pilli cadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pilli cadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2009 Perşembe

Pilli beni seviyoooo! :)

Geçenlerde "Düşüncelerini, değerlendirmelerini, istediğin herşeyi istediğin şekilde arkadaşlarınla paylaşabilirsin ama bunu ulu orta yapman gerçekten hoş değil." şeklinde bir cümle ile karşılaşınca oturup düşündüm biraz, bu insanlar benim arkadaşım mı gerçekten diye. Aslında "burda 53 kişinin izlediği görülüyor, google reader a göre takip eden 59 kişi var, ve ben bu insanlardan sadece 2 tanesini tanıyorum, OnurCUM ve Ziza" diye düşündüm ama sonra bi daha düşündüm. Düşündüm ki beni izleyen 53 kişinin çoğunu ben de izliyorum. Yani bu ne demek? Anlatmak istedikleri kadar sevinçlerini, hüzünlerini, kızgınlıklarını, heycanlarını, hayatlarındaki birçok detayı, belki en yakınlarına anlatmadıkları en özellerini biliyorum. Benim için de durum böyle mi? Az çok böyle... Kimseye anlatmadıklarımı değil belki ama yüzyüze olsam söyleyemeyeceğim birçok duygumu burda anlatıyorum sonuçta, ve satır aralarını da okumayı bilenler bir süre sonra beni çok iyi tanır hale geliyor üstün körü okuyup geçenlerin yanısıra. O zaman farkettim ki gerçekten bu insanlar belki de beni en iyi tanıyanlar... Ben daha önce hiç kendimi bu kadar anlatmadım ki.. kırıldığım birçok şeyde o kadar sustum, sevindiğimde o kadar yutkunamadım konuşamadım ki...şimdi yazdıkça ben ve siz okudukça, o kadar ortadaki bu cadının kalbi de aklı da, tabii ki beni en iyi tanıyan insanlar oluyorsunuz siz. Ve "sinirimi yazmıyorum" dediğim zaman, "yazacaksın tabii ki" diyenler siz oluyorsunuz; sevindiğimde sevinen, üzüldüğümde "canını sıktığına değmez" diyen, ağladığımda kalkıp yanıma gelmek isteyen, sınav zamanı destek olan bile...hep sizler oluyorsunuz.. Blog yazan hiçkimsenin bu kadar sanal bir ortamda sırf laf olsun diye gelip yorum yazacağına inanmadığım, yazılan hiçbir yorumun samimiyetinden şüphe duymadığımdan, gönül rahatlığıyla böyle düşünüyorum. Hatta facebook'daki yüzlerce arkadaşımdansa burdaki yüzü eksik ama eli kalem tutan güzel yürekli arkadaşlarımı belki daha çok kendimden görüyorum zaman zaman... Tamamen bir inat uğruna başlayan bu blog meselesinin benim için zamanla bu kadar önemli hale geleceğini hiç tahmin etmezdim bile.

Nerden tuttu da yazdım tüm bunları? Şöyle ki, son 3-4 gündür sevdiğiniz bloglara blog ödülleri gönderiyorsunuz ya hani.. ordan işte, nedense bi alınacağım tutmuş benim, kimse beni sevmiyo ühüü ühüüü diye tam ağlamak üzereydim ki Pilli Cadım kurtardı beni bu sanal depresyondan. Son yazısını okudum okudum tam sonuna geldim ki amanın! Bi kocaman sırıttım ki görülmeye değer. Ben ne zaman bu kadar önemser olmuşum bu blog kardeşliğini hiç anlamadım gitti. Karşılıksız sevmeyi bırakınca kırıcı olur sevgiler, çok iyi bilirim, elimden geldiğince beklentisiz sevmeye çalışırım, ama kimi zaman farkında olmadan istediğimizden fazla değer verince o sınır kalmıyor insanın içinde. Çok salakça ve çok çocukça geliyor, belki de işi gücü olmayan bi aylak olarak algılanıyorum ama umurumda değil, onca şeyimi anlatmışım burda, bunu mu saklıycam, vallahi çok mutlu oldum :) Küçük şeylerden mutlu olabilmek de denir buna, gereksiz şeyleri fazla abartmak da; içinizden hangisi geliyorsa artık farketmez, mutlu oldum ben bi kere :)


Şimdii.... yıldızların cadısının blog ödüllerini açıklıyoruz.
And the boscar* goes tooooo:
Kendime en yakın gördüğüm blogger olduğu için, bana ödülü veren blogger olmasına rağmen, Pilli Cadı'ya;

Yazdıklarını okudukça "bu hatun benim içimi de yazıyor kendisininkiyle birlikte" dediğim için, Voodoo Girl'e;

Bence en cesur olduğu için Prncfrn'e;

En sevgilim olduğu için OnurCUM'a;

Yorumları ile beni çok mutlu ettiği için Perişte'ye;

ve juri özel ödülleri piltik'anım ve cesetizleri ve üfürüktenprenses ve osuruktanteyyare'ye gidiyoooor!

Ödül alan her bir bloggerın da 7** farklı kişiye ödül vermesi beklenmekete. Ha "ben ödülü aldım artık halk ile muhattap olamam" derseniz de siz bilirsiniz tabii =P

* boscar = blog oscar :P
** ödül vermeye doyamıyorsanız benim gibi jüri özel ödülü yapabilirsiniz bence, kime ne zararı var ki ;)

27 Kasım 2008 Perşembe

Önüm arkam sağım solum sobeeee!

Bugünlerde blog aleminde neye el atsam piyango bana çıkıyor, hadi hayırlısı. Daha 3-4 gün önce, 'neymiş bu mim bi bakiim hele' dedim, mimlenenleri okudum vs. Şimdi ise sıra bende! Evet olgun olmam gerek ama değilim şekerim, değilim işte. Zaten baktım da bi, benim dışında günün blogu olanlar da pek öyle yaygara çıkarmamış benim gibi =) olsun ben mimlendiğim için de çok sevindim, hatta izninizle bi minicik sevinç nidası koymam gerek:
"YUPPİ YUPPİ YAA YUPPİ YAA YAA YEEE!"
Keza mimlendiğimi fark edince ağzımdan da ilk bunlar çıktı. Efenim mimimizi cevaplamaya başlamadan önce burdan tüm sevdiklerime... =)) yok yok, sadece bu sırada biraz sıkıntılı olan canımız pilli cadımıza enerji olsun diye...
özellikle long-lasting (ingilizce yazınca havalı oluyomuş=: uzun ömürlü) Duracell pillerinden armağan ediyorum ;)

1.Blog yazmaya ne zaman başladın?
18 Ağustos 2008, Pazartesi günü başlamışım efenim. Ama o blog bu blog değil, keza onu benden başka bilen gören duyan da yoktu sanırım. Çoook kızgın, kırgın zamanlarımda yazardım ona, sonra bir arkadaşımın ısrarı ile kendi domainim altında başladım yazmaya, sonra işler karıştı, tepem attı, iş inada bindi, blogger'a geçtim, aştım kendimi güzel insanlarla tanıştım, çok güzel oldu =)

2.Blog yazısı konularının belli bi çizgide olmasına özen gösteriyomusun?
Gösteriyorum ama yine de pek belli olmuyor sanırım =) Tanıdıklar girince işin içine, bir de yaşı küçük okuyucular olunca pek kötü örnek olmamaya çalışıyorum, hastalık üzüntü vs. gibi ters giden şeyleri de pek anlatmıyorum.. Son zamanlarda yeni bir blogda, çok daha nadir ve sanki bir stres topuymuş gibi, biraz yoğun, biraz şiddetli ve çok fazla içim ile ilgili yazıyorum ama devam eder mi bilmiyorum... belki orada da arkadaşlarım olursa devam ederim.

3.Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
İçimden geldiği kadar... Kimseye bağlı bişiy olmasını istemediğimi fark ettim geçen gün. Birisine kızdığım için blogu silmek veya inadına bişiyler yazmak istemediğimi farkettim. O yüzden tamamen içimdeki cadıya kalmış bişiy. Yakın zamanda bırakmak gibi bir niyetim yok, ama hiç belli de olmaz, bakarsınız witchie gitmiş, başka bir zaman başka bir isimle çıkıvermiş...kim bilir...

4.Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden senin için bir zorunluluk haline geldi mi ?
Hiç kimsenin benim blog entry'lerimi beklediğini sanmıyorum ki zorunluluk haline gelsin. Aksine sık sık yazdığım zamanlarda blogu takip eden insanları sıktığımı düşünüp, ah keşke takip etmeseydi ayıp olucak şimdi diyorum. Sanki iki de birde telefon edip insanları rahatsız ediyormuşum gibi geliyordu. Biraz zor oldu ama aştım artık, 'çok sıkılırlarsa takip etmezler canım. aaaaAAA! Abarttın yine!' dedim kendime =)

5.Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun ?
Hayır, aksine blog yazmak bana zaman kazandırıyor bile diyebilirim. Çünkü bazı şeyler var ki kafamda döndükçe dönüyor, birbirine çarpıyor, yıkılıyor, sonra yeniden diriliyor, yaralar oluşturup beynimin içinde canımı acıtıyor. Halbuki yazdığım zaman, sanki eski bir dostla dertleşmişim gibi aklımdan çıkıp gidiyor, işime dönüyorum, biraz daha rahatlamış olarak devam ediyorum kaldığım yerden..

6- Bloga yazılan yazıları ve yorumları en fazla yazarının okuması gerçeği hakkındaki fikirlerin nedir ?
Son mimlenen 3-4 yazarın anlamadığı soruyu ben de ilk okduğum zaman anlamamıştım ama başta dediğim gibi birkaç gün önce bu konuyu keşfetmeye karar verdiğim zaman okuduklarımdan anladığım şu ki, bu soru benim gibi yorum sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen yazarlar için değil de bir günde 30-40 yorum alan yazarlar için. Yine de cevaplayalım. Tabii ki diğer blogları okumak önemli bişiy, gazete okumak kitap okumaktan farkı yok. At gözlüğü takıp sadece kendi fikirlerini bilirsen, onlar etrafında dönüp durmaktan öteye gidemezsin.(bknz. kötü örnek(pc'nin sesini kıstıktan sonra tıkayın, aman diyim!)). Okuyacaksın, öğrenmeye açık olacaksın, eleştiri kaldırabilir olmaya gayret edeceksin ki her gün biraz daha o idea'ya yaklaşabilesin, idea'lar ülkesine daha yakın bir hale getirebilesin bu dünyayı. Ukalalıkla & kibirle bir yere varılmıyor, keza bu ikili beni pek bir itiyor.


Bu kadar basit sorulara benim gibi böyle uzun uzun cevap yazan kaç yazar daha var bilmiyorum. Pilli Cadı'ya bu güzel pası için teşekkür ediiiiiip, topuuuuuuuuu.... Onur'cuk'a atıyorum. Keza bu günlerde pek bi boş dolanıyor sanırım =)