31 Mayıs 2009 Pazar

DAT



Bir gün gelir bir gün geçer
Bazı şeyler hiç ama hiç değişmez
Her geçen anın sonunda hala
Alışamadım yokluğuna...

Sana sarılmayı özlüyorum hala... Çünkü ağlama özgürlüğümün olduğu tek yerdi orası. Üzülünce de, sevinince de, canım acıyınca da, o kocaman omuzunla göğsün arasındaki yer başımı yumarak ağlayabildiğim tek yerdi..senin kucağın... Annemin kucağında ağlayamazdım; üzülürdü. Sonradan öğrendim ki sevgilinin kucağında da ağlanmazmış... Bir gün gelir, bir gün geçer; bazı şeyler hiç ama hiç değişmez... Şimdi burda olsaydın ben yine senin Çilli, Pilli, Dilli, Zilli, Kızıl Kızın olarak gelir otururdum kucağına 27 yılın verdiği tüm ağırlığıma rağmen, ve sen yine derdin, yaşlandım artık ağrıyor her yanım, diye, ama ben burnunu öperdim senin, sen benim çenemi...

Kapıyı çalışından anlardım senin geldiğini, koşa koşa gider açar, atlardım üstüne. Senden sonra öyle kocaman üstüne atlayabileceğim kimsem olmadı. Yanında öyle ağlayabildiğim kimsem de...

Bir gün gelir bir gün geçer; bazı şeyler hiç ama hiç değişmez. Her geçen anın sonunda hala alışamadım yokluğuna...

Nasıl çekilir?



En çekilmez hammalık işler nasıl çekilir hale getirilir?

Çözüm basit:
- Bir kutu buzzz gibi EFES bira, sevgili ile paylaşılır.
- Bol bağırmalı ve ses renginize uygun şarkılardan güzel bir playlist yapılır.
- Bilgisayar, 3 +1 ses sistemine bağlanır.
- Avaz avaz şarkılar eşliğinde işe koyulunur.

Burada önemli olan, şarkıları avaz avaz söylemek, zaman zaman kalkıp oynamak ve olabildiğince diyafram nefesi kullanmaktır ki hafif bir baş dönmesi versin!

29 Mayıs 2009 Cuma

Budur!




Efenim testin asıl çıkması gereken sonucunu buldum sonunda!
Gerçi OnurCUM Sex and the City karakterlerinden değil ama olsun. Benim hayatımın ana karakteri olduktan sonra S&C'de olsa kaç yazaaaar, olmasa kaç?!!

28 Mayıs 2009 Perşembe

Ama bu yaşlıııı!

Sex and the City'de Carrie'nin içtiği içkinin adı takıldı aklıma. Tamam Martini olduğunu biliyorum ama sanki özel bi adı vardı gibime geldi, onu arayayım google'da derken "S&C'daki erkeklerin hangisi sizinki" gibisinden bi test bulunca yapmadan duramadım pek tabii. Ama sonuç pek de yakışıklı çıkmadı; bakınız:

Sanırım insanların(kadın/erkek ayırdetmeden düşünüyorum yine) romantizmi yaşamalarını veya hayal güçlerini çalıştırmalarını engelleyen şey küçük düşme korkusu. Cümlenin başındaki sanırım gereksiz oldu galiba, eminim ki sebep budur. Peh!

Siz de kendi S&C erkeğinizi merak ediyorsanız buyrunuz efenim; tıkınız piliz.

---------

İkinci denemem daha başarılı oldu sanırım :)

Du bist mein allergrösster Schatz, den ich so lange gesucht habe*


Beni unutmayıp, aksine papatyalandıracak kadar zarif insanlarım var hayatımda ama ben bir teşekkür etme vakti ayıramayacak kadar öküz oldum bu sıralar. Ya da depresif diyebiliriz, ya da işi başından aşkın diyebiliriz. Ama işi başından aşkınlık değil bu. Bundan çok daha sıkışık zamanlarda çok daha fazla işler yaptığımı biliyorum. Bu bi başka bi durum..bu biraz garip, bilmiyorum ne olduğunu...Ama geçmesi gerek bi an önce...

En kocaman teşekkürlerimi göderiyorum sana Fulya'cım... hele ki tam da şu sıralar üstüme üstüme gelen papatyasızlık krizlerimde o kadar iyi geldi ki papatyan... hiç kaybolmasın diye hemen bantladım ajandama. Fotoğrafta pismiş gibi çıktı ama aslında öyle değil. Birbirimize bakıp mutlu oluyoruz onunla ve seni seviyoruz; papatyam ve ben! Teşekkürler!

*You are my greatest treasure, which I've wanted for so long.