13 Ocak 2010 Çarşamba

İsrail Günlüğü - 8. Gün



İlk defa bir Pazar gününü gerçekten Pazartesi olarak yaşadık. Dünden kalma tüm yorgunluğumuza rağmen sabah erkenden kalkıp kahvaltıya indik. Ne var ki ayakkabıları giymek tam anlamıyla bir işkence oldu benim için. Kahvaltıdan sonra odaya çıkar çıkmaz yaptığım ilk iş ayakkabılarımı çıkarıp zavallı parmağım hala yerinde mi diye bakmak olsa da ikinci iş ayakkabıları yeniden giymek oldu çünkü okula geç kalıyorduk. Her sabah yürüdüğümüz o 7 dakikalık yol bitmek bilmedi bu sabah. Ayaklarımı bu kadar acıtan yaranın küçüklüğü ise sinir bozucu gerçekten. Neyse de sevdiceğin de dediği gibi zamanla acıdan uyuştu parmağım...

Bunca günden sonra sonunda posterlerimizi de astık bugün. Biraz geç oldu ama astık ya buna da şükür.

Günün akşamına öğrencileri kaynaştırmak üzere bir toplantı düzeledi İsrail'li arkadaşlarımızdan birisi, topluca oraya gittik yürüyerek. Bu defa da bir Türk bakkal çktı karşımıza. Türk fırıncı gibi eli açık birisi olmasa da en azından bir kaç cümle sohbet ettik kendisiyle.

Partiye renk veren, İsrail'li arkadaşımızın birbirimizi daha iyi tanıyalım diye hazırladığı sorulardı. Gece boyu en hoşuma giden şey Philip ve bu akşam tanıştığım kız arkadaşı Miriam ile sohbet etmemin yanı sıra artık önüme bira menüsü geldiğinde orada yazan isimlerin bana birşey ifade ediyor oluşuydu. :) Almanya'da geçen iki senem pek de asosyal geçmemiş sanırım :)) Aynı şeyin bir gün şaraplar için de geçerli olacağını umuyor, o gün geldiğinde hem saçlarımdaki akların hem de hoş hatıraların daha fazla olacağını tahmin edebiliyorum...

Gece devam ederken, dünden kalma yorgunluğumuz ve yarının yoruculuğunu hesaba katarak erkenden kalkıyoruz biz. Geldiğimizden beri bir türlü fırsatını bulup da göremediğimiz şehir merkezinde biraz dolaşıyoruz. Dükkanların çoğu kapalı ama en azından karnımızı doyurabileceğimiz, İsrail'in en az shawarma kadar geleneksel yemeği olan falafel'i tadabileceğimiz bir yer buluyoruz, üstelik fiyatlar da çok makul! Karnımızı doyurduktan sonra uyku perilerine daha fazla karşı koyamayarak doooğru otele gidip horul horul uyuyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.