27 Kasım 2008 Perşembe

Önüm arkam sağım solum sobeeee!

Bugünlerde blog aleminde neye el atsam piyango bana çıkıyor, hadi hayırlısı. Daha 3-4 gün önce, 'neymiş bu mim bi bakiim hele' dedim, mimlenenleri okudum vs. Şimdi ise sıra bende! Evet olgun olmam gerek ama değilim şekerim, değilim işte. Zaten baktım da bi, benim dışında günün blogu olanlar da pek öyle yaygara çıkarmamış benim gibi =) olsun ben mimlendiğim için de çok sevindim, hatta izninizle bi minicik sevinç nidası koymam gerek:
"YUPPİ YUPPİ YAA YUPPİ YAA YAA YEEE!"
Keza mimlendiğimi fark edince ağzımdan da ilk bunlar çıktı. Efenim mimimizi cevaplamaya başlamadan önce burdan tüm sevdiklerime... =)) yok yok, sadece bu sırada biraz sıkıntılı olan canımız pilli cadımıza enerji olsun diye...
özellikle long-lasting (ingilizce yazınca havalı oluyomuş=: uzun ömürlü) Duracell pillerinden armağan ediyorum ;)

1.Blog yazmaya ne zaman başladın?
18 Ağustos 2008, Pazartesi günü başlamışım efenim. Ama o blog bu blog değil, keza onu benden başka bilen gören duyan da yoktu sanırım. Çoook kızgın, kırgın zamanlarımda yazardım ona, sonra bir arkadaşımın ısrarı ile kendi domainim altında başladım yazmaya, sonra işler karıştı, tepem attı, iş inada bindi, blogger'a geçtim, aştım kendimi güzel insanlarla tanıştım, çok güzel oldu =)

2.Blog yazısı konularının belli bi çizgide olmasına özen gösteriyomusun?
Gösteriyorum ama yine de pek belli olmuyor sanırım =) Tanıdıklar girince işin içine, bir de yaşı küçük okuyucular olunca pek kötü örnek olmamaya çalışıyorum, hastalık üzüntü vs. gibi ters giden şeyleri de pek anlatmıyorum.. Son zamanlarda yeni bir blogda, çok daha nadir ve sanki bir stres topuymuş gibi, biraz yoğun, biraz şiddetli ve çok fazla içim ile ilgili yazıyorum ama devam eder mi bilmiyorum... belki orada da arkadaşlarım olursa devam ederim.

3.Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
İçimden geldiği kadar... Kimseye bağlı bişiy olmasını istemediğimi fark ettim geçen gün. Birisine kızdığım için blogu silmek veya inadına bişiyler yazmak istemediğimi farkettim. O yüzden tamamen içimdeki cadıya kalmış bişiy. Yakın zamanda bırakmak gibi bir niyetim yok, ama hiç belli de olmaz, bakarsınız witchie gitmiş, başka bir zaman başka bir isimle çıkıvermiş...kim bilir...

4.Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden senin için bir zorunluluk haline geldi mi ?
Hiç kimsenin benim blog entry'lerimi beklediğini sanmıyorum ki zorunluluk haline gelsin. Aksine sık sık yazdığım zamanlarda blogu takip eden insanları sıktığımı düşünüp, ah keşke takip etmeseydi ayıp olucak şimdi diyorum. Sanki iki de birde telefon edip insanları rahatsız ediyormuşum gibi geliyordu. Biraz zor oldu ama aştım artık, 'çok sıkılırlarsa takip etmezler canım. aaaaAAA! Abarttın yine!' dedim kendime =)

5.Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun ?
Hayır, aksine blog yazmak bana zaman kazandırıyor bile diyebilirim. Çünkü bazı şeyler var ki kafamda döndükçe dönüyor, birbirine çarpıyor, yıkılıyor, sonra yeniden diriliyor, yaralar oluşturup beynimin içinde canımı acıtıyor. Halbuki yazdığım zaman, sanki eski bir dostla dertleşmişim gibi aklımdan çıkıp gidiyor, işime dönüyorum, biraz daha rahatlamış olarak devam ediyorum kaldığım yerden..

6- Bloga yazılan yazıları ve yorumları en fazla yazarının okuması gerçeği hakkındaki fikirlerin nedir ?
Son mimlenen 3-4 yazarın anlamadığı soruyu ben de ilk okduğum zaman anlamamıştım ama başta dediğim gibi birkaç gün önce bu konuyu keşfetmeye karar verdiğim zaman okuduklarımdan anladığım şu ki, bu soru benim gibi yorum sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen yazarlar için değil de bir günde 30-40 yorum alan yazarlar için. Yine de cevaplayalım. Tabii ki diğer blogları okumak önemli bişiy, gazete okumak kitap okumaktan farkı yok. At gözlüğü takıp sadece kendi fikirlerini bilirsen, onlar etrafında dönüp durmaktan öteye gidemezsin.(bknz. kötü örnek(pc'nin sesini kıstıktan sonra tıkayın, aman diyim!)). Okuyacaksın, öğrenmeye açık olacaksın, eleştiri kaldırabilir olmaya gayret edeceksin ki her gün biraz daha o idea'ya yaklaşabilesin, idea'lar ülkesine daha yakın bir hale getirebilesin bu dünyayı. Ukalalıkla & kibirle bir yere varılmıyor, keza bu ikili beni pek bir itiyor.


Bu kadar basit sorulara benim gibi böyle uzun uzun cevap yazan kaç yazar daha var bilmiyorum. Pilli Cadı'ya bu güzel pası için teşekkür ediiiiiip, topuuuuuuuuu.... Onur'cuk'a atıyorum. Keza bu günlerde pek bi boş dolanıyor sanırım =)

7 yorum:

  1. valla canim ben senin blogunu tanidigimdan beri bayila bayila okuyorum cünkü hayatini kendime yakin buluyorum. hislerini, düsüncelerini yazdiklarin cok sevimli ve dogal geliyor. o yüzden seviyorum ben bu blogu.

    ben de ilk mimi prensesten almstim allahim elim ayagima karismisti:D ne yapicami bile bilmiyordum prensese acil durum yorumu yapip ne yapmam gerektigini sormustum bi de bu yorumu nolur yayinlama diye yalvar yakar olmustum ahahaha:D

    rica ederim canim.
    ne demek.
    sen hep yaz ben/biz hep okuruz.
    ben SIKILmam.
    ama senin gibi bazen SIKTIGimi düsünüyorum:)

    YanıtlayınSil
  2. bir de su kötü örnek blog linkine bayildim ahahhaa benim gibi düsünenleri bulmak süper süper süper bir duygu. Cok bilincli türk kizlariyiz biz:)

    YanıtlayınSil
  3. :PpPp yazdım işte sobe yazımı; mutlu musun?!!


    Ben mutluyum:))))

    YanıtlayınSil
  4. Ya neden son soruyu kimse anlamamış yahu. Orada sorunun demek istediği şudur; Bilinen bir gerçektir bloğuna eklediği yazısını en çok yazarın kendisi okur.. Olay budur, anlaşılamadığına çok üzüldüm ben ya :)

    YanıtlayınSil
  5. Mim konusunu çok sevmiştim, cevapları da çok güzel vermişsin, tebrikler efendim :)

    YanıtlayınSil
  6. OnurCUK; sizi sobelemek büyük mutluluk efenim, tabii ki mutluyum.

    Hiçkimse; sanırım bu açıklamadan sonra pek de sorun çıkmaz artık, keşke daha önce yazsaymışsın açıklamanı.

    pRncfRn; teşekkür ederim...

    YanıtlayınSil
  7. cadıcım sana bilahare kocamaaaan teşekkür ederim!

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.