şşt şşt sakin ol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şşt şşt sakin ol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2009 Cuma

Cooking

Yerleri süpürdüm, yetmedi, pencerenin önünü ve masayı temziledim, kabloları düzenledim vs. Bi elimde kalem, karşımda da kuantum kitabı, ekranda tık tık tık ne gelirse onlardan işte, ha bu arada bilgisayarı da temizledim, virüslerim vardı yine. Neyse işte tıkırdarken şu siteyi buldum, çok sevdim, sanırım siz de seversiniz;


Evde ne varsa listede işaretliyorsunuz, elinizdekilerle ne pişirebileceğinizi, nasıl pişireceğinizi anlatıyor size. İngilizce ama idare ediverin artık :)

A bi de, "sadece elmam var" diye işaretlediğimde çıkan yazıya çok güldüm, mutlaka ona da bi bakın!

12 Şubat 2009 Perşembe

bi de böyleleri var


Şaka gibi insanlar var bu dünyada yaa! Ben kafayı yemişim; ilk masterım yarım kalmış psikopat p.ç heriflerin yüzünden, şimdi iki master daha yapmaya çalışıyorum, ikinci üniversiteyi sınav zamanlarının dengesizliği ve salak muhasebe dersi yüzünden bırakmışım ama çıkan afta ilk aklıma gelen "acaba bonn'dan ankara'ya gidebilir miyim sınav zamanlarında?" olmuş ve adam bana diyo ki "sana tavsiye işe odaklan, bırak bu bilim falan, boş işler" ben senin o boş kafana bi kafa atarım görürsün o zaman boş iş nasıl oluyo.

Sdfasd: acaba bende mi gelsem almanyaya eğitim falan
WOS: gel tabii (bu çocuk zaten okulu bitirince gitmemiş miydi almanyaya???)
Sdfasd: ne istiyo bunlar
WOS: dil için toefl, referans mektubu, transkript. o kadar. ama her yer farklı ister tabii
Sdfasd: ohhh
iyiymiş
WOS: ama bana sorarsan master için değil de phd için gelmek çok daha mantıklı. bunlarda daha master sistemi oturmamış kendileri de bilmiyolar ne yaptıklarını
Sdfasd: o ne
phd ne
WOS: doktora (adam üniversite sonrası eğitim için yurtdışına gitmeyi planlıyo ama phd ne diye soruyo. tamam bilmemek ayıp değil ama bu konuya meraklıysan bilmemen çok garip bence)
Sdfasd: hmm
peki bitrdin
iş imkanı nasıl
WOS: bilmiyorum hiç ilgilenmedim ben iş imkanları ile (oha yaaa, en az dört sene boyunca hepimize bu soruyu sordular ve her sorandan nefret ettik, adam mezun olmuş bana hala bunu soruyo, çüş!!!)
Sdfasd: ne yapcaksın peki
ennde sonunda bitecek
WOS: prof.luğa kadar yolu var işte (Sana kafa atıcam naapıcam, allahım yaaa!!)
gidebildiği kadar
Sdfasd: para veriyolarmı peki bu süre içinde
WOS: bilmiyorum işler nasıl yürüyo. şimdi bursluyum ben. sonrasını araştırmadım hiç (yok canım öpücük veriyolar)
Sdfasd: araştır bence o kadar emk boşa gitmesin
WOS: hele bu bitsin de o zaman bakıcaz artık
Sdfasd: çok büyük hata
WOS: önceden plan yapmak istemiyorum ben (bi s.ktr git yaaa!!!)
Sdfasd: şimdiden bak
olurmu
çok yanlış düşünüyosun
WOS: olur olur sen merak etme :):) (başka işin mi yok senin yaaa?!!)
Sdfasd: ben işe girince anladım
WOS: nerde çalışıyosun sen?
Sdfasd: gerçekten bak ii dinle beni
ben dersane ama bırakcam
özel ders falan veriyorum
WOS: hmm
Sdfasd: sana tavsiye işe odaklan
bırak bu bilim falan
boş işler
WOS: :))) (ha sen ordan bana akıl veriyosun bi de bilim boş, sen iş hayatına atıl diye. oooooldu canım!)
Sdfasd: ciddym
bi gün bana hak verceksin
WOS: ...
Sdfasd: Neyse hadi ben yatıyım artık sana iyi geceler
WOS: İyi geceler

8 Şubat 2009 Pazar

Huysuz Witchie

Her ne kadar yerimde duramayışım dalgalı denizlerden kaçmış olsa da içime, iş inada bindi mi veya bir mecburiyet söz konusu oldu mu ne kadar huysuz ve çekilmez bir cadı olduğumu beni iyi tanıyanlar bilir. Hele ki sinirlendiğimde... Asabi birisi oluşum Allah'ın emri zaten, ama bu demek değil ki 7/24 sinir küpüyüm. Azcık suyuma gidilse yapamayacağım şey yok.

