Düşündükçe not edilmesi gerektiğini düşündüğüm başka şeyler de geliyor aklıma. Mesela, hatalarımla da barışmış olduğumu farkettim az önce. Bonn'da yaptığım, gitmeden önce ve geldikten sonra yaptığım hatalarım. Hepsiyle kocaman bir barış imzalamışım, yeni fark ettim. Ve farkettim ki son zamanlarda sadece basit kararlar için söyleme cesaretini gösterebildiğim "yapmadığın şeyin pişmanlığı yaptığın için duyduğun pişmanlıktan daha beterdir; çünkü yaptığını geri almak için bir şans bulabilsen de zamanı geri götürüp yapmadığını yapabilmen neredeyse imkansızdır" düşüncesini şimdi yeniden körükörüne savunabilecek durumdayım. Bakınca şöyle bir, bu cadıyla yakından uzaktan hiç alakası olmayan şeyler de yapmışım yakın geçmişte, bakıp bakıp pişman olup üzülüyordum kendi çapımda. Şimdi mi? İyi ki yapmışım yahu, iyi ki almışım o kararları. Hep aklımda kalacağına denemişim, görmüşüm, beni üzen insanlara bir şans vermişim mutlu etmeleri için ama onlar bunu üzmek için kullanmış, göstermişler gerçek yüzlerini, becerilerini, içlerini; ne güzel işte, tecrübe etmişim, öğrenmişim, her hatamda biraz daha büyümüşüm, bir adım daha atmışım. Şimdi bakınca neyim var ki geri döndüremeyeceğim? Tabii ki kolay değil hiçbirşey, ama biz demiyo muyduk, zoru hemen başarırırz, imkansız zaman alır diye?
Ha bi de yazıyı iki yana yaslayınca okumak bana çok zor geliyo ama görsel olarak daha iyi olduğuna inandığım için yine de iki yana yaslıyorum. Bu konuda fikir beyan eden olursa çok sevineceğim.
Haa bak aklıma geldi şimdi (ne garip eski beni hatırlıyorum madde madde); ben eskiden gerçekten sevdiğim insanlar dışında kimseyle de öpüşmezdim yöle her yolda gördüğümde falan. Ne kadar güzel bir davranışımdı. Çoğu kimse soğuk nevale derdi biliyorum ama ne o öyle her gördüğüne şapır şupur? Bi de bi de, rüyamda James'i gördüm, o kadar sıkı sarılıyoduk ki...sarılıp ağlıyoduk..çok özlemiştik... gerçekten de çok özledim James'i. Bi de Ziza'yı özledim çok. Karakuş'u da özledim ama az, onunlda daha sık görüştük diye heralde.
Bi de yazlığın balkonuna gelen kedileri kovalayıp duruyo teyzem, hatunun cadalozluğundan tırstığım için gidip kucağıma bile alamadım hayvancıkları. Bi de çamaşır nasıl yıkanır dersleri alıyoruz dünden beri ki bu da apayrı bi konu. Yazlıktan giderken tüm çamaşır deterjanlarını döküp yerine puda şekeri ve hindistan cevizi karışımı koymak geçiyo içimden! Grrrr!
Yazdıklarımı imla hatalarını ve cümle bozukluklarını bulmak üzere bile bir kez daha okumaya üşeniyorum. Siz anlarsınız beni her durumda di mi? Zaten bi dolu kimse terk eylemiş blogumu takip etmeyi ama bi o kadar kimse de yeni başlamış takibe sanırım ki sonuçtaki sayı yine aynı :) Bi de şöyle bi ihtimal var ki kimse terk edip yeni gelmemiştir ama profil resimleri değişmiştir belki. Çünkü yorum yazmayan takipçilerin isimlerini aklımda tutamıyorum :(
Bi de karşı yazlıktaki deniz can adındaki bebeye gıcık oldum. Olur da balkondan düşerse, denizde boğulursa veya elektrik çarparsa hiç şaşırmıycam. Yaşasın kötülük!