aşık witchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşık witchie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2009 Pazartesi

1 ay civarlarında




Klişe mi? Umrumda mı? =)

"Ay-gün hesabı mı yapılacak yani şekerim?"
"Ne bu böyle liseli kızlar gibi günleri mi sayıcaz?"

Ben lisede hiç gün saymadım, onun yerine şimdi sayıyorum :) Evet benim lisede hiç sevgilim olmadı, aslında lisede sıra sevgiliye gelmedi.. İlk sene nedense tembel olmaya karar vermiştim, bu duruma inanamayan hocalarla boğuşuyodum; ikinci sene ölümle tanıştım, etrafa ne kadar belli oldu bilmiyorum ama psikopatlığın sınırına en yaklaştığım zamanların ilkiydi o günler, anlatırım belki bi ara. Üçüncü sene de "gitmiyorum lan dersaneye falan, yerim seni ÖSS" diyip ders çalışmaya karar verince, sevgiliye vakit yoktu işte. İşte o yüzden efenim, ben o içimde kalmış salak liseli aşık kız meselelerini tüm hayatıma yaymaya karar verdim, çok keyifli oluyo valla. Sevinince mesela, öyle çok uçuyorsun ki gökkuşağının üstünden zıplıyorsun, üzülünce de salya sümük ağla dur, depresyona gir, Sezen dinle :) hiç öyle yetişkin insan coolluğunda kalmaya falan çalışmıyorsun hiçbir zaman, yaşadığını anlıyorsun işte.

İşte şekerim, ben son bi aydır böyle bi garip leyla oldum, ucunda yıldız olan sihir değneğimin rengi pembeleşti, yıldızı kalplerle bezendi, şapkamın kenarına kelebekler kalpler çizdi; ellerin kavuşmasına kaldı 15 gün!

28 Şubat 2009 Cumartesi

Baharın ilk günleri...


Hayat hep yaptıklarımın cevabını verdi bana, istemeden de olsa kırdığım kalpler gibi acı çektiğim kadar, mutlu ettiğim gibi mutlu da edildim. Hiçbir zaman büyük konuşmamayı öğrendim mesela, kimseyi önce kendimi onun yerine koymadan kınamamayı, dinlemeden yargılamamayı, sıra bana gelsin diye değil de anlamak için dinlemeyi öğrendim. Diz çöktüğüm de oldu, önümde diz çöküldüğü de; reddettiğim de oldu, reddedildiğim de; aldattığım da oldu aldatıldığım da... Ve hepsi sırayla oldu. İki alıp bir vermedi hayat. Hep bir aldı, bir verdi; önce aldı, sonra verdi, terazinin kantarı dengeye hep geri geldi. Teker teker gördüm hepsini, sırayla. Ve biliyorum daha bitmedi.

Biliyorum, çünkü o suniliklerle geçen yılların ardından nasıl en doğal haliyle sevmeyi ve sevgi için ne büyük fedakarlıklar, zor da olsa ne büyük dürüstlükler göstermenin gerektiğini öğrendimse, şu son 2 senedir yaşadıklarımdan sonra da biliyorum ki şimdi sıra yeniden güzelliklerde.

Kafatasımı parçalamak için defalarca vurduğum masanın kenarına koyuyorum şimdi kollarımı hayal kurarken. Ve hayal olmadığını, çok yakın bir zamanda gerçek olacak güzellikleri düşündüğümü biliyorum. Dürüst olmanın bedelinin acı çekmek; şeffaf olmanın karşılığının salak zannedilmek; cesurca herşeyini ortaya koyarak sevmenin sonucunun yalnız kalmak olmadığı günlerdeyim..

Demiştim, "acı ektim, yerine, aşk yeşerecek"diye...
Demiştim, gün gelince "coşarız Ay'ın şavkı aşka vurdukça"diye...

Bahar geldi işte,
aşk yeşerdi,
Ay'ın şavkı vurdu tene... daha ne?

27 Şubat 2009 Cuma

Cooking

Yerleri süpürdüm, yetmedi, pencerenin önünü ve masayı temziledim, kabloları düzenledim vs. Bi elimde kalem, karşımda da kuantum kitabı, ekranda tık tık tık ne gelirse onlardan işte, ha bu arada bilgisayarı da temizledim, virüslerim vardı yine. Neyse işte tıkırdarken şu siteyi buldum, çok sevdim, sanırım siz de seversiniz;


Evde ne varsa listede işaretliyorsunuz, elinizdekilerle ne pişirebileceğinizi, nasıl pişireceğinizi anlatıyor size. İngilizce ama idare ediverin artık :)

A bi de, "sadece elmam var" diye işaretlediğimde çıkan yazıya çok güldüm, mutlaka ona da bi bakın!

28 geçti, 18 kaldı...

Bugün
beni
anladın sen

yargılamadın
eleştirmedin
yıpratmadın

Tabii ki aferin de demedin ama

dürüstlüğe gösterdiğim çabayı
gördün
anladın

sahte sularda yaşayamadığımı
gördün
anladın

o kadar nefessiz geçirdiğim anları
hissettin
anladın

anlamak için çaba sarf ettin
anlamak istedin beni

ve bugün

o en karışık halimde
en utandığım
en yerin dibinde girip de
orda kalmak istediğim halimde

anladın ya sen beni

elimi tuttun da
sanki gözüme baktın da
içimi ferahlattın ya...

işte bugün
ben
sana
gerçekten
aşık oldum...
beni anladığın için... ...teşekkür ederim




Eteğimdeki taşlar

Valla zilyon saattir bakıyorum ama ne Perişte ortada ne Sincap, aha da burda söylüyorum canlarım ciğerlerim, eteğimdeki taşları döktüm rahatladım. Siz anladınız ne demek istediğimi :)

Dürüst olmak bir risktir her zaman. Karşındakinin seni yanlış anlamak ile seni anlamak arasında yapacağı seçimi gözealmaktır. Ama sonuç ne olursa olsun sen doğruyu söyleyip içini rahata erdirdikten sonra yanlış da anlaşılsan, doğru anlaşılmış olmak için elinden geleni yaptınsa, sorun yoktur. Şu lafı çok severim ben: "As long as you do your best, whatever the result would be for best".

Amaç karşındakini doğru anlamaksa, elinden geleni yaparsın oku elmaya isabet ettirmek için. Yok derdin "bana yamuk yaptın ulan" demekse, zaten gözünü kapar yollarsın oku yaydan, neresinden acıtırsan kâr kalır senin yanına; keza o, dürüstülüğün tüm cesareti ve korkusuyla savunmasızca çıkmıştır zaten senin karşına.

Yok öyle sanalmış, yok efenim uzakmış, aman yanlış anlarmış, aklına ters bişiy gelirmiş... Dürüst oldum bitti kurtuldum yaa! Her gece yatağımda seksen kere döndürecek huzursuzluk bitti de gitti vallahi. Huzur kapladı her yanımı, hafif oldum, içim ılık, tenim serin oldu.. Hatta gaza geldim ders bile çalışıyorum, o denli yani. Aman maşallah diyin, dağa taşa vurun, üç kulhu bi elham falan okuyun noolur nazar değmesin, noolur adam gibi çalışıyım aklımı veriyim de geçiyim şu .....'un sınavını.

İnsan rahat rahat gözünün taaa içine bakamayacaksa sevdiceğinin yemişim ben böyle aşkı sevdayı yahu. Kanatlarım nerde bilmiyorum ama uçtum uçtum hafifledim resmen. Yok öyle bişiyler sallamalar etmeler, sormazsa söylemezsen yalan sayılmaz demeler... yok kardeşim yok, aklındaki dilinde olmayacaksa olmaz bu işler!

Evet evet, döktüm tüm eteğimdeki taşları. Ha ödüm b.kuma karıştı tabii tek bi cümle kursam da yanlış anlasa nasıl toparlarım diye ama adamım işte yaa hiç de ters anlamadı. Ve o ben olsa, ben o olsam, ben bu duruma nasıl tepki verirdimse, o da öyle tepki verdi gayet de. Tamam hiç de matah bi halt etmedim, gayat de seksen dereden su getirdim ilk cümleyi çıkartana kadar ağzımdan ama bi anda, toplasan 3 cümlede, tek çırpıda söyledim rahatladım valla. Hatta yanımda Elena olsa, koridorda bi mini halay bile çekerdik. Boşa mı öğrettim halay çekmesini burdakilere Halloween zamanı :)

Kuantum'a 13 gün kaldı, nükleere 18, vuslata 19...

Ha bu arada ne güzel bu ay sessiz sakin ve emin adımlarla ilerliyorum derken o salak telefon faturası ne ara 150€ geldi bilmiyorum ama dengem alt üst oldu valla, bundan sonra sesimi duymak isteyen skype me bitte :)

Karavalda çok matah bişiyler olmadı, biracı Türk olunca bizimkilerin 3,5€a aldığı birayı ben 1€a aldım hepsi bu :) Gündüz çıkmadığım için gece fotoğrafları da çok abuk sabuk oldu. Amma illa isteriz derseniz, buyrun bi dene en komüğünden!

16 Şubat 2009 Pazartesi

Tell him!

You gotta show your love and make him see that moon up above, reach out and get it!



If you want him to be the very part of you that makes you want to breathe,
Take his hand tonight, swallow your foolish pride and here's the thing to do;
Tell him that you're never gonna leave him!
Tell him that you're always gonna love him!
Tell him, tell him, tell him, tell him right now!


* Sözler tam olarak böyle değil, azcık modifiye ettim. Doğrusunu okumak isterseniz şurada.

Öznel

omuz başlarından öpmeye başlayan sevgiliyi özledi tenim
belki o ilk öpüşle ikincisi arasındaki zamanda oldu tüm o aşk dedikleri
kimisi hemen kondurdu ikinciyi
kimisi bir kez daha öpmeye kıyamadı bir süre
ve her seferinde farklı oldu o aşk
sırf o iki öpüş arası farklı oldu diye

gözlerime bakmaya çekinir ya kimi sevgili
kimileri alışamaz çok uzun zamanlarca
sonra bir gün kendisi, benden sonra farkeder
artık hiç duraksamadan taa dibine kadar bakabildiğini
gözlerimin aslında onu ona en iyi anlatan kahve tadı olduğunu

yudumlar belirler mesela aşkı bir de
dudağından dudağına
dokunduğunda oluşan çizginin inceliği
ve bir de
dudağının neresinden öptüğü belirler aşkı
    ben en çok, ağzının kenarını severim mesela
    tüm o masumane öpüşler ordan olsun isterim
    ama içime almak için kavrulduğum günlerde
    beni öpeceğin en yanlış yer olur ağzımın kenarı