20 Şubat 2009 Cuma

Yanaklarımın mevsimleri ve contalar

Buralarda pek çaktırmamaya çalışsam da geçen ay bolca sulu bir mevsim yaşadı yanaklarım. Bunun nedenini gözlerimdeki contaların bozulmasına bağlayan Zerrin'cim bana 3 adet, cillop gibi, kullanılmamış, taptaze conta göndermiş*. Zaten söylüyodu yolladım diye, gerçekten de yollamış, buyrun işte aha da ispatı!
Aslında yanaklarımın mevsimi çoktan pembe baharlara dönmüş ve 1 aydan az bir zamanda da yaz çiçekleri açacak olduğu için pek gerek kalmadı şimdi bu contalara. Yine de tabii ki, bunları da acil yardım çantamıza koyuyoruz, keza bu sonbaharlar öyle edepsiz ki, en istenmeyen zamanlarda gelip bir anda heryerin sular altında kalmasına neden olabiliyorlar.

* Yılbaşından bu yana 11 farklı kişiye gönderdiğim onca postaya rağmen benim postakutuma gele gele bu contalar geldi ya, ne diyim... Ben yine de devam edicem sizi hatırlamaya, postakutunuza zaman zaman uğramaya; varın siz bi postaneye gitmeye üşenin; ben yine de seviyorum sizi, tembel arkadaşlarım benim.

Ruya

Garip garip rüyalar gördüm yine ama huzurlu mutlu uyandım bu sabah. Geçen seferkinin aksine anlamlandıramadığım bi huzur var. Aslında şu sıralara huzursuz olmam zaten çok saçma olurdu, herşey o kadar yolunda gidiyor ki. İnşallah bi aksilik çıkmazsa çok daha da güzel olucak.

Rüyamda bi dolu pencere açıyordum, bir evin nerdeyse 20-25 tane penceresi vardı ve ben gidip 10-15 tanesini açıyordum sonuna kadar, temiz havayı çekiyordum içime. Pencerelerden birinin önünde bi akvaryum vardı. Sonra Tandoğan metrosuna benzer bir yerde koşa koşa aşağı iniyordum metroyu yakalamak için ama yakalayamayacağımı fark edince "aman neyse" diyordum ve o anda orası bir evin geniş kocaman girişine dönüşüyordu. Sonra birdenbire kendimi bizim sitedeki apartmanlardan birinin en üst katında buluyordum çünkü pencereden görülen manzara öyleydi ama evler farklıydı. OnurCUM beni Ziza'nın annesiyle tanıştırıyordu, elini öpsem mi öpmesem mi bilemiyordum çünkü yaşının ileri olduğumu bilmeme rağmen çok genç görünüyordu, bunu bir jest olarak mı yoksa yol yordam bilmemezlik olarak mı algılar karar veremiyordum.

Garip bi rüya. Gerçi rüyanın garip olmayanı yoktur heralde. Bi kere merdivenlerden aşağı inmek hiç de hayra yorulmaz ama azcık indim, çok değil, zaten sonunda yetişemeyince kendimi en üst katta buldum :P Sonra mesela ben Ziza'nın annesini de hiç görmedim. Sanırım blog da bir fotoğrafı vardı, ordan mı aklımda kalmış artık nedir bilmiyorum. Amanın saat kaç olmuş ben burda size rüya anlatıyorum! Gitmem gerek acilen, detayları ve güzel haberleri yakında anlatacağım, sıkı durun!

Canımın çiçekleri!


Perişte'cim ve LoLLa'cım da seviyo beni! :) Ödülleri için kocaman bi kucak dolusu teşekkür çiçeği toplamak isterdim onlara ama sanırım bunun yerine bu bahar görecekleri ilk tomurcuğun büyüsünü hediye etsem daha yerinde olacak... İçiniz hep o anki kadar taze ve huzur dolu kalsın diye... Bir daha kimsenin içinizi karartmasına izin vermeyin diye...

19 Şubat 2009 Perşembe

uyku perileri


uyurken aldığın nefeslere kondursunlar diye
minik perilerle gönderiyorum öpücüklerimi
ve uyurken verdiğin nefesleri
acil anlarda diri kalabileyim diye
minik yıldız keselerine doldurtuyorum

her gece yarısı
önceki gece yarısından itibaren
verdiğin tüm uyku nefeslerini
getiriyor perilerim
bir de güldüğünde pembeleşen
yanaklarına kondurdukları
kaçamak öpücüklerin tadını

ALAAF!




Wenn nicht jetzt, wann dann?
Wenn nicht hier, sag mir wo und wann?
Wenn nicht du, wer sonst?
Es wird Zeit, nimm dein Glück selbst in die Hand.





Efenüm zebahın köründe sınavım olduğu içündür kü bugün başlayan süper karnavala yetişemedim. En sevdüğüm karnaval şarkılarını ahanda tepeye koydum, umarım siz de seversünüz. Bu gördüklerünüz ise geçen seneden kalma fotoğraflar olmakla berabeeeer, umuyorum ki en kısa zamandaaaa, misal bu geceeee, partilere akalıııım, diyerekten süslenüp süslenüüüüp, zıppır zıppır oynayıııııp, bol bol da fotoğraf çekeceğizdir!

Cadınız karnavalın tüüüm detaylarını Bonn'dan ve bir ihtimal de Köln'den bildirecek efenüm, bizden ayrılmayınız!