mam mim mom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mam mim mom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2011 Pazar

Mimimimimimimimimim

Güney Afrika yazısını sanırım yarın yazabileceğim ama öncesinde verilmiş bir sözüm var Karaefendi'ye.

En sevdiğim üç görsel:

Zerrin'cim ve ben... Sanırım hayatımızın en güzel döneminden bir kesit bu. İş ve huzurun bir arada olduğu, bizim de bir arada olduğumuz günlerden... Mayıs 1995 olsa gerek...


Çok da özellikli bir görsel değil ama nelerin üstesinden geldiğimi hatırlatıyor bana. Nelere göğüs gerebildiğimi, bir yandan da ne güzelliklerin içinden geçiğimi hatırlatıyor. Kasım 2008 sanırım...

Başlarken nelerle karşılacağımdan emin olmasam da yola çıkınca hayatımın bundan sonra hayal etmeye cesaret edemediğim kadar güzel gideceğini anladığımın resmidir, huzurun ve güvenin resmi... Kasım 2011
En sevdiğim üç ses:
Bunları da koyabilmek isterdim ama fark ettim ki kayıtları yok bende. En kısa zamanda bir çare bulacağım buna.
1- Zerrin'cimin sesi
2- Onurcum'un sesi
3- yanfülüt sesi

En sevdiğim üç tat:
1- Şeftali: Allah'ın varlığına inandırıyor bu lezzet beni
2- Kiraz
3- Çilek

En sevdiğim üç koku:
1- Zerrin'cimin kokusu
2- Onurcum'un kokusu
3- Parfümüm Cabotine de Rose kokusu =)

En sevdiğim üç his:
1- Sevildiğimi hissetmek
2- Özgür olduğumu hissetmek
3- Başarının verdiği o mükemmel tatmin

Ben de... kimleri mimleyeceğime karar veremedim, taliplisi var mı aceba???

17 Aralık 2009 Perşembe

2010 Mimi



Aralık ayı geldi mi çam ağacını çıkartır, kurar, her gün biraz biraz süslerdim. Son yıllarda göçebe hayatı yaşadığımdan bunu rahat rahat yapabileceğim bir yer yoktu. Bu sene ise çam ağacı için yapılacak harcamalara sevdiceğin "gereksiz" deyişleriyle boğuşamayacağımdan evdeki Noel Baba'yı getirdim Kayseri'ye. Şimdi bakıyorum da, Noel Baba da pek sevimli duruyormuş eteklerinde hediyelerle. Gün be gün ev ahalisine ve yeni yıl kutlamasını bizimle geçireceğini düşündüğüm kimselere aldığımız hediyeleri koyduk, hala daha eksiklerim olmasına rağmen o kadar çok oldular ki!

Millete ne alsam diye düşünürken "bana ne hediye edilse severim"den yola çıktığım için mi bilmem, bi dolu şey geldi aklıma. Bloga yazmak istedim bunları ama birçok kimse burayı okurken "huuu ben Noel Baba'dan şunlardan birini istiyorum" demek gibi olacağından yazamadım. Halbuki 2010 sonu geldiğinde sene başında neler istiyormuşum diye dönüp bakabilmeyi çok istemiştim.

Hal böyleyken çok sevgili SLN süper bir mim paslamış. Öyle ki yazısını okurken içimden hep "bana paslasa" diye geçirerek okudum, sonunda bana pasladığını görüp de sevinince başa dönüp bir kez de doğru düzgün okudum :)))

Gelelim 2010'dan isteklerimize. Bunlar hem Noel Baba'dan hediyeler hem de amaçlar...

