sinirlerine hakim ol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinirlerine hakim ol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2009 Cumartesi

Bekle!


Msn'de vs. iki satır bişiy yazıp 5 dk cevap vermeyen insanlara sinir oluyordum eskiden, artık "meşgul demek ki ama söylemeye çekiniyodur belki" diyip ben de kendi işime dönüyorum. Ama ben böyle yapınca birden bire, "haa gidiyo musun, iyi bari" diye sitem edenlere ve "aaaa yok canım burdayım, ne meşguliyeti" tepkilerine daha çok sinirleniyorum. Ulan hödük, madem meşgul değilsin beni niye bekletiyosun ekranın karşısında? Ben işimi gücümü bırakıp sana laf yetiştirmeye çalışıyorum ama sen bi meşguliyetin olmadığı halde beni öylece bekletiyosun, bu mudur yani? Bi aklınızı başınıza devşirin yaa! Bi sinirlendirmeyin beni!!! Sabahtan akşama pc karşısında sırayla herkesin uygun olduğu saatleri bekleyip sadece sohbet etmemi mi bekliyorlar yoksa tek işimin msn, gtalk muhabbeti olduğunu mu sanıyorlar, çözebilmiş değilim.

28 Aralık 2008 Pazar

bakalım bakalım

Dönüş biletim olmadan, nerede kalacağımı bilmeden, mantığımı bile yanıma almadan çıktım yola pazar gecesi 23:30'da. Sabah 5,5'da Esenler Otogarı'ndaydım. Biraz bekledim, Çiko'cum geldi, gittik bi güzel kahvaltı yaptık Bonn'daki arkadaşlarımıza hediyeler aldık, Taksim'e gittik dolandık, bana kestane aldı ve servise bindirdi.

Yola çıkarken aklımdaki şey Taksim'de makul mantıklı bir mekan bulup, "ben geldim, son bi kere görüşmek konuşmak istersen buyur beklerim" demekti Mr. Rude'a ama sonra farkettim ki orada görmek istediğim diğer insanlar da var, "yürü be kızım kim tutar seni" dedim kendime, düştüm yollara. Sonrasını ne sen sor ne ben anlatayım...Garipti diyebilirim ancak. Akşam peder beyi aradım, Kadıköy'de buluştuk, eve gittik, ona facebook'u öğrettim, saat 2 civarında da yattık uyuduk. Ctesi günü sabahtan düştük yollara, Özsüt'te hızlı bir kahvaltı yaptık sonra hayırsız kuzenimin iş yerine gittik, affettim tabii görünce, sarıldık koklaştık, viaport yollarına düştük, ben sinir krizleri geçirdim bir miktar, alışveriş yapmayı sevmeyen bir cadı olarak epeyi zorlandım ama geçti gitti bi şekilde işte. Ardından Mr.Rude'un yanına gittim yine. Akşam vakti de tuttum elinden getirdim Ankara'ya... Çok kolay söylediğimi sandığı ayrılma meselesinin aslında kolay olmadığını ama sandığından fazla üzüldüğümü anlatmaya çalıştım bi kez daha ama bunca zaman beceremediğim şeyi şimdi de becerebildiğimi hiç sanmıyorum. Bu hafta bakalım bakalım dedik...bakalım bakalım.. görücez tamam mı devam mı...

Evde durumlar o kadar boğucu ki bunu anlatmamın mümkünatı yok. Koşa koşa kaçıp gitmek istiyorum evden, herkese ve herkese sinir oluyorum. En çok da misafir adı altında gelip ailenin huzurunu bozan insanlara sinir oluyorum. Sözkonusu canlının benimle aynı tarihlerde Türkiye'ye gelip gitmesi ise ancak benim tatillerimi zehir etmekte. Adam psikopat diye tüm terbiyesizlik, küstahlık ve edepsizlik haklarını nasıl alabiliyor bilmiyorum ama bu şekilde devam ederse benim de o kötü yüzümün ortaya çıkması çok yakın.

Sinirliyim, gerginim, gitmek gitmek gitmek istiyorum. Ya da açılıp şöyle bi koca tokat yapıştırmak istiyorum suratına!

Kar yağıyor bu sabahtan beri, şehre indiğimde karla kaplıydı her yan, ama çıkıp kartopu oynayacak kimsem yoktu işte.. kendi kendime "kar yağıyooo" nidalarımı dinledim durdum. Kar hala yağıyor ama bende ne huzur var ne neşe... Tüm bencil insanlardan nefret ediyorum, beni seven herkesin bencil olmasından da nefret ediyorum. bi bahane bulup çıkıp gitmek istiyorum bu evden. hayal ettiğim tatilimin içine eden herkesin tek tek elini sıkıp teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten sayenizde tam da ihtiyacım olan tatili yaşıyorum!

17 Aralık 2008 Çarşamba

Mad!

Sinirliyim, acayip hem de! Nedenini bulamıyorum. Nasıl başladı bilmiyorum, ilk neye sinirlendim de bu hale getirdi bilmiyorum. Herkese gülümsemeye devam ediyorum ama her kim benimle konuşmak istese, hatta hiçbişiy demeden önümden geçse, hatta uzaktan sesini duysam, gidip evire çevire ağzından burnundan kan gelene kadar dövmek istiyorum! Nedeni yok! Bu kadar!

7 Aralık 2008 Pazar

Vermeyince Mabud, neylesin Mahmut?

Eğer ortaokul çağında değilseniz, bir cep telefonunuz olduğunu ailenizden gizlemiyorsanız, annenizle kız arkadaşınız kanlı bıçaklı değilse, aileniz sizi eşicinsel sanmıyorsa ve 21. yüzyılda yaşıyorsanız; sevgiliniz sizi aradığında açmama sebebiniz
annenizin peşinizden ayrılmaması yüzünden evde telefonda konuşamıyor olmanız
olamaz sanırım? A-aaa, olabilir mi, cidden miiii? Ay inanmıoooruuuuuummmmm.... Nassı üzüldüm nassı üzüldüm annnatımammmm... Yani telefonu açıp naber, nasılsın, faslını fazla uzatmadan şu anda uygun değilim sonra görüşelim dediğiniz zaman anneniz sinir krizleri geçirecek, ölüm döşeğindeki hastanız gürültüye uyanacak, herkes anında anlayacak telefonun diğer ucundakinin sevgiliniz olduğunu di mi, di mi, dii miiiii... Ama ben neden göremiyorum alnımda yazan yazıyı, işte bunu çözemedim bi türlü. O da olur zamanla inşşallah, Allah büyük! Ya sabır! Ya sabır! Ya sabır, ya sabır, ya sabır!