oku oku bitmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oku oku bitmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2010 Pazar

4. Ankara Kitap Fuarı

Ankara'da geçirdiğimiz son gün bana kabir azabı yaşatınca ve şehir sınırlarına dahil olduğum andan beri her reklam panosunda kocaman kocaman ilanların gözüme girmesinden mütevellit, doğal olarak soluğu kitap fuarında aldım. Her zamanki gibi girer girmez kendimden geçmem pek mümkün olamadı bu defa çünkü paracıklarımla kendime yeni bir telefon mu alsam yoksa kırsam zincirlerimi de kitapların arasında kayıp mı olsam diye tereddütte kaldım. Ne var ki gereksiz bir tereddüttü, kaç lira harcağımın hala farkında değilim ama kitaplarıma bakıp bakıp hissettiğim mutluluk paha biçilemez!

Aldıklarımın fotoğrafını çekemiyorum ne yazık ki, çünkü fotoğraf makinem Ankara'da kaldı. Bu yüzden netten bulduğum resimlerle göstermeye çalışacağım. (moda bloğu yazıyormuşum gibi hissettim kendimi bi anda, ne alakaysa).

Önce bilimsel kısımdan başlayalım. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) standında bu kitabı görünce resmen aptallaştım. 2 sene boyunca Bonn'da Türkiye'den götürdüğüm kötü türkçeli kitaplar ve almanca ingilizce kitaplar arasında boğulurken ben bu kitabı nasıl da bulmamışım? Oradaki derslerim için gerekli olan tüm konuları kapsıyor, hem düzgün bir dil ile anlatıyor hem de yazarı Tekin Dereli! Daha ne olsun?! Aldım tabii ki hemen. Kağıt kalitesi ve cildi de bu kadar güzelse bu kitabı almaya asla param yetmez diyordum ama 25TL olan kitabı fuarda 20TL'ye satıyorlar! Kaçırmadım tabii ki!
TÜBA'nın bir de Akademi Forumu Dizisi adı altında incecik, 30-40 sayfadan oluşan kitapçıkları var. Bunlar arasından ilgimi çeken Ali Alpar'un Uzay Ajansları ve Mehmet Erbudak'ın Fizikçi Gözüyle Nanoteknoloji kitapları oldu.
TÜBA Yayınları arasında en can alıcı olanlardan biri de Erdal İnönü'nün şu bibliyografyasıydı ama bunu başka bir bahara ertelemek zorunda kaldık.

Bilimsel yayınları bir kenara bırakmadan önce, geçiş kitabı olarak EINSTEIN Bulmacası'ndan bahsedebilirim sanırım. Aslında fuardan çıkmamıza az bir vakit kala, minik balık'ın isteği üzerine aldığımız bir kitap bu. Arka kapağından bir alıntı size fikir verecektir diye umuyorum:
"Bu kitapta, şimdiye dek tasarlanmış en şaşırtıcı zihin açıcılarla karşılaşacaksınız. Üç kapıdan birini seçerken, sürpriz partinin hangi gün olacağına dair tahmin yürütürken ya da bilgisayarınıza düşen ve bir şekilde hep doğru çıkan maç tahmini e-postalarının güvenilirliğini hesaplarken gri hücreleriniz fazla mesai yapacak. 
Çözümü bulmanız halinde ne kadar gururlansanız hakkınız. Ama aksi durumda lütfen sorumlu okurluğu elden bırakmayın; çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir. "

Ve işte hem benim hem de minik balık'ın ağzımızın suyu aka aka aldığımız kitaplar:

Yordam Kitap'tan çıkmış bu altı kitap ve 2 manga bir set halinde.
Marksizm Nedir? - Emile Burns
Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş - Bertell Ollman
Marksizm Üzerine Dört Ders - Paul Sweezy
Sosyalist Dünya Görüşü Üzerine Marksizm - Henri Lefebvre
Diyalektik Materyalizme Giriş - August Thalheimer 
Felsefe İncelemeleri - Karl Marx & Friedrich Engels
Bunlara baktıkça bir an önce Almanca öğrenip orjinallerini de okumak istiyorum. Hele bi türkçesini oku da ey cadıııı! demekte sonsuz haklısınız.
Bunları alıp da o iki mangayı almamak olmazdı, hele ki manga meraklısı bir minik balık varken yanımda.
Kapital Manga Cilt:1 & Cilt 2
Bir de ne görelim? Çizgilerle Komünist Manifesto da ayaklanmış gitmiş kasanın yanına diğer kitaplarla birlikte sıra bekliyor :) Onu da aldık tabii elimiz mahkum.

