5 Nisan 2010 Pazartesi

Malumunuzdur efenim, geçenlerde bir iPodTouch alma şerefine nail oldum. Düşe kalka öğreniyoruz aletin üstün özelliklerini, bişiyleri silerek ayarlarını bozarak falan keşfediyoruz inceliklerini. Üstelik garanti korkusundan kırdırmak dedikleri haltı da yapmadık. Ama beni deli eden bir şey var ki, saçımdaki örgülerin altında sıkışıp kalmış kafaderimi kaşıyamamaktan bile daha fazla sinir ediyor beni: iTunes Univ! Bayıla bayıla bilgisayardan izleyebildiğim harikulade dersleri iPod'a aktaramıyorum bi türlü. Önce hesabım TR adresli olduğu için olmuyor diye düşündüm ve Almanya veya ABD adresli bir hesap açmayı düşündüm. Bu süreç biraz sıkıntıya soktuğu için beni vazgeçtim sonunda ve bu arada iPhone kullanan bir arkadaşıma mesaj attım durumu: itunes univ'de bir kisitlama yok. itunes hesabim da turkiye adresli ayrica. dedi. İyi ki de adres değiştirmekle falan uğraşmamışım. Ama böyle olunca daha da gıcık oldum. Aldığım hata da işte tam da böyle:




Yok mu yardım edecek kimse?

The Blind Side vs. The Pursuit of Happyness

The Blind Side izledik geçen gece. Başarı hikayesi diyor ama başarı hikayesi falan değil bence şans hikayesi. Çalışırsan kazanırsın, azmetmeye devam et falan demiyor. Sen şansını fazla zorlamasan, pek kasmasan da kendini eğer hayat sana yardım etmek istiyorsa ediyor, yeter ki sabırlı olmasını bil! diyor bence.

/spoiler
Çocuk kendine göre gayet über bir okula gitme şansı buluyor ama çaba sarfetmiyor (tabii ki çeşitli nedenleri var ama sonuçta ders çalışmıyor.). İyiliksever bir hatun onu evine alıyor, dahası evlat ediniyor, dersleri iyi değil diye özel hoca tutuyor. Şansa bakın ki özel hoca da süper biri. Ha hocayı bulanlar zaten ancak süper birini işe alacak kimseler oldukları için pek de şaşmamak gerek ama o çocuğun yerinde ben olsam kesin abidik gubidik hocalar çıkardı karşıma, sonra da beni evlat edinenler "ne hocalar tuttuk ama yine de başarılı olamıyor bu çocuk, embesil midir nedir" derlerdi kesin. Çocuk amerikan futbolu oynayamıyor ama valide çıkıp iki laf edince birden işler değişiyor. Ben olsam o çocuğun yerinde, kadına aşık olur hayal dünyasına dalar daha da oyanayamaz hale gelirdim heralde. Tamam belki bu kadar değil ama hayat başarı filmlerindeki kadar şanslarla dolu değil ne yazık ki. Öyle olsa ben şimdi doktoramı bitirmiş olurdum. 
spoiler/

Gerçek bir başarı hikayesi için The Pursuit of Happyness izlenmeli bence, tekrar tekrar. Çünkü ancak gerçek hayatta 14 doların kıymeti o denli iyi bilinir.