- CNBC-e Dergi aboneliği (sırf abonelik için gerekli işlemleri yapmaya üşendiğimden 3 yıldır birisinin yapmasını bekliyorum.)
- Elektrik mavisi rimel (aslında bu 2 gün önce eklendi listeye)
- Siyah deri şapka (deri ceketimi giyince kokoş şapkamı takamıyorum, alnım donuyo, başım ağrıyo)
- Sky & Telescope aboneliği'ne de hayır demem asla
- Avrupa'da süper maaşı olan, bana garezi olmayan bir danışmanla çalışacağım güzel bir doktora
- Son iki(üç?) yıldır çantamda olmazsa olmaz olan tek şey: Sheepworld Ajandası! (bu veya bu olabilir)
- Öğrendiğim yemek tariflerimi yazabileceğim bir defter
- Bonn'da aldığım ve aşık olduğum ama yaz öncesi düşürüp kulpunu kırdığım kupa
- Yerleşik hayata geçiş
- Bir üstteki olmasa bile Bonn'daki gibi bir elbise dolabım olmasını çok istiyorum artık
- Terlik, yumuşacık, kocaman ama ayağımı terletmeyen cinsten (dün Migros'ta gördüm, üzeri fareli!!!!)
- Küpeci amcanın bana verdiği boş küpe takma plastiği
- Takvim, takvim, olabildiğince çok çeşit çeşit takvim
- Bana mektup ve kart atan arkadaşlar

- Devasa büyüklükte external harddisk (mesela 10TB) =D
- Sevdiklerime istediğim hediyeyi alabileceğim kadar para
- Aklıbaşında arkadaşlar
- Güzel bir tez savunması tabii ki
- Birkaç tane uluslararası yayın
- Çok daha disiplinli bir çalışma hayatı
- Her cuma parti! Böylece hafta içi tüm psikopatlığımla işime konsatre olabilirim.
- Nikon 50D!
- Pamukkale'yi görmek
- Göreme'de balon turu yapmak
- Venedik'e gitmek bir kez daha ama koşuşturma olmadan
- Benimle futbol oynayabilen bir kedi! (adı bile hazır)
- Kafese tıkmak zorunda kalmayacağımız bir muhabbet kuşu; konuşursa çok daha süper!
- Zerrincim'le tatil
- Kitap, bissürü kitap!
- Sheepworld'lü herhangi bişiy, mesela şurdan herhangi bişiy olabilir.
- On yüz bin milyon tane Cabotine!
- Star laser! şöyle güçlü kuvvetli olanlarından!
- Her zaman olduğu gibi çeşit çeşit, şekil şekil kupalara asla hayır demem, ve kar kürelerine de tabii.

Daha da vardır mutlaka ama şimdilik liste böyle. "Amma da maddiyatçıymışsın be Witchie!" derseniz de cevabım şöyle: sağlık, huzur, başarı vb istekler ne yazık ki ancak benden geçen bir yolun sonunda var, o yüzden 2010'dan istemiyorum, 2009 da vermek isterse bunları bana hemen şimdi bile olur, "Aralık ayı geldi de anca mı aklın başına geldi ey salak 2009" demem yani. Dünya barışı, Türkiye barışı, açlığın bitmesi gibi isteklerin ise ne kadar ütopik olduğunu farkedebildiğim için hiç istmemiyorum. Anneannem der hep "karnının doymayacağı yerde açlığını belli etmeyeceksin" diye, öyle yani, olmayacak işleri başından istememeyi öğrendim sanırım.

E bu da benim size yılbaşı hediyem olsun. Biraz Almanca ama idare ediverin artık, bu şirinlikle Almanca falan umursamayın, sağ tıklayıp bilgisayarınıza indirin bitte! :)

Veeee mim meselesinin en can alıcı kısmına gelelim... Sevgili St.Ziza, Şirinem, LaLoba ve Cesetizleri bu mim'i çarçabuk yazar bence. Yazarlar di mi? Hı hım!

5 Temmuz 2009 Pazar

Kim nasılmış bakiiim?

