece yarısından itibaren
verdiğin tüm uyku nefeslerini
getiriyor perilerim
bir de güldüğünde pembeleşen
yanaklarına kondurdukları
kaçamak öpücüklerin tadını

2 Şubat 2009 Pazartesi

... dots... of the night / -..



Song of the night: Tori Amos - Mr. Zebra
Color of the night: Pink
Adj.of the night: Happy
Smiley of the night:

29 Ocak 2009 Perşembe

Mantık? Ordu? Otobüs?

Bir allahın kulu varsa bana şu durumu açıklayacak, lütfen yapsın bi an önce!

Şekilde gördüğünüz yer şehir merkezindeki otobüs durakları.Enstitüden bindiğim otobüs uyuz uyuz ilerleyip sarı noktada duruyor. Ben hızlıca iniyorum ve kırmızı noktadaki otobüse doğru koşmaya başlıyorum. Mesafenin koşmayı gerektirmeyecek kadar kısa olduğu zaten haritadan da görülüyordur sanırım. Ama şöyle oluyor; ben koşmaya başlıyorum, kırmızı otobüs şöförü otobüsün kapılarını kapatıyor. Daha hızlı koşuyorum, ve elimle 1dk diye işaret ediyorum bi yandan ama otobüsün yanına varmam ancak 2 saniye sürüyor. Ve fakat otobüs şöförü amca kapıyı kapatmış olduğu için, bana anaokulunda öğretmenin donunu paçasından aşağı indirmiş çocuklara bakar gibi bir bakış atarak başını iki yana sallıyor. Ben kırmızı noktaya varıyorum, otobüs hareket ediyor.


Hava buz gibi! Artık sadece ben değil şehirdeki herkes donuyor! Herkesin kırmızı bir burnu var! Ne kadar kalın giyinirsen giyin, nehrin dibinde olmanın verdiği o rutubet ve biraz daha kuzeyde olmanın getirdiği rezil sert rüzgar içine işliyor insanın. Ben astronot olmaya karar veriyorum. Ancak o kıyafet üşümemi engeller diye düşünüyorum çünkü. Çünkü anlıyorum ki ne türbana girsem ne kar tulumuyla gezsem yetmeyecek, hep açıkta kalan ve donma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bi yanım olacak. Ve bu hayvanoğlu hayvan herif, sadece hayvanlığından, SADECE HAYVANLIĞINDAN, beni bir sonraki otobüse kadar o dondurucu soğukta bekletmak istiyor.

Efendim? Yanlış mı anladım? Tabi, tabi! Görevini yapıyor! Sç$@&$$@@!?€ß**!#dsdsadsa!!!!

Nefret ediyorum bu şehirden, bu ülkeden, bu ülkenin bu insanlıkları bi taraflarına kaçmış canlılarından! NEFRET EDİYORUM!

Ha inadım ama ben de! Koşarak 4 sonraki durağa gidiyorum. Aklımsıra otobüsten önce gidip yakalıycam otobüsü o durakta ve o hayvan herifin gözünün içine baka baka binicem o otobüse. Noolucaksa sanki!? Beceremiyorum tabii. Ama o soğukta koştuğum için biraz ısınıyorum en azından. 10 dk bekliyorum bir sonraki otobüsü. Üşüyorum yine. Kaşkolum ve şapkamın arasından sadece gözlerim görünüyor ama gözlerimin kenarları üşüyor işte! O soğuk ordan girip tüm yüzüme, boynuma, tüm bedenime dağılıyor! Donuyorum ulaaan!

Sonunda eve geliyorum. Her zamanki gibi ilk işim olarak, evet tam bir internet bağımlısı olarak, paltomu çantamı bile çıkarmadan zaten beni hep açık hazır ve nazır olarak bekleyen Asuman'ın başına geçip maillerimi kontrol ediyorum...ve ancak o zaman içim ısınıyor... :)

28 Ocak 2009 Çarşamba

Cloudy wings


Sanki buluttan kanatlarım varmış gibi hissediyorum kendimi... o kadar hafif... o kadar ferah... ne kadar zaman geçmişti böyle rahat nefesler almayalı? Göğüs kafesim sıkışmadan havayı içime çekeli?

Hayır cuma günkü kuantum sınavına çalışmadım. Yarın Kuasarlar dersinden sonra kütüphaneye gidip orda çalışıcam biraz. Zaten asistan da, ben de, prof. da biliyoruz ikinci sınavda geçeceğimi o dersi. Benim için şimdi öncelikli olan 6'sındaki kozmoloji sınavı. Ki o da sorun olmayacak çünkü çok güzel çalışabiliyorum ona. Fakat hemen arkasından ayın 9'unda nükleer fizik sınavı var. Bunun için bi de dersin hocasıyla konuşmam gerekiyor, yarın belki onu da çıkarabilirsem aradan iyi olacak. Dr. Erben geçen hafta attığım maile hala cevap vermedi. Çok da umurumda değil zaten...

Evet, işler yolunda gözüküyor. Yoğun, ama yolunda... Aman nazar değmesin, tahtaya mı vuruyosunuz nereye vuruyosanız vurun, bak bi aksilik çıkarsa sizden bilicem, Maşallah falan diyin, yapın bişiyler artık =)

7 Aralık 2008 Pazar

...dots... of the night / ....


Zilyon tane şey yazdım, her biri taslaklara gitti sonunda. Bi dolu alıntı yaptım, sildim attım onları da. Zaman geçtikçe, hoşgörüm geri geldikçe, içim dengeye yaklaştıkça, huzura doğru bir adım daha yol alıyorum, huzursuz hiçbişiyi kalıcı yapmak istemiyorum. Buraya yazılanlar hep iyiye hep güzele dair, içinde hep umut olan şeyler olsun istiyorum. O yüzden ne yeni yazılar ne de alıntılarla yeni entry'ler girip eskileri aşağı aşağı itelemeye çabalamaktansa, sadece gecenin noktalarını doldurayım en iyisi diyorum...

Song of the night: Evanescence - Everybod's Fool
Color of the night: bu renk
Adj. of the night: Lost
Smiley of the night: