duracell ayıcığı witchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duracell ayıcığı witchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2009 Pazartesi

yoruldum


Sabaha kadar uyumayıp, sabahın köründe gidip sınava girip, gelip odayı toplayıp, üstüne bi de temizliğe girişince, yetmezmiş gibi bi de eşşek ölüsü gibi nevresimleri yıkayıp asınca... nasıl dayansın bu minicik beden yahu... üstümden kamyon geçmiş gibiyim... oy anam oy... ama oda tertemiz oldu valla basmaya kıyamıyorum; küçücük cücük kadarken koltuklar kara, yerler deniz diye oyun icad edip koltuktan koltuğa sıçrardım, yine oynayasım geldi, neden acaba? :)

13 Mart 2009 Cuma

13. Cuma'dan korkanlar için yardım hattı!


Hemen dışarı çıkıp, çıplak gözle görebildiğiniz kaç yıldız olduğunu sayın, bulunduğunuz yeri ve sayabildiğiniz yıldız sayısını yıldızların ve blog aleminin en astronomik cadısı Witchie of Stars'a yorum veya sms olarak gönderin, cadınız yanınızda belirsin!

Gündüz mü? Gündüz vakti korkmayın zaten bişiy olmaz gündüz gündüz. Ama hani olur da korkcak olursanız, yine aynı durum geçerli.

27 Şubat 2009 Cuma

Cooking

Yerleri süpürdüm, yetmedi, pencerenin önünü ve masayı temziledim, kabloları düzenledim vs. Bi elimde kalem, karşımda da kuantum kitabı, ekranda tık tık tık ne gelirse onlardan işte, ha bu arada bilgisayarı da temizledim, virüslerim vardı yine. Neyse işte tıkırdarken şu siteyi buldum, çok sevdim, sanırım siz de seversiniz;


Evde ne varsa listede işaretliyorsunuz, elinizdekilerle ne pişirebileceğinizi, nasıl pişireceğinizi anlatıyor size. İngilizce ama idare ediverin artık :)

A bi de, "sadece elmam var" diye işaretlediğimde çıkan yazıya çok güldüm, mutlaka ona da bi bakın!

13 Ocak 2009 Salı

Tell a tale for your life...


- Çok fena feci bir çalışma temposuna girdim ki öyle böyle değil. En son mezun olma derdiyle bi dönemde 13 dersle kavga ettiğim zamanlar böyle bişiyler, koşturmalar, acayip strese girip de kendini sakin tutmalar falan.. of tanrım... bakalım sonu nasıl olacak :( en kötü ihtimalle onurCUK ve stZiza'nın başına bela olmak üzere paşa paşa dönerim Erciyes'ime, o da güzel...

- Sayfa böyle bangır bangır açılsın istemezdim ama nasıl oldu bilmiyorum, vakit ayırır da kodlara bakabilirsem değiştiricem veya sevap kazanmak isteyen bi allahın kulu çıkar da söylerde pıt diye de değiştiririm hemen, öyle de uysalım yani :P

- Canımcım stZiza'cım mimlemiş beni, ne yazıcağımı düşündüm bile bugün otobüste gelirken, kararsız kaldığım iki farklı şey vardı, seçimimi de yaptım ama önce Pilli Cadı'mın yazmaya kıyamadığım en sevdiğim 5 kitap mimi var ki ben onu 10 kitap olarak değiştiricem sanırım =)

- Dünden beri iTunes'da yaptığım tek şarkılık playlistimdeki(!) sevgili şarkıyı dinlemektesiniz, keza benim gece boyu, akşam 10'dan bu saate kadar (sabahın 5'i olmuş, yuhunuz!), aralıksız dinleyebilitemin mevcut olduğu bir şarkıdır kendileri, yaklaşık 2 yıldır harddiskimde durmasına rağmen dün tesadüfen karşılaştım kendisiyle, çok sevdim, pek sevdim, siz de dinleyin siz de sevin:

Almora - Shehrazad - Almora

bi de siz minicik minicik koyuyosunuz bu imeem şeysilerini, şeker gibi yiyesim geliyo, ama benimki kurbanlık dana gibi oldu, bi allahın kulu onu da öğretsin bi zahmet ya, hadi bak sevaba girceksiniz =P



Edit: açılıştaki o patlamayı değiştirdim galiba ama moru gitti şimdi de. Neyse sağlık olsun artık uğraşamıycam ama küçülse fena olmaz hani (:

30 Kasım 2008 Pazar

Gölgelerin gücü adına!!! Güç bende artık!


Yeni kararımı açıklıyorum: 14 Şubat 2009'a kadar tüm depresyonlarımı ve canımı sıkan tüm insanları askıya aldım.

Neden mi? Çünkü yapacak çok işim var! Uğraşamam hiçkimse ve hiçbirşey için üzülmekle. A bu demek değil ki witchie duygusuz olacak. Pek tabii özlem duyacağım, seveceğim, mutlu olacağım, üzüntüyü paylaşacağım, acıkacağım her hangi birşeye ve doyacağım herhangi birşeyi yapmaya ama üzülmek ve sıkılmak yok. Çünkü gerek yok. Çünkü değmiyor. Çünkü ne hiçbirkimsenin ne de hiçbirşeyin beni daha fazla acıtmasını ve üzmesini istemiyorum.

Hani ben o hakkı vermedikçe kimse beni üzemez ya, işte vermiyorum o hakkı kimseye. Tüm üzme, acıtma, incitme hakları askıya alınmıştır, kamuoyuna açık duyurudur!

Paylaşmak için, sevinmek için, mutlu olmak için önümüzde 75 gün var! Sizler de(evet sen de pilli cadı, ve sen de Zerrin'cim) ister devam edin üzülmeye değmeyecek şeyler için kendinizi üzülmeye, ister ben de varım diyip beri gelin! Hodri meydan!

27 Kasım 2008 Perşembe

Günlerden çarşamba...


Bugün biraz garipti.. sabah 7 de uyanıp tekrar uyuyup, 10 da uyanıp tekrar uyuyup 11,5'da kesin bir kararla dikildim ayağa. Bloguma gelen yorumları okuyup keyiflendim bi güzel. Sonra mail-check faslında gördüm ki, dün derdimi anlatan bir yazmıştım kuantum dersinin asistanına, akıllı çocuk tam istediğim cevabı vermiş, içim rahatladı. Facebook check kısmında ortaokuldan beri çok sevdiğim ve üstelik daha bu sabah rüyamda gördüğüm bir arkadaşımın kafa karışıklığını farkettim ve hemen burnumu sokma sürecini başlattım. Ah ne iyi etmişim, keyifmiz yerine geldi ikimizin de. Zaten konu da gönül meseleleriymiş pek tabii, bol bol güldük. Tüm cadıca fikirlerimi empoze ettiğimi düşünüyorum ama gelişmeleri görüciiz artık. Sonra da 'yılbaşı alışverişi faslına başlama zamanıdır witchie' dedim ve boynumda fotoğraf makinem, sırtımda olası hediye paketlerine hazırlıklı sırt çantamla attım kendimi weinachtmarkt yollarına.
Hem yolda hem de weinachtmarkt'ta bi dolu güzel fotoğraf çektim. Aslında daha da çekecektim ama pilim bitti. İyi de oldu aslında böylece biraz hızlandım ve Kaufhof'a girdim, çikolata alışverişi yaptım.
Weinachtmarkt burdakiler için çok cazip bişiy ama Türkiye'ye hediye getirmek için çok anlamsız. Tr'de 3'e alacağınız şeyi burda 33'e alıyorsunuz üstelik Tr'deki kadar güzel şeyler de yok.Güzel olan şey, kocaman kocaman şekerciler =) ve glühwein dedikleri sıcak şarap. Geçen sene bayıldığım zaman tam da bu glühwein verdikleri yerin önündeydim, doktorlar da tutturdu sen en az bi 8-10 litre sıcak şarap içmişsin diye. Üstelik de o zamanlar antibiyotik kullandığım için ağzıma ilaç bile sürmüyodum. Ay neyse bu ayrı bi konu.
Kaufhof'tan çikolata alışverişimi yaptıktan sonra başka şeyler alcaktım ki, kasada sıra beklerken farkettim; kredi kartım cüzdanımda yok! Amanın! Buralarda kaybolduysa kim nereye götürmüştür bilmem, bulamam, iptal ettirmek ayrı bir dert falan fistan derken dedim 'witchie sakin ol, devam et sen alışverişine.' Ama iyi ki de öyle olmuş, bir kaç dükkan sonra girdiğim bi başka yerde aynı şeyi yarı fiyatına görünce zil takıp oynıycaktım. Yok oyanamadım tabbi ama hemen aldım bu defa. Her işte hayır var dedikleri böyle oluyo sanırım. Hemen dedim ki kendime, 'kesin kredikartın da Tr cüzdanındadır, sakin ol bakem.' Gerçekten de eve gelince baktım ki Tr cüzdanımdaymış.

Sonracıımmaaa, anlaşılmazlığın doruklarında hissetmeme neden olan canım sevgilimden bi kart aldım bugün. Anlaşılmazlığın ufak tepelerinden birinde hissettiğim günlerden birinde yazıp göndermiş olduğu için bugünü kurtarmamıza da yardımcı olacak sevimlilikteydi ki zaten postakutusundan zarfı aldıktan sonra bi on dakika kalakaldım olduğum yerde, ağzım kulaklarımda =)
Ve ve vee... daha bitmediii! Akşam yemeğinde bi haftadır buzlukta bekleyen zavallı son tavuk parçasını kullanmak adına tavuklu mantarlı krep yapmayı dedim. Denedim diyorum çünkü daha önce ne yaptım ne de yapan gördüm, sadece Kapı7'de afiyetle yerdim ben onu. İlk deneme bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı mükemmel olur aman tanrım!

Şimdi de fotoğrafları biraz düzenleyip dA'ya yükleme vakti...

Song of the day: Loituma -Leva's Polka
Color of the day: Eflatun

Adjective of the day: gradial

Smiley of the day:

25 Kasım 2008 Salı

Shot through the heart

Erken başlanmış bir gün kadar güzeli yok! Zaten bir kere alıştın mı gerisi kendiliğinden geliyor. Kalktım, ortalığı topladım, tabii ki kendime dalga geçme zamanı tanıdım biraz ve ardından çıkıp koşmayı düşünsem de dışarı bakmam bile üşümeme yettiği için sürekli ertelerken Mr.Paradise'ın blog'undaki müzik* harekete geçirdi, beni odada biraz jimnastik yaptım. Üniversitenin ilk yıllarında her akşam yarım saat yapardım ama sonradan neden bilmem bıraktım. Bir step tahtası alsam mı diye 5-6 aydır düşünüyorum ama çok da şart bişiy değil şimdilik. Hele bir düzene sokayım da şu ev jimnastiğini, eğer yeterince motive görürsem kendimi alırım belki. Son günlerde sabahları asıl sorunum kahvaltı yapmak. Kalkar kalkmaz aç olmadığım için çok önemli değil ama bir süre sonra domatesli-peynirli-zeytinli güzel bir kahvaltı istiyor insanın canı. Hele ki kahvaltıda domates yemek kadar hoşuma giden bişiy yok ama domatesi beyaz peynirle yemek gerek. Gel gör ki beyaz peynir fazla tüketmemem gerek. Fazla veya sürekli.. Yani her sabah bir kibrit kutusu kadar yesem de dokunuyor. Hem zaten ben peynir delisi olarak o kadarcık peynir yiyip duramam. Bezelyenin yanında bile beyaz peynir yiyen birisinden söz ediyoruz şurda. Geçen pazartesi aldığım ve hala dolapta duran 12 yumurtanın en azından bazılarını kurtarabilmek adına bugün yumurta yapıcam kendime sanırım. Hani sarısına ekmek batırıp patlattıklarımızdan. Ama onun yanında da peynir ne güzel olurdu ahh.. Bi' de, kitchen o'lock'da tarifi olan bir peynirli domates dolması var ki, şimdi tadına bakabilmek için neler vermezdim, oh mon diööööö...

*Song of the day: Bon Jovi - You Give Love A Bad Name
Color of the day: Capcanlı açık mavi
Adjective of the day: Enerjik!
Smiley of the day: