3 Haziran 2010 Perşembe

Hushhh!

"Sana 10 gün içinde cevap vereceğiz ama bu süre içinde canını sıkmana hiç gerek yok." dediklerine göre...


dans etmeye başlayabiliriz anlamına gelir bu bence! Di mi?

Bekle bizi İrlanda!

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Yükümüz yardım ama rotamız kimin rotası?

Önce Ankara günlüklerini sonra da teknemin altüst oluşunu yazacaktım güya sakince, araya bir de yeni gelen mim'i ve eksik kalan son iki İsrail günlüğünü sıkıştıracaktım. Dayanmak ne mümkün!


İsrail'li arkadaşım: "All the people I met from Turkey were very nice and reasonable, how did Erdoğan get elected???"* diyor. "All people I met from Isreal are very nice and reasonable, what's happenining in Palastine?"** diyorum ama belli ki demek istediğim açık değil, cevabı şu oluyor: "Well apparently the so called "human rights activists" fired on the soldiers when they boarded the boats even though the Israeli navy asked nicely to let them be boarded peacefully. The soldiers then had no option but to fire back in order to save their lives."*** Konuyu başka yere çekip, doğal olarak kendi basınından duyduklarını bana iletiyor ancak asıl vurgulamak istediğim şeyi daha iyi açıkladığımda "That's not the point... What I want to stress is; the politics is not always quite fitting with the people. I personally HATE Erdogan and I'm sure you are not one of the supporters to kill innocent people in Palastine. But these are the realities of the life..."**** o da yola geliyor biraz olsun: "It worries me that extremists throughout the world (unfortunately also in Israel) are gaining power"***** diyerek. Bıraksak "salak Türkler" diye düşünmeye devam edecek, belki de sonrasında Türkiye karşıtlarına bir kişi daha eklenecek.

Yardım meselesi, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığıyla, bizim işimiz değildi demiyorum ama "insani yardım vakfı"nın RTE ve tebasının güdümünde bir oluşum olduğu da bir gerçek. Yardımlara destek verenlerin arasından kimse mi demedi bu şekilde gitmeyin kardeşim öleceksiniz diye? Başka hiçbir yol yok muydu? Uluslararası bir konsensus veya İsrail ile bir şekilde işbirliği? İsrail de kollarını açmış beklemiyor tabii işbirliği için. İlla ki yardım edecek, illa ki dikkatleri buraya çekeceksek o zaman uzun yoldan dolanıp diğer taraftan, ne bileyim helikopterlerle yardım kumanyaları vb. atılamaz mıydı yani? Bilmiyorum tabii ki bunların ne denli gerçekleştirilebilir şeyler olduğunu ama sanki RTE göz göre göre gemilerce insanı kendi yükselişine yem etti gibime geliyor, üstelik de elini hiç kana bulamadan, taşın altına koymadan.

Ha diğer taraftan da adamın biri (ki adam demeye kaç şahit toplasalar bence yetmez); "Arap şeyhleri sikini kaşıyarak 14lük kızları siksin, halkını sömürsün,sen kalk Ankara'dan arapların haklarını savun, savaşa gir. SALAK!" diyor. Dellenmemek mümkün değil! Şaka gibi insanlar... Tepemize bindiklerinde birgün, yardım için "hani insanlık" diye ciyaklarken bunu yazan kimse, o zaman BELKİ anlar mı acaba meselenin sik olmadığını? Zannetmiyorum...

İnsanlığın içinde bulunduğu hal, korkutuyor beni...

Diğer taraftan bir de savaş çıksa da İsrail'e gününü göstersek diyenler var. Gerçekten İsrail'i haklayabilir miyiz bilmiyorum bu ayrı bir mesele ama bunu diyenlerin akademik dünyadan kimseler olması sinirlendiriyor beni. İnsanlar topluma nasıl bir borç içinde olduklarının farkında değiller demek bu. Ailenin, devletinin, ülkenin, kısaca içinde yaşadığın toplumun senin üzerindeki emekleri gidip bir savaşta vurulasın diye değil. Bu, savaşta ölmek hafif bişiy olduğundan değil, senin beyin gücünün bilek gücünden daha üstün olduğundan, bu ülkeye silahlarla savaşmaktan daha fazla şeyi bilim yaparak katabileceğinden. Bilimin gücünü bilimin içindekiler azımsarsa ne gelir elden? Bilimadamı gidip cephede ölmeyi kalıp bilim yapmaktan daha kutsal sayarsa kime ne anlatılabilir ki?

