28 Aralık 2010 Salı

Benim renklerim



Cuma oldu ve biz ellerimizde boyalarımızla geldik bu defa. Bugüne kadar, henüz boyanmamış duvarlardaki çatlakların üzerinden farklı bir boyayla geçme görevi verilmişti bana ama o iş bittiğine göre, boyumun yettiği yerleri de çoktan hallettiklerine göre ben sevimli pencerelerimle uğraşabilirim artık. 

Her pencere ayrı bir renk, her pencereye ayrı desenler... Bu benim ilk evim! Tabii ki çok güzel olmalı, tabii ki belli olmalı içinde benim yaşadığım, tabii ki en depresif günlerimde pencerenin bir köşesine baktığımda bile neşelenebilmeliyim! 




Öyle hemen her istediğimizi yapmaya zorlamayalım kendimizi dedik, en azından banyonun kırmızı penceresi bekleyebilir dedik ama OnurCUM dayanamadı bendeki o burukluğa. Hoplaya zıplaya gidip kırmızıyı da aldık!


Cuma günü o kadar çabuk geçiyor ki, artık misafirhaneye dönelim dediğimizde saat geceyarısını geçmiş çoktan. Dışarısı zifiri karanlık, yağmur, rüzgar..gideriz canım ne var yani? Çıkıyoruz dışarı..ilk birkaç adımda sorun yok da, sonrası..o patika bitmek bilmiyor. Yolun her iki tarafından göğe erişmiş ağaçların dalları tam tepemizde birbirine kavuşmuş, gökyüzünü göstermiyorlar bize. Rüzgarla ağaçların birlik olup çıkardıkları sesler, karanlık, ıssız ortalık...çalılıkların arasından çıkacak sarhoştan mı korksam yoksa aniden üstüme bir tilki atlarsa napıcağımı mı planlasam..işim kötüsü ben korktukça OnurCUM da korkuyor. Of bitse şu yol...

2 yorum:

  1. Offf banyo penceresi banyo penceresi ! Hem de bahçeye bakan ! Evine aşık oldum resmen,kırmızı ne muhteşem bir seçim !

    YanıtlayınSil
  2. Kesinlikle insana apayrı bir enerji katıyor. Boyarken bu kadar seveceğimi düşünmemiştim bile.

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.