Yüz bin yıl olmuş reader'ımı tıklayıp da sevdiğim bloglara gerekli vakti ayırmayalı. Readerımın en okunası olanlar kısmında 350, tamamında ise 1000+ okunmamış yazı var. Dünden beri vakit buldukça arayı kapatmaya çalışıyorum. Okudukça görüyorum ki bi dolu şey olmuş. Mesela...
... Voodoo Girl mezun olmuş! Tebrikler!
... Böcek aşkı bulmuş! Yuppiii!
... SeMe karamsarlaşmış! Üzüldüm...
... Can işe başlamış! Yaşasın!
... PuCCa'nın blogu deşifre olmuş! Hımmm...
... Tinimi Hanım'ın kalbi kırılmış! Bi an önce mutlu olur umarım...
... Pilli Cadı da benim gibi Tr'ye dönmüş ve şimdi Almanya'da son sınavlarına giriyormuş! Bol şans!

Uzun zamandır yazmaya vakit ayıramadığım, ancak şimdi bir türlü bitmek bilmeyen yeni mini programımın çalışmasını beklerken yazabildiğim bir mim var: takip etmeye çalıştığım bloggerların görüntüsü bence nasılmış bakalım. Hepsi ile ilgili bişiyler yazmam mümkün olmadığı için ilk aklıma gelenleri yazıverdim bir çırpıda. Karakterleri ile ilgili bişiyler de yazmam gerekiyor mu bilmiyorum ama o konuda bişiy söylemeyi beceremeyeceğim için es geçiyorum.

voodoo girl: Bu mimi bana paslayan sevgili Voodoo girl, her ne kadar hemen yazamasam da mim'leri çok sevdiğimi biliyor mu acaba diye düşünüyorum :) nedense sütlü çikolata renginde kıvırcık saçlı, ne çok zayıf ne çok şişko bir voodoo girl bence. Karakteri hakkında diyecek bir şey bulamıyorum keza çoğu yazıda/yorumda fazlaca benzerlik buluyorum kendimle.

Qutunthiyişi: Nedense çok şişko olmasa da göbekli bir insan evladı geliyor gözümün önünde. Bir de gözlüklü. Hem sosyalist hem de Laz, daha ne olsun işte. Seve seve okuyorum.

Karakuş: Sıfatını bilmesem yazdıklarından yola çıkarak şişko ve gözlüklü ve de üzerinde kareli gömlek olan bir blogger gelirdi gözümün önüne ama biliyorum ki sıskacık bişiy :)

Ziza: Yine sıfatını bilmesem, incecik ve yine gözlüklü; yine kareli gömlekli ama üzerine V yakalı kazak giyen bir mon cher gelirdi gözümün önüne. Ama fotoğrafını zaten gördük blogunda.

Pino: Pino'yu da SLN gibi kıvırcık saçlı düşünüyorum ama sanırım bu çizdiği karakterden kaynaklanıyor. Çizimlerinin yanı sıra, zaman zaman da sosyal sorumluluklarının bilinciyle yazdığı yazıları okuyup da kendisi de taktir etmemek mümkün değil bence.

Jayne: Leman Sam'ın gençliğine benzer bir görüntüsü olduğunu tahmin ediyorum. Yazdıklarını ne kadar merakla okusam da üzerinde soğuk bir örtü var bence. Belki de bu soğukluğu sevdiğim için okuyorumdur.

Cesetizleri: Kesinlikle sarı saçlı olmadığını tahmin ediyorum; ve kıvırcık saçlı da değil mesela ve şişko da değil. Ne olmadığını biliyorum ama gözümün önüne bir şekil getiremiyorum. En severek okuduğum bloggerlardan birisi olduğunu biliyorum bi de :)

dejin: Neden bilmem kendisini kertenkele şeklinde düşünebiliyorum sadece. Ha bir de bekar erkekleri koruma derneği üyeliği nedeniyle yakın zamanda Erkek Blogları'ndan yazarlık teklifi alacağı kehanetinde bulunmak istiyorum; tutar mı tutmaz mi zaman göstericek :)

Böcek: Blogunun bannerındaki kızın kendisi olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili bir açıklaması oldu mu bilmiyorum ama ben öyle olduğuna inandım.

Serzeniş Meraklısı: Çok uzun boylu birisi geliyor gözümün önüne ve normalden birazcık daha zayıf bir beyefendi. Sanırım kendisine en çok yakışacak renk, haki denildiğini sonradan öğrendiğim, asker yeşilidir.

Şirinem: Bir şekil uyduramıyorum şirinem için, belki sarışın belki esmer, kıvırcık uzun saçlı belki düz ve kısa... ne kadar denedimse de hayal edemedim onu. ancak şirinlerdeki şirine geliyor gözümün önüne, tam da onun profil görüntüsündeki gibi. Sanırım sarı uzun saçları ve renkli gözleri var :) yorumları ile içimi ısıtan bloggerlardan.

:) benim atmasyonlarım böyle. Ve bir de adı geçen bloggerlar mimlenmiş oluyor. Hala yazmamış olan varsa, yazarsa çok sevinir, gözlerinizden öperimmmm!

12 Mayıs 2009 Salı

aklımda mim

Voodoo Girl ve stZiza'nın iki mimi var üzerimde, yüzyıllardır bekliyor...
Takip ettiğim blog yazarlarının neye benzediği ve hangi yıllarda yaşamak istediğim hakkında iki mim... yazmaya kıyamamak böyle oluyor işte. Daha önce yazmaya kıyamadığım mim de en sevdiğim kitaplarla ilgiliydi.
Mimlerimi unutmadım, aksine sık sık aklıma geliyor, haber vereyim dedim :)

15 Nisan 2009 Çarşamba

idealization - Mim

Sevgili Ziza'cım gıcıklık edip mimlemiş, aslında yazmama hakkımı kullanacaktım ama neyse...
Konumuzun açıklaması uzun aslında ama özetle "sevdiceğin nasıl birisi olsun istiyosun anlat bakalım" mimi bu. Şimdi buraya yazılacak herşey, hayatımdaki yeri arkadaşlıktan biraz daha öte olan çoğu kişi için geçerli, ama gayet aşikar kimilieri var ki sevdiceğimin olmazsa olmazı... Şöyle ki...

- Renkli gözlü olmasın; bakamıyorum gözlerine.
- Ukala olsun ama küstah olmasın.
- İşini sevsin.
- Sözünün eri olsun, lafının arkasında dursun, bişiy yaparım dediyse yapsın, yapmayacağı şeyleri de nasıl olsa hatırlamaz diye düşünüp kabul etmesin, "aa öyle demiştim sahi... ama unuttum yaa pardon"ları olmasın; cinlerim tepeme çıkıyor, benim de onu unutasım geliyor öyle zamanlarda.
- Yalan söylemesin, olur da söylediyse hani insanlık hali bi anlık bi salaklıkla vs., ilk fırsatta, üstünden yüzbin yıl geçmeden itiraf etsin, keza affedilmesi kuvvetle muhtemeldir, yeter ki dürüst olsun, yalan söyleyip de gözümün içine bakabildiği her an için nefret edebilirim ondan.
- O anda konuşmamı istemiyorsa açık açık söylesin, insanların dinliyomuş gibi yaptığını fark etmek hiç zor değil fakat buna sinirlenmek çok kolay.
- Dürüstlük kavramına sığınıp küstahlık yapmasın, en başta sineye çeksem de hiç olmadık zamanlarda ve hiç olmadık yerlerde yerin dibine sokup orada bırakabilirim insanı.
- İki de bir de özür dilemesin ama özür dilemesini de bilsin, özür diliyosa bi anlamı olsun.
- Zırt pırt sevgi sözcükleri sarf edip kelimelerin içlerini boşaltmasın ama mümkünse duymak isteyeceğim zamanlarda onun da içinden gelsin ve aslında;
- onun içinden gelenler benim beklediklerim olsun... Benim beklentilerimi karşılamak için bişiyler yapmasın, içinden gelenleri yapsın ve bunlar benim beklentilerim olsun.
- Bi yere gitmek istemiyorsa sırf ben istiyorum diye gitmesin, sırf ben istiyorum diye hiçbişiy yapmasın zaten içinden gelmiyosa ("içinden gelmek" takıntılı bi hatun olduğum çok belli oluyor sanırım).
- Uyuşuk olmasın.
- Kararsız olmasın ama dediğim dedik de olmasın. Hızlı düşünsün, iyi düşünsün, çabuk karar versin, sonucu kötü de olsa arkasında dursun.
- Kendi hatalarının suçunu başkasına atmasın.
- Hatayı önce kendinde arasın.
- Yalvarırım empati yoksunu olmasın.
- Sigara içmesin.
- Sezen sevsin, en azından "dinlemeye tahammül edemiyorum" demesin.
- Bilmediği konularda atıp tutmasın, karşısındakini salak yerine koymasın.
- Chavez kimdir bilsin, bilmiyorsa da bilmedikleriyle övünecek kadar aptal olmasın, öğrensin.
- Hayata karşı bir duruşu olsun.
- Nazım'ın mısralarını ezbere okuyamasa da en azından duyunca tanısın.
- Ne kadar sinirli vs. olursa olsun, karşısındakini anlamak amacıyla dinlemeyi bilsin.
- Kıpır kıpır olsun, yerinde duramasın, beni de peşinden sürüklesin, koşsun hoplasın zıplasın, o kadar enerjik olsun ki hızına yetişemiyim yorgun düşeyim.
- Kafası çalışsın ama sadece dersine parasına puluna değil, pratik zekası olsun, pratik olsun her şeyde.
- Rakı içsin, sağlam içsin, hele ki sakın içip de kusanlardan olmasın. (Allah'ım büyük konuşturuyosun beni yine, tamam kussa da paşa paşa temizleriz yani yapcak başka bişiy olmaz o durumda ama kusmasın yaa nolur)
- Sırf eleştirmiş olmak için konuşmasın, yapıcı eleştirilerde bulunsun, kayda değer laflar etsin, 'onun ağzından çıkmışsa dikkate değer bi laftır mutlaka' dedirtsin bana.
- Güvensin.
- Güvensin.
- Güvensin.
- Beni kızdırınca nasıl idare edeceğini bilsin, ne zaman yalnız bırakmak gerektiğini ne zaman yakama yapışıp durumu toparlamak gerektiğini anlasın.
- İmalı laflar etmeyeceğimi bilsin, her sözcüğün altında buzağı aramasın.
- İşime saygılı olsun.
- Zevklerime saygılı olsun.
- Öğrenmeye açık olsun.
- Aklını okumamı beklemesin, aklındakileri de kalbindekileri de kendiliğinden anlatsın.
- "Ben"i olmasın, "Sen"i olmayayım, "Biz"in ne demek olduğunu bilsin.
- Kibarlıkla kokoşluğu ayırd etsin, kendini rezil etmesin millete.
- Çantamı taşımasın, ben taşırım çantamı, ne o öyle erkek adamda hatun çantası!?! gıcık oluyorum!!!
- Dans etmeyi bilsin, hatta bana da öğretsin.
- Mümkünse ingilizce bilsin ama bilmiyorsa da taze gelinler gibi mızıldanmasın "öğrenemiyoruuuğğğmmm" diye.
- Yeniliklere açık olsun.
- Masal anlatmayı bilsin.
- Zevk sahibi olsun.
- Yakışmış mı diye sorduğumda doğru cevabı versin duymak istediğimi değil.
- Kırk yılda bir alışveriş yaparken yanıma götüreceğim tutmuşsa fikrini sorduğumda net cevaplar versin, mağzadan çıktıktan sonra "aldın ama aslında benim içime sinmedi" demesin, yediririm onları ona.
- Suyuma gitmeyi bilsin de isterse camları da silerim ben, valla bak yaparım o kadar büyük bi salak aşık potansiyeli var bende.
- Lüzumsuz yere küfretmesin, her espride "ortamda kız var şimdi bu denmez" mantığı gütmesin, ama gerzeğin biri benim yanımda danalık ederse de susup kalmasın, keza ben sinirlenince yeterince susuyorum.
- Kendisine yavşayan hatunlara nasıl davranacağını bilsin, işi bana bırakmasın.
- Bana yavşayan biri olursa benim gerekli tavrı takınacağımı, gerekirse durumu ona havale edeceğimi bilsin, içi rahat olsun, gözümün içine güvenle baksın.
- Lüzumsuz yere garsonla vs. tartışmasın, kiminle muhattap olup kiminle olmayacağını bilsin.
- "Buluşalım mı" vs. diyip sonra da "nereye gidelim?" diye bana sormasın, o bilsin nereye gideceğimizi.
- Ben bilmiyorsam o bilsin, "ben bilmem beyim bilir"; ama herşeyi de o bilmesin, ben biliyorsam susmasını bilsin.
- Hangi çiçeği sevdiğimi bilsin, çiçek almayı özel günler klişesine sokmasın, aklına estiğinde alsın, özel günlerde isterse sadece bi günaydın öpücüğü versin, gözleri parıldasın yeter.
- Doğumgünümü unutmasın!!!
- Süpriz yapmayı bilsin, yüzüne gözüne bulaştırmasın, anlamamış gibi yapmam gerekmesin, keza "beceremedin olm anladım işte" diyemiyorum insanların yüzüne karşı.
- Özel hayatın özel olduğunu bilsin.
- Arkadaşlarımızla birlikte bişiyler yapmayı sevsin, 7/24 e başbaşa olmak da bi yere kadar!
- İlişkilerde cicim ayı olduğuna, heycanın özenin vs. zamanla azalacağına inananlardan olmasın, bende bişeyler eksilirse benim de eksileceğimi bilsin.
- Eski sevgililerimle görüşmeme gıcık olmasın, kıskanıyosa adam gibi kıskansın, dozunda bıraksın çünkü;
- rahatsız olduğu bişiy varsa açık açık söylesin, afra tafra yapmasın; zaten onu rahatsız eden hiçbirşey beni mutlu etmez, istemiyosa yapmam, yeter ki söylemesini bilsin adam gibi; yoksa naz niyaz çekecek olsam fıstık gibi hatunlar var onlardan birini tavlardım ya da kurallarla yaşamak istesem gider dedemin dibinde otururdum.
- Yolda gördüğü kızlara bakmıyormuş gibi yapıp beni deli etmesin, bakıyosa adam gibi baksın açık açık, hatta bana da göstersin, benim de gözüm gönlüm açılsın ama işin b.kunu çıkarmasın ki ben de onun gözünü çıkarmıyım sonra.
- İnsanları kıyaslamamak gerektiğini bilsin, eski sevgililerimi sırayla sayıp, o mu ben mi daha yakışıklıyım/romantiğim/eğlenceliyim vs. gibi sorularla beynimi ütülemesin.
- Benim anlamsız şeylerimi sevsin, mesela çirkin el yazım ona çok güzel görünsün :P
- Benim için herşeyden önce, herkesten üstün olduğu bilsin, ama burnu kalkmasın; benim tanrım olduğunu bilsin ama onu tanrı yapanın ben oluduğumun farkına varsın.
- Sevgisini, ilgisini esirgemesin; "çok aradım biraz da o arasın", "aman fazla üstüne düşmiyim", "aman şımarmasın" demesin, ince hesaplar peşine düşmesin.
- İnsanlara karşı salaklık mertebesine varan iyi niyetime açık açık "sen salaksın" demesin, biliyorum salak olduğumu.
- Şımartsın ama "ya milletin içinde de böyle bişiy yapar da beni rezil ederse" kaygısı düşmesin aklına.
- Şımarsın şımarabildiği kadar ama samimiyetle laubalilik arasındaki çizgiyi bilsin.
- Herkesten sakındığı zayıflıklarını bana göstermekten utanmasın ama utanmayı bilsin. Yüzü kızarmayan adamdan korkarım ben.
- Üzüntüsünü anlatsın.
- Arkadaşlarından farklı bir yerim olduğunu hissettirsin.
- Mızmızlanmak için bi yerlerim ağrıyor, yoruldum vs. demeyeceğimi bilsin, yoruldum diyorsam bunu ciddiye alsın, yoksa düşüp bayıldığım zaman acile kadar koşmak zorunda kalacağını da bilsin.
- Bana gurur yapmasın ama gururlu olsun.
- Zekası olduğu kadar inançları da olsun.
- İçinde bizim olduğumuz hayaller kursun, bana da hayal kurmayı sevdirsin.
- Yanımdayken tüm kalkanlarını indirsin, onu kıracak birşey yapmayacağımı bilsin.
- Yanındayken tüm kalkanlarımı indirebileyim, beni kıracak birşey yapmayacağını bileyim.
- Aynı şeylere gülelim.
- Anlamsız ve ufak da olsa sıkıntılarımı ciddiye alsın, benimle paylaşsın, illa ki çözüm üretmeye kalkışmasın, beni anlamaya çalışsın yeter.
- "Bana neden seni seviyorum demiyosun?" demesin, "bana seni seviyorum demeni istiyorum" da demesin, içimden gelince derim zaten.
- Seni seviyorum'a cevap vermek zorunda hissetmesin, içinden ne geliyosa onu söylesin, veya sussun, ama zoraki yapmasın hiçbirşeyi.
- Jest yapmayı bilsin. --->
:D
- Memnun olduğunu göstersin.
- Eğlencelerine beni de dahil etsin.
- Beni hafife almasın, kafasını kırarım.
- Kitap okusun.
- Damarıma basmasın.
- İnadına kızdırmasın.
- Şakanın dozunu bilsin.
- Ona ihtiyacım varsa yanımda bitivermesi an meselesi olsun.
- Hayatımda o varsa başka kimseye ihtiyacım olmasın.
- Arkadaşlarını silip atmasın ama mümkünse ortak arkadaşımız haline getirsin.
- Aklındakileri susmasın ama susulacağı zamanı da bilsin, susmak istediğim zaman yakama yapışmasın ama sessizliği paylaşmasını bilsin.
- İnsanlara ama özellikle de ailesine ve büyüklerine saygılı olsun.
- Yolda gördüğü her çocuğa "ay ne sevimli şeeey" diye saldırmasın.
- Kedileri sevsin.
- 2'den fazla marka takıntısı olmasın, hiç çekemem.
- Zengin olmasın. Gerçekten bak, zengin olmasın; küçük şeylerden keyif almayı bilsin, eve aldığımız 3 portakala sevindim diye benle dalga geçmesin, o da sevinsin (ister portakala sevinsin ister benim sevinmiş olmama, farketmez.)
- Aileme ama özellikle de anneme laf etmesin, alnını karışlarım! Ben laf edersem de adabıyla sussun otursun.
- Özlemek nedir bilsin.
- Sevgisini hissettirsin.
- Sevgisini hissettirsin..
- Sevgisini hissettirsin...
- Sevgisini hissettirsin....
- Sevgisini hissettirsin.....

Of amma madde varmış yahu :) bi bu kadar daha çıkartırdım ama neyse hadi şimdilik bu kadarı yetsin artık. Aslında biraz daha bekletip daha da yazacaktım ama okuyucularım sabırsızlandığı için bi an önce yayınlamak zorunda kaldım yazıyı :))))) Tamam mı şimdi mutlu oldun mu Ziza'cım? Ev arkadaşına bakınca sen bunların kaç tanesini görüyosun bilmiyorum ama ben bana yetecek de artacak kadarını görüyorum mutlu mutlu, sen de bunu görüyorsun sanırım :)

Allah'ım nazarlar değecek kesin kem gözlere gelicez bu defa! tü tü tüüü maşallah!

Neyse, siz nazar dualarınızı okurken ben de bu mimi sevgülü 91'e ve henüz yazmamışsa eğer perişte'ye gönderiyorum! Hadi bakalım mösyö 91, madam Perişte, bekliyoruz....