E bu kadar kitap alınca bir de minik hediye verdi kasadaki kız, doğal olarak: güzel bir Nazım Hikmet posteri!

Her kitap fuarında olduğu gibi bunda da imza günleri ve söyleşiler vardı tabii ancak biz bir anda karar verip gittiğimiz için öncesinde plan yapmaya fırsat olmadı. Ne var ki şanslıymışım, çok sevdiğim bir şairle karşılaştık, Ahmet Telli. Daha önce Mülkiyeliler'de kendisiyle tanışma şansını bulmuş ve hayran hayran bakmaktan  tek kelime konuşamamış, üzerine de o zamanki sevgilimden ayar almıştım :))) Ahmet Telli de şöyle bişiy hani -->

Neyse şiir kitapları önünde, bekliyordu zavallım. Hangisini alayım diye kendisine sordum. Son kitabını gösterdi, Nidâ. içine de yazdı bişiyler güzel güzel :) İmzalı kitaplarıma bir yenisini daha ekledim böylece.

Aslında "İçinizdeki Öküze Oha Deyin" kitabının yazarı Bülent Akyürek de ordaydı ama adamın konuşmasından tavırlarından huylanıp kitabını almaktan da imzalatmaktan da vazgeçtim.

Bi de KaraEfendi'nin tavsiyesi üzerine yalnız fil kitabını aldım :) Bunu yani:
Kişisel gelişim kitaplarına dağlar kadar antipatisi olan minik balık bile yazarının Ahmet Şerif İzgören olduğunu görünce sever gibi oldu sanırım.

Ve aldığım son kitap ise uzun zamandır okunacaklar listemde bekleyen; Sürek Avı. SerdarRıfat'ın bu kitabını birisi mi tavsiye etmişti yoksa bir edebiyat dergisinde görüp kendim mi not almıştım hiç hatırlamıyorum. Tek bildiğim kitabın adının hep aklımda olduğu, sonunda alabildim!



A bir de alıp da iade ettiğimiz Melekler ve Şeytanlar var. Malumunuz ne zamandır Angels &; Demons okumaktayım; çok da sevmekteyim ve etrafımdakilere de okuyuuun diye tutturmaktayım ancak bendeki kitap ingilizce olduğu için insanlara al oku hadi diyememekteyim. Bunun için Türkçe'sini önce kendim okuyup sonra minik balık'a okutup sonra da etrafımdakilere okutmayı planlıyordum ki...Altın Yayınları'ndan çıkan Türkçe'sini  görünce aldım hemen. Fuarda gezinmekten yorgun düşüp bir kenarda otururken hemen tercümesini kontrol etmek için birkaç cümleye göz gezdirdim, iyi ki de yapmışım! Falling bodies düşen vücutlar olarak tercüme edilir mi yahu? Edebi bir metinde veya bir şiirde belki olabilir ama hikayenin CERN'de geçtiği, fizik konuları ağırlıklı bir romanda?! Parçacık fiziği yerine kullanılan zerrecik fiziği de çok sinir bozucu zaten bence.Benim kendim kendime gidip de herhangi birşey için tek neden olarak bunu sevmedim istemiyorum demem namümkün olduğu için hemen  Minik balık'a gösterdim. Kahramanım olaya et attı ve gidip idare ettik, paramızı geri aldık. Ben size haber verene kadar sakın gidip de Altın Yayınları'nın Melekler ve Şeytanlar'ını almayın, düzgün bir tercüme bulunda size söyliycem, tamam mı?