Herşey bi yana, benimle didişmeyi seven ama bunu saygısızlığa dönüştürmeden yapan, kızdırsa da hemen gönlümü alabilen, benim suyuma gitmesini bilen ve bana ben istemediğim halde kendi istediklerini yaptırmayı beceren insanlara ilk başlarda alenen sinir oluyorum ama genellikle bu insanlar benim çok sevdiklerimden oluyor ki bişiy gelmiyor elimden. Sonra zamanla saygım artıyor onlara, çok artıyor hem de. Sonra zaten kalbinde fersah fersah sevgi taşıyan birisi olmama rağmen evrene sığmaz hale geliyor sevgim o insana karşı.

Bu insanlar zaten beni çözmüş kimseler oldukları için genelde bi kere girdiler mi bi daha çıkmazlar hayatımdan kolay kolay. Ama son zamanlarda bu özel insanlarımdan yakın çevremde pek olmayışının eksikliğini farketmeye başlamıştım. Didişmeler olsa da sonunda ya iş samimiyetle saygısızlık arasındaki sınırda takılıyor, ya ben sinirlenmemek için alttan alıp konuyu değiştiriyorum ya da gerçekten o kadar çok sinirleniyorum ki tadım kaçıyor.

Dün ne yazık ki böyle garip ve uzun bir sinir harbi sonrası biraz kırıcı oldum sanırım. Ama şimdi düşününce işte...tamam öyle sert tepkiler yerine daha sakin olabilirdim, belki daha alttan alabilirdim belki sakınabilirdim konuşmayı devam ettirmekten ama benim de bir sinir sistemim var ve çok fazla üstüne gidildiğinde ani çıkışlar olabiliyor her ne kadar istemesem de... İşin kötü, üzücü, gece boyu beni bi o yana bi bu yana döndüren kısmı bu ama bir de sabah uyandığımda daha net bir şekilde fark ettiğim güzel bir sonrası var.. Ben o kızmış cadıdan ne zaman geçtim de yüzünde salak bir tebessümle ekrana bakmaktan başka bişiy yapmayan, kimi an kalbi ruhundan hafif duran, kimi an kalbi ruhundan hızlı çarpan bir cadıya dönüşüverdim dün gece? :) Cadı olan benim, sihirler benden çıkıyor ama zaman zaman sanki birileri de bana bu tür bişiyler yapıyo gibime geliyo...

Garip belki ama başta bahsettiğim, ben istesem de istemesem de bana istediğini yaptırmayı bilen birileri olduğu zaman etrafımda, güvende hissediyorum kendimi. Bunu yapabilen çok az insan çıktığı için, çok az insan bu geçiş hakkını kazanabildiği için, çok az insan bunu dozunu bilerek kullandığı için sanırım, böyle birisi varsa hayatımda, huzurlu ve rahat hissediyorum kendimi...

Aklıma geliverdi işte, yazmak istedim kendimi biraz. Selam olsun bana laf geçirebilen nadir insanlara!

7 Aralık 2008 Pazar

...dots... of the night / ....


Zilyon tane şey yazdım, her biri taslaklara gitti sonunda. Bi dolu alıntı yaptım, sildim attım onları da. Zaman geçtikçe, hoşgörüm geri geldikçe, içim dengeye yaklaştıkça, huzura doğru bir adım daha yol alıyorum, huzursuz hiçbişiyi kalıcı yapmak istemiyorum. Buraya yazılanlar hep iyiye hep güzele dair, içinde hep umut olan şeyler olsun istiyorum. O yüzden ne yeni yazılar ne de alıntılarla yeni entry'ler girip eskileri aşağı aşağı itelemeye çabalamaktansa, sadece gecenin noktalarını doldurayım en iyisi diyorum...

Song of the night: Evanescence - Everybod's Fool
Color of the night: bu renk
Adj. of the night: Lost
Smiley of the night:

Vermeyince Mabud, neylesin Mahmut?

Eğer ortaokul çağında değilseniz, bir cep telefonunuz olduğunu ailenizden gizlemiyorsanız, annenizle kız arkadaşınız kanlı bıçaklı değilse, aileniz sizi eşicinsel sanmıyorsa ve 21. yüzyılda yaşıyorsanız; sevgiliniz sizi aradığında açmama sebebiniz
annenizin peşinizden ayrılmaması yüzünden evde telefonda konuşamıyor olmanız
olamaz sanırım? A-aaa, olabilir mi, cidden miiii? Ay inanmıoooruuuuuummmmm.... Nassı üzüldüm nassı üzüldüm annnatımammmm... Yani telefonu açıp naber, nasılsın, faslını fazla uzatmadan şu anda uygun değilim sonra görüşelim dediğiniz zaman anneniz sinir krizleri geçirecek, ölüm döşeğindeki hastanız gürültüye uyanacak, herkes anında anlayacak telefonun diğer ucundakinin sevgiliniz olduğunu di mi, di mi, dii miiiii... Ama ben neden göremiyorum alnımda yazan yazıyı, işte bunu çözemedim bi türlü. O da olur zamanla inşşallah, Allah büyük! Ya sabır! Ya sabır! Ya sabır, ya sabır, ya sabır!