5 Mart 2009 Perşembe

08 Temmuz 2007


gidiyorum şimdi... az kaldı.
sanıyorum ki beni düşünecek birileri masaya oturduklarında. kimileri yemek yerken, kimileri çalışırken beni düşünecek sanıyorum. eşyalarımı toparlamak kime düşecek acaba ben yine odamı darma dağınık bırakıp gidince.. valize sığmamış en sevdiklerim arasında en az sevdiğim ayakkabılarımı kim kutusuna koyup kaldıracak? Vestiyerde aylardır giymediğim halde kışlıkların arasına kaldırılasına izin vermediğim ceketlerimi kim katlayıp koyacak dolapların en üstüne acaba? ne hissedecekler bunları yaparken... istediğim kitapları kargoya vermek üzere kütüphanemde aranırken en arka raflardan ve kitap aralarından neler bulacaklar acaba bana dair... bilgisayarımı ilk kim açacak ben yokken... kimse tozunu alacak mı acaba ekranımın üstünden sürekli geriye düşen kırmızı dilli yeşil kurbağamın... rabbit mesela, sığacak mı valize, kaçıncı gidişimde götürebileceğim onu... ilk gidişimde benimle gelemezse çamaşır makinesine mi koyup yıkayacaklar onu yoksa içini boşaltıp elde mi yıkayacaklar; kanserli boğazını dikerken lime lime olup ellerinde mi kalacak kafası yoksa izin verecek mi rabbitin o yaşlı derisi bu ameliyata... ben yokken kimlerin hangi çocukları gelecek bu eve acaba. kimler gelecek, kimlere söylenecek benim odam gösterilerek, cadı'nın odasıydı burası, diye. ben yokken benim adıma gelen zarflar ne olacak..tek açılan fatura zarflarının dışında gelen diğer tüm zarflar ne renk bir kutuda toplanıp bekleyecekler beni? beklerken içlerindekini anlatacaklar mı acaba birbirlerine. kimse birşey gönderecek mi ki bana ben yokken bu adresten... yeni adresim ne olacak acaba, ilk kim ne yollayacak bana o adresten. ilk zarfımı / kargomu aldığımda ne hissedeceğim orda? içinden ne çıkacağını bilecek miyim, bilsem de acaba bi de mektup var mıdır acaba diye heycanlanacak mıyım. kim bana mektup yazacak, kimse yazacak mı acaba? mailler ve msnler varken kimse mektup yazacak mı, bunu aklına getirecek mi kimse? tüm aile toplanıp biraraya geldiğinde ilk kim farkedecek benim artık olmadığımı, ilk bensiz birliktelikleri ne zaman olacak? ilk kim ağlayacak ben yokum diye, en geç kim? vitrindeki resimlerimin sayısı artacak mı, benim sevdiğim fotoğrafımı mı çerçeveleyip koyacaklar bu ailenin sınırötesi fertlerinin köşesine... dolabım boşalınca neler konulacak onların yerine... kim boşaltacak... ilk ne zaman boşaltacaklar... yanıma alamadığım onca toka ve makyaj malzemesini ve daha da önemlisi sanırım henüz kimsenin farketmemiş olduğu kocaman bir dolap dolusu boş parfüm şişesini ne yapacaklar? yıldızlı perdelerimi çıkartıp gerçek güneşlik perdeleri asacaklar mı? satürn lambasının yerine başka bir avize gelecek mi? Kapımı değiştirecekler ve ben geldiğimde o kapı artık geri bulunamayacak öte bir çöplükte mi olacak ben avaz avaz hıçkıra hıçkıra ağlarken...ve ben onca zamandan sonra aileme kavuştum diye sevinecek yerde bu yüzden ağlıyor olduğum için, bu kız hala büyümemiş, mi diyecekler bana yine... yaz geldi diye kışlık yorganımı kaldırırken anneannem, yorganımı özlerim ben kaldırma yatağımın ucunda dursun, diye ağladığımı kim hatırlayıp gülecek o sırada...

3 yorum:

  1. hayat pek tuhaf bi yer
    ((:
    ne zaman ne olacağı belli diil pek.
    gelişler,gidişler..
    duygulu bi yazı viçicim..

    bulaşıcı..

    o zaman gidiş için hazırlanmışsın..
    şimdi dönüş için hazırlanacaksın.
    muhtemelen bu kadar zor olmayacaktır vedan..
    ama yine de veda..

    diğer taraftan bakarsan güzel başlangıçlar (((:

    çok sevindim aslında

    perişte

    YanıtlayınSil
  2. Herşeyin olduğu gibi durduğunu gördüğünde yine de ağlıycak mısın?
    Delim benim.
    Sen gitmedin ki.
    :)

    YanıtlayınSil
  3. her zaman bi bahane bulabilirim ağlamak için, ne zaman böyle sulu göz oldum ben anlamadım ki. Neyse ki gizli sulugöz :) Çok kişi duysa da haberini, çok çok az kişi görüyo damlaları..

    YanıtlayınSil

İki kelam etmeden gittiğinde üzülüyorum ben.