30 Aralık 2009 Çarşamba

+18 ŞEREFSİZ

Blog meselesi en sığ anlamları içinde kendi günlüğünü gözler önüne sermek, yapamayanlara bakın ben neler yapıyorum, nereleri geziyorum, benim nelerim var demekten de öte bir hal aldı artık. Belki, belki değil mutlaka, başından beri böyleydi ama ben yeni yeni fark ediyorum. Kız nasıl tavlanırdan başlayıp, yatakta ne yapmalısın ile devam eden, yatakta ne ayıptır ne değildir yargılarını çaktırmadan okuyana empoze edip "erkeksin sen yürrü be koçum" diyenlerin yanı sıra, "aldatmak normaldir" diye ahkam kesip yol gösteren hayvanların da tutunduğu bir yermiş aynı zamanda. "Yatakta A pozisyonunu yapamayan karıya karı demem ben", "B pozisyonunu yaparken çirkin görünmek normaldir canınızı sıkmayın", "C pozisyonunu sevmiyorsa siktir edin gitsin" önermeleri ise apayrı zaten. Bir de "Türkiye'de seks..." diye ahkam kesenler var ki, Avrupadaki ahlaksızlığı matah bir şeymiş gibi gösterme kaygılarının altındaki Feudiyen açıklamaları gerçekten merak ediyorum.

Seks, hayatın en doğal ve belki de su içmekten sonra en mutluluk verici ve tatmin edici şeyi olabilir ama her şey gibi tarz meselesi önemli.

Hiçkimseye aşkın/sevginin kutsallığını ve seksin aşk için önemini anlatacak değilim, buna yeltenmem bile. Aşka beş para paha biçmeyene de diyecek tek bir sözüm olmaz. Ama bu demek değil ki git evlen birisiyle, sonra da binbir bahane içinden en sevdiğini seçip, sırtını buna dayayıp içine et!

Evlilik, aşk, sevgi, ilişki... bunlar iki kişinin içinde olduğu şeylerse, ve karşındaki sana bir duygu ile bağlı ve cinselliğini de bu duygu temelinde yaşıyorsa onu aldatmaya hakkın yoktur(Ne zaman aldatmaya hakkın vardır: hayatına yeniden tek kişi olarak devam etmek istediğini söyledikten sonra seni bir şekilde özgür bırakmayanı aldatma hakkın vardır ki bu da aldatmak değildir bence ama bu ayrı bir konu). Hele ki bunu çeşit çeşit eskortlarla, tek gecelik ilişkilerle veya "sarhoştum ne yaptığımı bilmiyorum, kafam yerinde olsa asla yapmazdım"larla geçiştirip legalleştirmeye çalışmaya, hiç mi hiç hakkın yoktur!

19'undasın, aşık oldun, evlenmezsen öleceğini sandın, evlendin, 30una geldiğinde hayat cennet değil tahammül edilmez bir hücre hapsine döndü... Yapacağın şey bulduğun fırsatlarda sikini sokabileceğin yeni deliklere gitmek; deliğini doldurabilecek farklı sikler bulmaya çalışmak değil, öncelikle, ilk iş olarak boşanmaktır. Bunu kafana sok ey insan denilen mahlukat!

40'ına geldin ve yalnız hayat canına tak etti, "birisi olsa sabah kahvaltılarımı paylaşabileceğim" diye dertlendin, anlaştın o birisi ile, evlendin ama 2 sene sonra gördün ki işin aslı öyle değil... Yapacağın şey bulduğun fırsatlarda sikini sokabileceğin yeni deliklere gitmek; deliğini doldurabilecek farklı sikler bulmaya çalışmak değil, öncelikle, ilk iş olarak boşanmaktır. Bunu kafana sok ey insan denilen mahlukat!

Ha, yaşın ister 25 olsun ister 45, yoksa hayatını sana adamış biri, güneşi senin gözlerinde gördüğünü sanan bir gerizekalı aşık bulamamışsan, ve seks ise tek derdin, işte o zaman ister tek gecelik yaşa ilişkilerini, ister pezevenklerle ahbaplık et, ister mama'larla. Hepsinde de bol bol eğlen, bulutların 7 kat üstüne çık, ne ala.

Ama biri varsa hayatında sevişmek ile sikişmek arasındaki ayrımı önemseyen, senin için önemli olmasa bile bu ayrım, göstermek zorunda olduğun bir saygı vardır. Ne yazık ki, ey insan denen mahlukat, sevilmenin getirdiği bir sorumluluk vardır! Bu sorumluluk eve ekmek getirip, karını koluna takıp ailenin yanına akşam yemeklerine ve bayram gezmelerine gitmek, veli toplantılarında bulunmak ve apartman aidatını zamanında ödemekten öte birşeydir. Sevgiye layık olmak, sabah 8 akşam 5 saatleri arasında kazanılabilen bir birim değildir, ve zaten böyle olmadığı için herkes kolay kolay hak etmez sevilmeyi.

Sözün özünü anlamamış olanlar varsa daha açık söylemeye çalışayım: "tek gecelik ilişkilerim var ama aldatmak beyinde/kalpte olan birşeydir, ben sevgilimi o şekilde hiç aldatmadım, ara sıra olan bu kaçamaklar ilişkiyi sağlamlaştırır" diyenlere ŞEREFSİZ derim de başka bir şey demem, hepsi bu kadar!

5 yorum:

  1. Bloglar konusu öyle uzun ki;hani bir bulaşsam daha da kurtulamam ama velhasıl iki küfredeyim,iki cümle de seks hak konuşayım,üstüne bir de ahkam keseyim,'ben bunları yapabilirorum baaak,ne büyük meziyet' diye yazayım,çizeyim blog anlayışı maalesef hakim.gerçi kim ne isterse onu da yazar,hani okumazsın geçersin, o da var ama insan yine de gördükçe sinir oluyor.Bu mudur diyor witchie..

    YanıtlayınSil
  2. Çok güzel yazmışsınız. Aynen katılıyorum.

    YanıtlayınSil
  3. Bazı yazıları, mesela bunu, o kadar tutkulu yazıyorum ki sonrasında yorumlara ne cevap versem boşaymış gibi geliyor. İlginiz için teşekkür ederim Böcek'cim, Evren...

    Ve yazılarımın dönüp yeniden okunduğunu bilmek beni nasıl mutlu etti anlatamam, teşekkürler Altuğ...

    YanıtlayınSil
  4. Herkesin görüşü farklı olmalı elbet,yazın rahatsız olduğunu açıkça anlatıyor sana katılıyorum.
    ***********************************
    Benimkisi alınganlık değil,laf ortada alan alsın tabi, bende blogda ilişkilerime açıklık getirmek istedim virgül ile noktayı koymak gerek derim.
    +18 şerefsiz kelimesini gerçekten hak eden ohhoo 100 lerce kişi sayablirim kadın veya erkek.
    Hiç kimseyi zorlamadım kimseyi yüzüstü bırakmadım her gelenede yat demedim kapıdan kovduğum çok olmuştur,Gerçek adımı vermem birlikte olduklarımın afişe olmasını istemediğimdendir onlara anca o kadar saygı duyarım.Gerçekten sevdiklerimi ve sevenleri yazmadım aslada yazmam.Herkes hakettiği kadar anılır o kadarda değer verilir.Birlikte olduklarımın az bir kısmı aile kurdu onlarda başarısız oldu diğerleri hala sağda solda vermekte,alışmış götde don durmuyor yani.
    Şükür dediğin şerefsiz bana uymuyor.

    YanıtlayınSil
  5. Bu yazıyı okuyup sonunda böyle bir yorum yapabilmek bence önemli ve güzel bişiy. Anlaşılmış olmamın keyfi ise zaten apayrı. Yorumun için teşekkürler Tutsi.

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.