Son dakika notu:
İsrail'li arkadaşıma İsrail'li bir arkadaşı tarafından yapılan yorum: "In your description of what happened on the boat you forgot to mention the fact that the soldiers where armed with flowers instead of guns.."****** benim uzalaşmacı tavrımı korumak adına diyemediklerimi İsrail'li birisinin söylemesi...




Tercümelerde orjinal anlamı koruyamayacağım endişesi ile metinleri oldukları gibi alıntıladım ama yine de bence en uygun çeviriler şu şekilde:
* Türkiye'den tanıştığım insanların hepsi de iyi ve mantıklı insanlardı, nasıl olmuş da Erdoğan'ı seçmişler?
** İsrail'den tanıştığım insanların hepsi de iyi ve mantıklı insanlar, Filistin'de neler oluyor?
*** Görülen o ki "insan hakları eylemcileri", İsrail ordusu barışçıl bir şekilde gemiye binmek için kibarca izin istemesine rağmen, gemiye binen askerlere ateş açmışlar. Böyle olunca askerlerin de kendi hayatlarını korumak için geri ateş açmaktan başka seçenekleri kalmamış.
**** Olay bu değil. Vurgulamak istediğim, politika ile insanların her zaman uyum içinde olmadığı. Ben kişisel olarak Erdoğandan NEFRET ediyorum ve eminim ki sen de Filistin'de masum insanların öldürülmesini destekleyenlerden biri değilsin. Ne var ki bunlar hayatın gerçekleri.
***** Beni endişelendiren tüm dünyada (ne yazık ki İsrail'de de) aşırılık yanlılarının güç kazanmakta olması.
****** Gemide ne olduğunu anlatırken askerlerin silah yerine çiçek kuşanmış olduklarını belirtmeyi unutmuşsun.

28 Mayıs 2010 Cuma

teknecim

Yazacağım yığınla güzel Ankara anısı vardı ki, dünya tersine döndü, bir anda alabora oldu teknem. Tekneye su kaçmasın diye debelenirken ben, ufukta kara görünmesin mi? 

Pek de anlaşılır olmadığımın farkındayım, aslında tüm niyetim "hala hayattayım" demek. Yakın zamanda detaylar da gelecek umarım. Ve evet, hala İsrail Günlükleri'nin son ikisi eksik, biliyorum. 

Herkese öpücükler!

21 Mayıs 2010 Cuma

Tükendi!


Kızlaaaar! Size kötü bir haberim var. Hani şu gözünüzü dört açıp sinemada, kantinde, dans kurlarında ve hatta apartman toplantılarında falan, kısaca her yerde aradığınız, evlenilecek erkek var ya, daha doğrusu vardı ya, hah işte o tükendi. Neden? Çünkü ondan bi tane vardı sadece ve geçen sene tam da bugün yüzüğü taktım o adamın parmağına! Nabbeeeer?!  Kaptım yavruyuu kaptııım! 


Bundan sonra boşa aramayın, elinizdeki ile idare etmeyi öğrenin, kaderinize razı olun diye haber vereyim dedim.

Sevgiler,
Cadınız

9 Mayıs 2010 Pazar

Bi tek

bunca yılda gerçekten öğrendiğim, iyi kötü aldığım her nefeste iyice anladığım tek bir gerçeği var hayatın;
bi tek annem olsun, bana bişey olmaz! yok öyle şarkılı türkülü bir deyişle değil bu, hayatın tüm gerçekliğiyle...

haksızlığa uğradığımda,
mutluluğumu paylaşacak kimsem olmadığında,
sevincimi kıskananları anlayamadığımda,
hayallerim gerçek olduğunda,
dünya başıma yıkıldığında...

bi tek o vardı...

benimle birlikte savaştı, benimle birlikte güldü, bana güç verdi, benden güç aldı...
hayatıma anlam kattı, hayatı yaşanılır kıldı...

Hayatta başka hiçbir şeye bu kadar şükretmedim:
iyi ki o benim annem, iyi ki o benim arkadaşım, iyi ki o benim Zerrin'cim...


Ah bi de birlikte daha uzun tatiller yapabilsek...