Son olarak da minik balık'ın aldığı Laz Kültürü kitabımız var. Bunu okuyacak sabrı gösterebilir miyim bilmiyorum ama minik balık okudukça bana anlatıyor zaten :)

İşte bunlar benim kendime erken doğumgünü hediyemdi, dün geceden beri yazmakla uğraştığım bu yazı ancak bitti, bu arada ben de öğlen 12 itibariyle 27 seneyi bitirdim, artık 28'inde ve dana kadar oldum danışman hocamın deyişiyle :)))


31 Ocak 2009 Cumartesi

Scroll up beybi!

Yazarsın, yazarsın sayfalarca; derdini anlatabilmek, daha iyi anlaşılabilmek, aklına gelen tüm yanlış anlamaları ortadan kaldırmak, onu anladığını anlatabilmek, kendini anlatabilmek için; yazdıkça yazarsın, yazarsın sayfalarca... Sonra onu verdiğin hödük, "bu ne kadar uzun yaa, okuyamam ben bu kadar uzun şeyi" der ver okumaz! Okumaz adam cidden! Ne inanılmaz, ne sinir bozucu bişiydir! Ya da kimileri de vardır ki doğrudan açıp sonunu okurlar. Bu ikinci kategoriye giren sevgilisine mektup yazdı bir arkadaşım, ama son satırlar şöyleydi;
"Üzgünüm ki beklentilerinin aksine son satırlarda kayda değer bişiy yazmadım. Başını okuman gerekiyor; scroll up* pls!" :)
Uzunca bir süre bu scroll up espirisi döndü durdu aramızda ama en sonunda benzer bir hayvanlığı ben yaptım bugün. Ama "çok uzun, okuyamam, sıkılırım, vs." diye değil, dayanamadığımdan...önce son sayfayı okudum. Sonra döndüm ilk sayfadan başladım okudum, bi daha okudum, okudum bi daha, bi daha, bi daha... Benim değil mi, istediğim kadar okurum, kime ne?

Kimi davranışlar kimi zaman kabul edilebilirmiş, istisnalar olabilirmiş... İstisna olabilir miyim?

*e-mail olması münasebetiyle

4 Aralık 2008 Perşembe

Bir durak yürüdüm, çok üşüdüm

Uzun zamandan beri ilk defa hayallere dalıp ineceğim durağı kaçırdım. Genellikle dolmuşta ineceğim yeri geçtikten sonra farketmişliğim veya "müsait bir yerde inebilir miyim" yerine "Ahmet'lerde inebilir miyim" demişliğim vardı ama en son ne zaman otobüs durağını kaçırdım hatırlamıyorum. Hayalleri merak ediyorsunuz tabii =) Kimsenin tahmin ettiği bişiy çıkacağını zannetmiyorum, keza, bir şekilde uzaktan eğitim veren bir üniversitede okuma fırsatı bulsam acaba bilgisayar bilimlerini mi seçerdim yoksa psikoloji mi, yeniden lisans mı okurdum yoksa master mı yapardım, açıköğretimlilere af çıkmış acaba yeniden başvursam sınavlara girebilir miyim ve girsem şu uyuz muhasebe dersini bu defa geçebilir miyim diye düşünüyordum. İlk yüksek lisansı kazaya kurban gitmiş ve yeniden başlayıp bu defa aynı anda iki master birden yapan birisinin daha farklı hayalleri olması lazım sanırım =)

A bi de uzun bir aradan sonra dün gece yeniden şarkı söyledim, kayıt yaptım, çok mutlu oldum. Ama kesinlikle daha sık yapmalıyım çünkü kötüye gidiyor.

Bi de bi de...içimdeki tüm şeytanlara rağmen bugünkü tüm derslere girdiğim için kocaman bi aferim bana!

Song of the day: Vonda Shepard - Tell Him
(Sözlerine de bi bakın derim)
Color of the day: White
Adj.of the day: Cold
Smiley of the day: