24 Temmuz 2010 Cumartesi

Gelinlik Damatlık Pasta Koşuşturmaca

Bir yandan gelinlik damatlık, davetiye dağıtılması, minik detayların halledilmesi, bir yandan 9-10-11 Eylül'de düzenlediğimiz gökyüzü ve doğa kampı için koşuşturmacalar, bir yandan UK vizesi için gerekli evraklar, bir yandan kongrede sunacaklarım için çalışmalar, bir yandan 15 eylül sonrası Bonn, Prag ve Armagh planları... ve şimdi aklıma gelmeyen kim bilir daha neler. Sersem oldum cidden. Aklımda yazacak bi dolu şey olmasına rağmen yazamıyorum. Twitter üzerinden micro blogging ile hallediyordum ama orda yazdığım her sıkıntılı şeyi ve iki de bir şişen gözümü abartan bir Zerrin'cim olduğu için sağ taraftan mavi kuşu kaldırmam gerekti. Yine de anlık güncellemeler için;  burdan takip edebilirsiniz tabii ki ;)

Damatlık halloldu sonunda. Dün gittik aldık. Bi dolu tadilat gerektiği için dükkandan elimiz kolumuz (ve cebimiz) boş çıktık ama oldu ya sonunda, acayip rahatladım. Gelinlik mevzusu ise ayrı bir olay. Terzimin ha bire son dakikada başka işleri çıktığı için, anladığım kadarıyla ancak ayın 7sinde veya 9unda teslim edecek gelinliği, yani 3-1 gün kala! Şaka gibi! Provalardan fotoğraflar koymak istiyorum ama bir yandan da bitince süpriz olsun istiyorum :) biraz daha dayanmam gerek.
Yarın olabildiğince çok kimse toplaşıp nikah şekerleri halledicez bizim evde. Ama herşeyimiz bi değişik, nikah şekeri değil de akçaağaç tohumu vericez misafirlerimize. Kutuların katlanması, tohumların konulması, kutu içine birer minik not, ve sonra da kurdelenmesi gerek. Bakalım nasıl olacak?

Uyuz Atakule yetkilileri pastamızı dışarıdan getirmemize izin vermiyorlar. Biz de o saçma maket pastayı kesmek istemiyoruz. Minik bi süpriz olacak pasta ile ilgili ama onu da söylemiycem, merak eden gelsin :))

Başka başka... sanırım en güncel haberler böyle. 
Kalın sağlıcakla!

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Davetlisiniz!



Biz evleniyoruz!
Ve sizler de davetlisiniz tabii ki!
Fazla söze ne hacet?


12 Temmuz 2010 Pazartesi

Über haberi siz seçin :P

Yazmak istediğim zilyon tane şey var. Buraya bu kadar uzun aralar vermek hiç hoşuma gitmiyor ama ne de olsa microblogging Twitter kuşu sağ sütundan fısıldıyor bişiyler.

Über haberin hangisi olduğunu oylamaya açıyorum,

a) nikah günümüzü alıp nikah salonunu ayarlamış olmamız
b) yüksek lisans tezimi başarıyla savunmuş olmam
c) Kuzey irlanda'ya taşınıyor oluşumuz (bu haber biraz bayatladı galiba :))
d) Nikah davetiyelerinin elime geçmiş olması

Gerçekten de ben karar veremiyorum hangisinin daha güzel olduğuna.

15 Haziran 2010 Salı

Idefix frsatları!

Hızlı bir güncelleme yapayım dedim ki iki yazı tuttu bu hızlı güncelleme, geldik sebeb-i ziyaretimize;

Sağ tarafta yeni bir kutucuk daha var artık; idefix'in fırsatlarını gösteriyor. Bu fırsatlar benim mailime sürekli geliyor, ben de hep diyorum ki "şunu blogda yazayım, kesin çok seveceklerdir", ama sonra sıra bi türlü ona gelmiyor ki. E ben de kolayını buldum işte. Bu eşsiz hizmet, bir tık uzağınızda :P Sağ sütundaki idefix kutucuğunda benim ilgimi çeken, sizin de özel olarak ilginizi çekeceğini düşündüğüm şeyler oldukça buradan haber vermeye çalışacağım. Mesela şu günlerde NTV Yayınları'ndan bugünü anlamak için üç kitap; Ortadoğu'yu Anlamak, Büyük Oyunu Anlamak, Irak'ı Anlamak... Üstelik üçü bir arada sadece 50 TL. Kendimi pazarlamacı gibi hissettim bi an, ama tüm bu heycanım bu kitapları da kütüphaneme eklemek isteyip de alamayacak oluşumdan ibaret. Ben alamıyorum belki siz alırsınız diye haber vereyim dedim işte...

Kutla

Oblivisci ne zamandır başımın etini yiyordu güzel bir kutlama için. İstediği oldu sonunda dün. Letonya'lı misafirlerimizle birlikte kocamaaaan bir kutlama yaptık;
- benim yüksek lisansı bitirişimi
- doktoraya kabul edilişimi
- evlenecek oluşumuzu
- irlanda'ya gidişimizi
- St.Ziza'nın Makedonya'ya gidişini
- Başkalarının Rüyaları'nı
- Oblivisci'nin mezuniyetini
kutladık. Ne çok şey varmış kutlanacak!
Süper mezeler, mangalda tavuk ve sucuklar eşliğinde güzel bir akşam geçirdik. Şarkılarla, biralarımız ve bol bol sohbetlerle...
Birazcık hüzün bastırdı beni bi ara, Bonn'daki sıkıntıların ardından Kayseri'de çok sevdiğim arkadaşlarımla geçirdiğim günlerin güzelliğini düşündüm. Minik balık'la kendimize yarattığımız minicik dünyamızı ve odamızı, odamızın tavanından sarkan bulutları, ona yaptığım yastıkları, kitaplıklarımızı, St.Ziza ile paylaştıklarımızı ve büyütüp kocaman yaptığımız dostluğumuzu, JLP'ye annelik edişlerimi... Ama toparladım hemen, yok öyle hüzünlenmeler, ağlamalar falan. Güzelliklere yelken açıyoruz hepimiz, çok çok güzel günler gelecek...